YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/3794
KARAR NO : 2013/9772
KARAR TARİHİ : 14.05.2013
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, Kurum tarafından gönderilen ödeme emrinin iptaliyle, borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı kanuni gerektirici nedenlere göre davalı Kurum vekilinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava, limited şirket ortağı olan davacı aleyhine şirketin 2003/1,2,3,4.aylarına ait prim borçlarından dolayı davalı Kurumca çıkartılan ödeme emrinin iptali ile davacının borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, borçlu şirketin kaşe ve yetkilisinin imzasını taşır 4958 sayılı Yasa gereği prim borçlarının yapılandırılmasına dair dilekçe ile zamanaşımının kesildiği ve davacının % 50 oranındaki hissesi de dikkate alınarak hissesine düşen 669,12 TL prim borcundan ve bu miktara gelen gecikme zammından sorumlu olduğu belirtilerek davanın kısmen kabulü ile davalı kuruma ait 2003/13857 sayılı takip dosyasından davacıya gönderilen 13.01.2009 tarih ve 1.365.092 sayılı ödeme emrindeki prim borçlarından 669.12 TL asıl alacak ve bu miktara karşılık gelen gecikme zammı yönünden takibin devamına, fazlaya ilişkin kısımlar yönünden ise takibin ve ödeme emrinin iptaline, 66.91 TL haksız çıkma tazminatının davacıdan alınarak davalıya verilmesine karar verilmiştir.
Davanın yasal dayanağını oluşturan, 506 sayılı Yasa’nın 80/12. maddesinde: Sigorta primlerini haklı sebepleri olmaksızın, birinci fıkrada belirtilen süre içerisinde tahakkuk ve tediye etmeyen kamu kurum ve kuruluşların tahakkuk ve tediye ile görevli kamu görevlileri mesul muhasip, sayman ile tüzelkişiliği haiz diğer işverenlerin üst düzeydeki yönetici veya yetkililerinin kuruma karşı, işverenleri ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olacakları, 5510 sayılı Yasa’nın 88. maddesinde de Kurumun sigorta primleri ve diğer alacakları haklı bir sebep olmaksızın bu Kanunda belirtilen sürelerde ödenmez ise kamu idarelerinin tahakkuk ve tediye ile görevli kamu görevlileri, tüzel kişiliği haiz diğer
işverenlerin şirket yönetim kurulu üyeleri de dahil olmak üzere üst düzeydeki yönetici veya yetkilileri ile kanuni temsilcilerinin Kuruma karşı işverenleri ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olacakları bildirilmiştir.
Öte yandan, 6183 sayılı Yasanın 35.maddesine göre,(Değişik madde: 22/07/1998 – 4369/21 md.)Limited şirket ortakları (Değişik ibare: 04/06/2008 – 5766 S.K./3.mad) şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu olurlar ve bu Kanun hükümleri gereğince takibe tabi tutulurlar.
Somut olayda, Kurumun gönderdiği 2003/13857 takip nolu ödeme emrine göre davacının %50 hisseli ortağı olduğu şirketin 2003/1,2,3,4. aylarına ait prim borcu nedeniyle toplam 9.582,62 TL amme alacağını ödemesinin istendiği, davacının 27.02.2003 tarihinde %50 hissesini devrettiği, şirketin diğer kurucu ortağının 28.08.2003 tarihinde 4958 sayılı yasa uyarınca Kurumdan yapılandırma talebinde bulunup, herhangi bir ödeme yapmadığı anlaşılmaktadır.
6183 sayılı Kanun’un 103. maddesinde zamanaşımını kesen haller sayılmıştır. Amme alacağının özel kanunlara göre ödenmek üzere müracaatta bulunulması ve/veya ödeme planına bağlanması da zamanaşımını kesen haller içinde yer almaktadır.Ancak somut olayda yapılandırma talebinde bulunan davacı değil, diğer ortaktır. Diğer kurucu ortağın borcu 6183 sayılı Yasanın 35.maddesine göre kendi hissesi oranındaki borçtur, bu borç davacınınkinden farklıdır ve bağımsızdır. O halde her ne kadar yapılandırma zamanaşımını kesen sebep ise de, borcu davacının borcundan farklı olan diğer ortağın Kurumdan talep ettiği yapılandırma nedeniyle davacı yönünden zamanaşımı kesilmeyecektir.
Mahkemece yukarıda sayılan maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz eden davacıya iadesine
14.05.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.