YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/21695
KARAR NO : 2012/21924
KARAR TARİHİ : 03.12.2012
MAHKEMESİ :… Mahkemesi
Davacı, 01/01/2007 tarihinden itibaren Tarım işçisi sigortalılığı hariç Tarım … sigortalısı olduğunun tespitine aksi yöndeki Kurum işleminin iptaline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre tarafların aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
Dava, davacının 01/01/2007 tarihinden itibaren 2925 sayılı Yasaya tabi tarım İşçi Sigortalılığı ile çakışan 2926 sayılı Yasaya tabi zorunlu tarım … sigortalılığının iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece, duruşmanın 11/09/2012 günlü oturumunda tefhim edilen hüküm sonucu ile ” davacının 01/01/2007-28/03/2012 tarihleri arası toplam 930 günlük, 2925 sayılı Yasaya tabi tarım İşçi Sigortalılığı süreleri hariç kalan sürede tarım … sigortalısı olduğunun tespitine ” karar verilmiştir. Bu hüküm sonucu bölümünün, gerekçeli kararın hüküm sonucu kısmına aynen alınmış ise de, kararın gerekçe bölümünün dosya kapsamı ile ilgisinin bulunmadığı, dolayısıyla gerekçe ile hüküm sonucunun birbiriyle çeliştiği görülmektedir.
6100 sayılı HMK’nın 297 ve 298.maddelerine göre yasanın aradığı anlamda oluşturulacak kararların hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar; kararın gerekçesinin de, sonucu ile tam bir uyum içinde, o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak; kısaca, maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerekir.
Zira tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve Yargıtay’ın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için, ortada, usulüne uygun şekilde oluşturulmuş; hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması zorunludur.
Hakimin son oturumda tutanağa yazdırıp tefhim ettiği karar (hüküm sonucu), esas karar olup, sonradan yazılan gerekçeli kararın gerekçe bölümünün bu karara aykırı olmaması gerekir. Oysa zaptın 11/09/2012 günlü oturumda tefhim edilen hüküm sonucu ile gerekçeli kararın gerekçe bölümünün birbirine aykırı olduğu duruşma tutanağı ve gerekçeli kararın incelenmesinden açıkca anlaşılmaktadır. Bu aykırılığın giderilmesi suretiyle gerçeğe ve hukuka uygun bir karar verilmesi gereği açıktır.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin yazılı biçimde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, tarafların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazların kabul edilmeli, hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 03/12/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.