YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/5187
KARAR NO : 2013/11152
KARAR TARİHİ : 30.05.2013
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde 01/06/2000-16/10/2005 tarihleri arasında çalıştığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Dava, davacının 01.06.2000-16.10.2005 tarihleri arasında davalıya ait işyerinde geçen ve Kuruma bildirilmeyen çalışmalarının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.
Davanın yasal dayanağını oluşturan,506 sayılı Yasa’nın 2.maddesine göre, bir hizmet akdine dayanarak bir veya bir kaç işveren tarafından çalıştırılanlar, bu kanuna göre sigortalı sayılır. Aynı Yasa’nın 6. maddesinde; çalıştırılanlar işe alınmalarıyla kendiliğinden sigortalı olurlar. Bir işin sigortalı hizmet olarak değerlendirilmesi için işçinin “zaman” ve “bağımlılık” unsurlarını gerçekleştirecek biçimde işverenin işyerinde çalışması koşuldur. Hizmet akdinin yazılı olarak yapılması koşul değildir. Diğer bir anlatımla,bir kimsenin sigortalı sayılması için hizmet akdine göre çalışması yeterli olup, sigortalı olmak için Sosyal Sigortalar Kanunu’nun 3-I/B ve 78/2. maddelerine göre, ücretin koşul olmadığı da açık-seçiktir. Bundan başka, ücretin; nakit (para) olarak ödenmesi mümkün olduğu gibi ayni yardım olarak ta yerine getirilmesi olasıdır.
Diğer yandan 506 sayılı Yasanın 79. maddesi bu tip hizmet tespiti davaları için özel bir ispat yöntemi öngörmemiş ise de davanın niteliği kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerektiği Yargıtay’ın ve giderek Dairemizin yerleşmiş içtihadı gereğidir. Bu tür davalarda öncelikle davacının çalışmasına ilişkin belgelerin işveren tarafından verilip verilmediği yöntemince araştırılmalıdır. Bu koşul oluşmuşsa işyerinin gerçekten var olup olmadığı kanun kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığı eksiksiz bir şekilde belirlenmeli daha sonra çalışma olgusunun varlığı özel bir duyarlılıkla araştırılmalıdır. Çalışma olgusu her türlü delille ispat kazanabilirse de çalışmanın konusu niteliği başlangıç ve bitiş tarihleri hususlarında tanık
sözleri değerlendirilmeli, dinlenen tanıkların davacı ile aynı dönemlerde işyerinde çalışmış ve işverenin resmi kayıtlara geçmiş bordro tanıkları yada komşu işverenlerin bordrolarına resmi kayıtlarına geçmiş çalışanlardan seçilmesine özen gösterilmelidir. Bu tanıkların ifadeleri ile çalışma olgusu hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmelidir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527,30.6.1999 gün 1999/21-549-555- 3.11.2004 gün 2004/21- 480-579 sayılı kararları da bu doğrultudadır.
Somut olayda, davacının davalıya ait işyerinden bildiriminin olmadığı, davadışı işyeinden 15.11.1999 tarihinde çıkışının olduğu, tespit talep edilen dönemde 30.12.2000-30.06.2003 tarihleri arasında 7 farklı işyerinden toplam 165 gün bildiriminin olduğu, zabıta araştırması ile tespit edilen bir kısım tanıkların davacının çalışmasını doğruladığı ancak ücret alıp almadığı konusunda net bilgileri olmadığı anlaşılmaktadır.Hal böyle olunca, mahkemece dinlenen komşu işyeri tanıkları ile ilgili belgeler getirtilmeden ve davacının askerlik öncesi ve sonrası ne kadar ara verdiği yeterince araştırılmadan sonuca gidilmesi isabetsiz olmuştur.
Yapılacak iş; davanın nitelikçe kamu düzenini ilgilendirdiği, sigortalı olmak için ücretin koşul olmadığı, ücretin; nakit (para) olarak ödenmesi mümkün olduğu gibi ayni yardım olarak ta yerine getirilmesinin olası olduğu nazara alınarak, davacının talep edilen dönemde bildirildiği işyerlerinin davalı işverenle ilgisi olup olmadığını araştırmak, hizmetin geçtiği iddia edilen yerde, civar ilçelerde veya beldelerde davalı işverene ait şube işyeri tescili olup olmadığını, aynı işverene bağlı olarak benzer işi yapan kayıtlı çalışan olup olmadığını ilgili Kurumdan sormak, varsa dönem bordrolarını getirtmek, davacı ile aynı dönemlerde işyerinde çalışmış ve işverenin resmi kayıtlarına geçmiş bordro tanıkları yada komşu işverenlerin bordrolarına, resmi kayıtlarına geçmiş çalışanlarını veya işverenleri tespit … beyanlarına başvurmak, davacının davadışı işyerlerindeki çalışmalarını hakdüşürücü süre yönünden değerlendirmek ve sonucuna göre karar vermektir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz eden davacıya iadesine
30.05.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.