Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2012/5005 E. 2013/9511 K. 13.05.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/5005
KARAR NO : 2013/9511
KARAR TARİHİ : 13.05.2013

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde geçen çalışmalarının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R

Dava; davacının 1998 yılı Mart ayı ile 20.07.2008 tarihi arasındaki çalışmalarının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece; davacının kesintisiz çalıştığını ispat edemediği gerekçesiyle dava reddedilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davacının, davalı işyerinde 10.07.2001 tarihinde işe başladığını bildiren 10.07.2001 varide tarihli işe giriş bildirgesi bulunduğu, davacının davalı işyerinde geçen bir kısım çalışmalarının davalı Kurum’a bildirildiği, bordrolarda isimleri bulunan davalı tanıklarının; davacının yaz sezonunda davalı şirkete ait inşaatlarda bekçilik yaptığını bildirdikleri, ancak davacının çalışmalarından kış aylarında da tam bildirimlerin mevcut olduğu, bordrolarda isimleri bulunan davacı tanıklarının ise davacının çalışmasının kesintisiz olup olmadığı ile ilgili beyanda bulunmadıkları, davacının daha önce işçilik alacaklarına ilişkin dava açtığı anlaşılmıştır.
Uyuşmazlık; somut olayda fiili çalışma olgusunun ispatı konusunda, mahkemece yapılan inceleme ve araştırmanın hükme yeterli bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
506 sayılı Yasanın 79/10. maddesinde bu tür hizmet tespit davalarının kanıtlanması yönünden özel bir yöntem öngörülmemiştir. Kimi ayrık durumlar dışında resmi belge ve yazılı delillerin bulunması sigortalı sayılması gereken sürelerin saptanmasında güçlü delil olmaları itibariyle sonuca etkili olurlar. Ne var ki bu tür kanıtların bulunmaması salt bu nedene dayalı istemin reddine neden olmaz. Somut bilgilere dayanması koşuluyla, bordro tanıkları veya iş ilişkisini bilen veya bilmesi gereken komşu işyerleri kayıtlı çalışanları gibi kişilerin bilgileri ve bunları destekleyen kimi diğer kanıtlarla dahi sonuca gitmek mümkündür. Kamu düzenine dayalı bu tür davalarda hakim, görevi gereği doğrudan soruşturmayı genişleterek sigortalılık koşullarının oluşup oluşmadığını belirlemelidir. Bu yön Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527,30.6.1999 gün 1999/21-549-555,5.2.2003 gün 2003/21-35-64,15.10.2003 gün 2003/21-634-572,3.11.2004 gün 2004/21-480-579 ve 10.11.2004 gün 2004/21-629 sayılı kararlarında da vurgulanmıştır.
Somut olayda; davacının daha önce açtığı işçilik alacaklarına ilişkin dosya incelenmeden, davacının çalışmalarının sürekli olup olmadığı hiçbir tereddüte mahal vermeyecek şekilde ortaya konulmadan, 07.11.2005 tarihinden sonraki çalışmaların geçtiği işyerileri araştırılmadan sonuca gidilmesi isabetsiz olmuştur.
Mahkemece yapılacak iş; davacının daha önce açmış olduğu işçilik alacaklarına ilişkin dosyayı dosya içerisine alarak incelemek, davacının hizmet cetvelinden 07.11.2005 tarihinden sonra hizmet bildirilen işyerilerinin davalı şirkete ait olup olmadığını araştırmak, re’sen bordro tanığı ve davacının tespitini talep ettiği dönemdeki komşu işyeri sahiplerini ve çalışanlarını tespit ederek dinlemek ve tüm bu delillerle davacının çalışmalarının mevsimlik mi yoksa sürekli mi olduğu hususunu hiçbir tereddüte mahal bırakmayacak şekilde ortaya koyarak varılacak sonuca göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular nazara alınmaksızın eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine
13.05.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.