YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/2168
KARAR NO : 2012/5109
KARAR TARİHİ : 03.04.2012
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde 1 gün çalıştığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin Reddine karar vermiştir.
Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici nedenlere göre davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava, davacının davalı işverene ait işyerinde 07.09.1981 tarihinde işe başladığının ve bu tarihin sigortalılık başlangıcı olarak tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece istemin reddine karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davacının (…) sigorta nolu … A.Ş işyerinde 7.9.1981 tarihinde işe başladığına dair ve baş tarafında “çırak” yazan işe giriş bildirgesinin verildiği, bildirgenin 15.9.1981 tarihinde SGK kaydına alındığı, davacının bu tarihte 16 yaşını doldurup 17 yaşından gün aldığı, davacının sigorta hizmet cetvelinden davalı işyerinden bildirilmiş başkaca bir hizmetinin bulunmadığı, davacının yasal temsilcisi ile işveren arasında imzalanmış çıraklık sözleşmesinin olmadığı, 15.3.1994 tarihinden itibaren başka işyerinden çalışmalarının bildirildiği, davalı işyerinden verilmiş 1981/3.4. dönem bordrosunda davacının çalışmasının bildirilmediği ancak Kurum vekilinin cevap dilekçesi ekinde sunulan ve kurum kaydına alınmış olan çıraklar dönem bordrosunda davacının davalı işyerinde 7.9.1981 tarihinde işe başlayıp 3. dönemde 24 gün, 4. dönemde 60 günlük çalışmasının bildirildiği, işverence ücret ödeme bordrolarının sunulmadığı, … Mesleki Eğitim Merkezinde davacının çırak kaydına rastlanmadığı anlaşılmaktadır.
Bu davada çözümlenmesi gereken hukuki sorun, hangi durumda gerçek bir çıraklık ilişkisinden söz edileceği noktasında toplanmaktadır. Çıraklık Kanunu’na göre kurulan çıraklık okullarında okuyanlar çırak sayılır. Taraflar arasındaki ilişkinin niteliğini belirlemede, bir başka ifade ile davacının dava konusu dönemde çırak olup olmadığına karar verirken çıraklık sözleşmesi hükümlerine göre değil, çalışma ilişkisine bakarak bir sonuca
varmalıdır. Gerçekten Çıraklık Sözleşmesinde akdi ilişkinin üstün niteliği çalışma değil, bir meslek ve sanatın öğretilmesidir. Çırak işyerinde üretimle ilgili çalışmalara bilfiil katılıyor, meslek ve sanat eğitimi arka planda tutuluyor ise bu durumda, çıraklık ilişkisinden söz edilemez. Zira burada gerçekleşen; işçinin emeğiyle işyeri ve işverene katkıda bulunmasıdır ki bu da ancak bir hizmet ilişkisi ile söz konusu olur. Kişi Kurumca çırak olarak bildirilmiş ise, çırak olmadığını ispat külfeti kişiye düşer. Taraflar arasındaki ilişkinin hukuki niteliği tespit edilirken, daha doğrusu davacının davalı işyerinde çırak olarak çalışmakta iken 19 yaşından gün almaya başladığı tarihten itibaren çalışmasına çırak olarak mı yoksa diğer kadrolu işçiler gibi üretime yönelik mi çalıştığı sorusuna cevap bulabilmek için “çalışma ilişkisine ve biçimine” bakmak gerekmektedir.
506 sayılı Yasa’nın 79/10.maddesinde bu tür hizmet tesbiti davalarının kanıtlanması yönünden özel bir yöntem öngörülmemiştir. Kimi ayrık durumlar dışında resmi belge ve yazılı delillerin bulunması sigortalı sayılması gereken sürelerin saptanmasında güçlü delil olmaları itibariyle sonuca etkili olurlar. Ne var ki bu tür kanıtların bulunmaması halinde somut bilgilere dayanması inandırıcı olmaları koşuluyla bordro tanıkları veya iş ilişkisini bilen komşu işyeri çalışanları gibi kişilerin bilgileri ve bunlara destekleyen diğer tanıklarla dahi sonuca gitmek mümkündür. Bu yön, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527, 30.6.1999 gün 1999/21-549-555, 5.2.2003 gün 2003/21-35-64, 15.10.2003 gün 2003/21-634-572, 3.11.2004 gün 2004/21-480-579 ve 2004/21-479-578, 10.11.2004 gün 2004/21-538 ve 1.12.2004 gün 2004/21-629 sayılı kararlarında da vurgulanmıştır.
Öte yandan 506 sayılı Yasa’nın 60/G maddesine göre 18 yaşından önce malullük, yaşlılık ve ölüm sigortalarına tabi olanların sigortalılık sürelerinin 18 yaşını doldurdukları tarihte başlayacağı, ancak bu tarihten önceki süreler için ödenen malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primlerinin prim ödeme gün sayılarına dahil edileceği bellidir.
Gerçekten davalı işyerinde davacı ile aynı dönemde çalışan ve bir tanesi imalat müdürü olan kayıtlı tanık beyanlarından, davacının hizmet aktiyle ve üretime yönelik olarak işçi sıfatıyla çalıştığı sabittir.
Mahkemece davacının 18 yaşın bitimine yani 11.02.1983 tarihine kadar, davalı işveren yanındaki çalışmasının ve hukuki statüsünün çırak olması itibariyle 506 sayılı Yasa kapsamında hizmet aktiyle çalışamayacağının kabulü yerinde ise de; 18 yaşını doldurduğu 11.2.1983 tarihinde 1 gün süre ile hizmet aktiyle çalıştığının tespitine karar verilmesi gerekirken, çalışmanın çırak olarak geçtiğinden bahisle istemin tümden reddine karar verilmesi hatalı olmuştur.
Yapılacak iş; davacının davalı işyerinde 18 yaşını doldurduğu 11.2.1983 tarihinde 1 gün süre ile hizmet aktiyle çalıştığının tespitine karar vermekten ibarettir.
Mahkemece yukarıda açıklanan bu maddi ve hukuki olgular dikkate alınmadan yazılı olduğu şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 03.04.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.