Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2012/2848 E. 2013/9348 K. 09.05.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/2848
KARAR NO : 2013/9348
KARAR TARİHİ : 09.05.2013

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde geçen çalışmalarının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R

Dava, davacının 16.02.2005-14.03.2005 tarihleri arasında davalıya ait işyerinde geçen ve Kuruma bildirilmeyen çalışmalarının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasa’nın 79. maddesi bu tip hizmet tespiti davaları için özel bir ispat yöntemi öngörmemiş ise de davanın niteliği kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerektiği Yargıtay’ın ve giderek Dairemizin yerleşmiş içtihadı gereğidir. Bu tür davalarda öncelikle davacının çalışmasına ilişkin belgelerin işveren tarafından verilip verilmediği yöntemince araştırılmalıdır. Bu koşul oluşmuşsa işyerinin gerçekten var olup olmadığı kanun kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığı eksiksiz bir şekilde belirlenmeli daha sonra çalışma olgusunun varlığı özel bir duyarlılıkla araştırılmalıdır. Çalışma olusu her türlü delille ispat kazanabilirse de çalışmanın konusu niteliği başlangıç ve bitiş tarihleri hususlarında tanık sözleri değerlendirilmeli, dinlenen tanıkların davacı ile aynı dönemlerde işyerinde çalışmış ve işverenin resmi kayıtlara geçmiş bordro tanıkları yada komşu işverenlerin bordrolarına resmi kayıtlarına geçmiş çalışanlardan seçilmesine özen gösterilmelidir. Bu tanıkların ifadeleri ile çalışma olgusu hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmelidir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527, 30.6.1999 gün 1999/21-549-555- 3.11.2004 gün 2004/21- 480-579 sayılı kararları da bu doğrultudadır.
Somut olayda, davacının davalı işyerinden 14.03.2005 tarihinde bir günlük bildiriminin olduğu, Kurum müfettişinin 28.03.2008 tarihli iş kazası raporunda, davacının da içinde bulunduğu servis aracının yaptığı kaza sonucu gerçekleşen olayın iş kazası olduğu, davacının da aralarında bulunduğu işçilerin olay günü 14.03.2005 tarihinde işyerinde çalıştığının tespit edildiği, davacının önceki çalışma iddiası ile ilgili dava açması gerektiğinin bildirildiği, Kurum müfettişine ifade veren bazı tanıkların davacının kazadan önce de çalıştığı
yolunda beyanda bulunduğu, davacının 14.03.2005 tarihli jandarmaya verdiği ifadesinde, kaza günü işe başlayacağını söylediği,ancak yargılama sırasında işverenin yönlendirmesi sonucu bu şekilde beyanda bulunduğunu iddia ettiği, davalıya ait iki ayrı işyerinin bulunduğunun anlaşıldığı,bu işyerlerinde çalıştığı anlaşılan tanıkların davacının kazadan önce de çalıştığını doğruladığı anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca, davacı ile aynı dönemlerde işyerinde çalışmış veya komşu işverenlerin bordrolarına resmi kayıtlarına geçmiş çalışanları, yoksa işyeri sahipleri tespit edilip beyanlarına başvurulmadan yazılı gerekçelerle sonuca gidilmesi isabetsiz olmuştur.
Yapılacak iş; davanın nitelikçe kamu düzenini ilgilendirdiği nazara alınarak, davalı işverene ait olduğu anlaşılan 1005563 ve 1053415 sicil numaralı işyerlerine ait uyuşmazlık konusu dönemi kapsayan dönem bordrolarını ilgili Kurumdan getirtmek, davacı ile aynı dönemlerde işyerinde çalışmış ve işverenin resmi kayıtlarına geçmiş bordro tanıkları ya da komşu işverenlerin bordrolarına resmi kayıtlarına geçmiş çalışanları yoksa işyeri sahipleri tespit edilip beyanlarına başvurmak, davacının davalıya ait işyerinde çalıştığı süreyi kuşkuya yer vermeyecek şekilde tespit etmek, askerlik döneminde tespit kararı verilemeyeceğinden davacının askerliğe sevk ve terhis tarihlerini sormak ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar vermektir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin eksik araştırma sonucu yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 09/05/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.