YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/3803
KARAR NO : 2013/9766
KARAR TARİHİ : 14.05.2013
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, yetim aylığının iptaline ilişkin Kurum işleminin iptaline, kesildiği tarihten itibaren tekrar ödenmesi gerektiğinin tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
K A R A R
Dava, davacının ölen babası nedeniyle aylık almaya hak kazandığının tespiti ile Kurum tarafından ayrıldığı eşle birlikte yaşama gerekçesi ilekesilen aylığın yeniden bağlanması istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulü ile, davalı Kurumun 30/09/2009 tarih ve 573671 sayılı maaş kesme işleminin iptali ile yetim aylığının kesildiği 01/10/2008 tarihinden itibaren yeniden bağlanmasına karar verilmiştir.
Davanın, yasal dayanağı 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 56’ncı maddesinin ikinci fıkrasıdır. Fıkrada “Eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı belirlenen eş ve çocukların, bağlanmış olan gelir ve aylıkları kesilir. Bu kişilere ödenmiş olan tutarlar, 96’ncı madde hükümlerine göre geri alınır.” düzenlemesine yer verilmiştir. Anılan madde 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe girmiştir. 5510 sayılı Yasanın 56 maddesinin Anayasaya aykırı olduğu gerekçesiyle iptali istemiyle Anayasa Mahkemesi’ne yapılan 2009/86 Esas numaralı başvurunun, 28.04.2011 tarihinde verilen karar ile reddedilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, davacının 22.01.2008 tarihinde boşandığı, 1999 ve 2003 doğumlu iki oğlunun velayetinin anneye verildiği, 15.12.2008 tarihli kontrol memur tutanağı ile davacının ikametgahına gidildiğinde, davacı ve eski eşin aynı evde görüldüğü, davacı ve eski eşin imzalı beyanlarında; çocuklarının sünnet düğünü nedeniyle aynı evde bulunduklarının beyan edildiği, yine tutanakta adı geçen mahalle muhtarının imzalı beyanında davacının eski eşi ile birlikte yaşadığının bildirildiği anlaşılmaktadır. Yargılama aşamasında tutanak sahibi kontrol memuru ve muhtar dinlenmiş, kontrol memuru beyanıyla tutanak günü eve gidildiğinde sünnet törenine ilişkin herhangi bir izlenim edinemediğini, muhtar ise kontrol memuruna verdiği imzalı beyanını değiştirerek davacı ile eski eşin birlikte yaşayıp yaşamadığını bilmediğini, ayrı yaşadıklarını duyduğunu söylemiştir.
5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 59/2. maddesinde “Kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurlarının görevleri sırasında tespit ettikleri Kurum alacağını doğuran olay ve bu olaya ilişkin işlemler, yemin hariç her türlü delile dayandırılabilir. Bunlar tarafından düzenlenen tutanaklar aksi sabit oluncaya kadar geçerlidir.” hükmü yer almaktadır.
Somut olayda 15.12.2008 tarihinde yapılan denetim sırasında davacının boşandığı eşi ile aynı adreste hazır bulunması, iddia olunan sünnet töreninin ispatlanamamış olması ve muhtarın çelişkili beyanının sonuca etkili olmaması nedeniyle davacı ve eski eşin aynı adreste birlikte yaşamaya devam ettikleri sabit olup 5510 sayılı yasının 59/2. maddesi gereğince Kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurları tarafından düzenlenen tutanak içeriğinin de aksi ispat edilemediğinden davanın reddi gerekirken mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi; usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 14.05.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.