Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2012/21935 E. 2012/22160 K. 05.12.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/21935
KARAR NO : 2012/22160
KARAR TARİHİ : 05.12.2012

MAHKEMESİ :… Mahkemesi

Davacılar, murisinin … kazası sonucu ölümünden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde isteğin açılmamış sayılmasına karar vermiştir.
Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
K A R A R
Dava, … kazasının tespiti ile maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, davacının 13.03.2001, 14.03.2002 ve 18.10.2011 tarihlerinde üç defa davayı takip etmemesi nedeniyle HMK’nın 320/4 maddesi gereğince davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği, davacı vekilinin 18.10.2011 tarihinde saat 16:20 de PTT kanalıyla mahkemeye mazeret telgrafı göndererek doktor raporunu daha sonra sunacağını belirttiği, mazeret telgrafının mahkemeye 19.10.2011 tarihinde ulaştığı, davacı vekilinin 31.10.2011 tarihinde yenileme ve eski hale getirme dilekçesi sunduğu, mahkemece mazeret dilekçesinin zamanında ulaşmaması ve belgelendirilmediği gerekçesiyle davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlık, eski hale getirme koşullarının bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 95.maddesine göre elde olmayan sebeplerle, kanunda belirtilen veya hâkimin kesin olarak belirlediği süre içinde bir işlemi yapamayan kimse, eski hâle getirme talebinde bulunabilir. Süresinde yapılamayan işlemle ulaşılmak istenen aynı sonuca, eski hâle getirme dışında, başka bir hukuki yoldan ulaşılabiliyorsa, eski hâle getirme talebinde bulunulamaz.
Kanun’un 96.maddesine göre eski hâle getirme, işlemin süresinde yapılamamasına sebep olan engelin ortadan kalkmasından itibaren iki hafta içinde talep edilmelidir. İlk derece ve istinaf yargılamalarında, en geç nihai karar verilinceye kadar eski hâle getirme talebinde bulunmak mümkündür. Ancak, nihai karar bir tarafın yokluğunda verilmişse, tahkikat aşamasında kaçırılan süreler için kararın verilmesinden sonra da eski hâle getirme talebinde bulunulabilir.
Somut olayda, davacı vekilinin 18.10.2011 tarihinde rahatsızlanması üzerine hekim raporuyla (2) gün istirahat verildiği, davacı vekilinin duruşma saatinden sonra da olsa mazeret dilekçesi göndererek hekim raporunu mahkemeye sunacağını bildirdiği, mahkemenin davacı vekilinin duruşmayı takip etmediği gerekçesiyle davanın açılmamış sayılmasına karar vermesi üzerine HMK’nın 96.maddesine göre duruşma tarihinden itibaren (2) haftalık süre içerisinde eski hale getirme isteminde bulunduğu, davacı vekilinin duruşmaya katılmamasının “geçerli bir özüre” dayandığı ve bu nedenle dosyanın takipsiz bırakıldığının kabulünün mümkün bulunmadığı, öte yandan eski hale getirme dilekçesi ve delillerinin dosyaya (2) hafta içinde sunulması mümkün olup davacının hekim raporu sunması mümkün sürenin sona ermesi beklenmeden yazılı şekilde eski hale getirme isteminin reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine 05/12/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.