YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/5671
KARAR NO : 2013/10980
KARAR TARİHİ : 28.05.2013
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, altı aylık borçlanma fişinin ve Kurum işleminin iptaline, Kurum tarafından kesinti yapılmış ise kesintilerin kesinti tarihinden itibaren geri ödenmesine, borçlanma talebinden tamamen vazgeçtiği için dilekçelerin işleme konulmamasına karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
K A R A R
Dava; 5434 sayılı Yasa kapsamında iştirakçi olan davacının, 5434 sayılı Kanun uyarınca borçlandığı 6 aylık askerlik süresine ilişkin borçlanma fişinin ve kurum işleminin iptali ile Kurum tarafından yapılan kesintilerin yasal faizi ile birlikte kendisine geri ödenmesi ve borçlanma talebinden tamamen vazgeçtiği için 18.3.2011 ve 31.5.2011 tarihli dilekçelerinin işleme konulmaması gerektiğinin tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece; davacının altı aylık askerlik süresinin borçlandırılmasına ilişkin 17.2.2011 tarihli C046929 sayılı kurum işleminin iptaline karar verilmiştir.
Uyuşmazlık, görevli yargı yolunun belirlenmesi noktasında toplanmaktadır.
6100 sayılı HMK’nın 114/1-b maddesine göre “yargı yolunun caiz olması” dava şartı olup mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir.
5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Yasası 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe girmiş olup Yasa’nın 101.maddesine göre bu Kanunda aksine hüküm bulunmayan hallerde, bu Kanun hükümlerinin uygulanmasıyla ilgili ortaya çıkan uyuşmazlıklar iş mahkemelerinde görülür.
5510 sayılı Yasa’nın “5434 sayılı Kanuna İlişkin Geçiş Hükümleri” başlıklı Geçici 4. maddesinin 4. Fıkrasına göre “Bu Kanunda aksine bir hüküm bulunmadığı takdirde; iştirakçi iken, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamına alınanlar, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce 5434 sayılı Kanun hükümlerine tabi olarak çalışmış olup bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendine tabi olarak yeniden çalışmaya başlayanlar ile bunların dul ve yetimleri hakkında bu Kanunla yürürlükten kaldırılan hükümleri de dahil 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre işlem yapılır.”
5510 sayılı Kanunun 101 nci maddesinde yer alan “…bu Kanun hükümlerinin uygulanmasıyla ilgili ortaya çıkan uyuşmazlıklar İş Mahkemelerinde görülür.” bölümünün iptali istemiyle yapılan itiraz başvurusunda Anayasa Mahkemesi, 22.12.2011 tarih ve E: 2010/65, K: 2011/169 sayılı kararıyla iptal isteminin reddine karar … ve kararın gerekçe bölümünde 5754 sayılı Kanun’un yürürlüğe girmesinden önce iştirakçi sıfatıyla çalışmakta olan memurlar ve diğer kamu görevlileri ile emekli sıfatıyla 5434 sayılı Kanun’a göre emekli, dul ve yetim aylığı almakta olanlar ve ayrıca memurlar ve diğer kamu görevlilerinden ileride emekliliğe hak kazanacaklar yönünden Sosyal Güvenlik Kurumu’nun tesis edeceği işlem ve yapacağı muameleler idari işlem niteliğini korumaya devam edeceğinden bunlara ilişkin ihtilaflarda idari yargının görevli olmaya devam edeceği ifade edilmiştir. Anayasa’nın 153/son maddesine göre Anayasa Mahkemesi kararları Resmi Gazetede yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzelkişileri bağlar. Anayasa Mahkemesi kararları ile doktrindeki ağırlıklı görüş; Anayasa Mahkemesi kararlarının gerekçesinin de bağlayıcı olduğu yönündedir.
Öte yandan Uyuşmazlık Mahkemesinin 4.9.2012 tarihli 2012/64-83 Esas ve Karar sayılı kararında 5510 sayılı Yasanın yürürlüğe girmesinden önce iştirakçi sıfatıyla çalışmakta olan memurlar ve diğer kamu görevlileri ile emekli sıfatıyla 5434 sayılı Kanuna göre emekli, dul ve yetim aylığı almakta olanlar ve ayrıca memurlar ve diğer kamu görevlilerinden ileride emekliliğe hak kazanacaklar yönünden Sosyal Güvenlik Kurumunca tesis edilen işlem ve yapacağı muamelelerin “idari işlem” ve “idari eylem” niteliğini korumaya devam edeceği, dolayısıyla, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 2/1-a maddesinde belirtilen idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılan iptal davaları kapsamında bulunan, emekli kamu personeli olan davacı tarafından açılan davanın, görüm ve çözümünün idari yargı yerinde görüleceği, 5510 sayılı bu Kanunun yürürlüğe girmesinden sonra memur ve diğer kamu görevlisi olarak çalışmaya başlayanların ise 5510 sayılı Kanunun 4/c maddesi uyarınca, bu Kanun hükümlerine tabi sigortalı sayılacağı ve haklarında 5434 sayılı Kanunun değil 5510 sayılı Kanunun öngördüğü kural ve esasların uygulanacağı dolayısıyla ihtilafların da adli yargı yerinde çözümleneceği sonucuna varılmıştır.
Somut olayda; Emekli Sandığı iştirakçisi olan davacının askerlikte geçirdiği altı aylık sürenin emeklilik süresine dahil edilmesi için Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığına başvurarak askerlik borçlanma talebinde bulunduğu, hizmet borçlanma fişinin Emekli Sandığı Genel Müdürlüğü tarafından düzenlendiği ve 11.3.2011 tarihinde davacıya bildirildiği, ancak davacının 1985/2. dönem ile 1987/1. dönem arasında geçen 506 sayılı Kanun kapsamındaki toplam 228 günlük sürenin de emeklilik suresi hesabına katıldığını öğrenmesi üzerine 18.3.2011 tarihinde dilekçe ile altı aylık değil üç aylık bir borçlanma talebinde bulunduğu, Kurumca red kararı verilmesi üzerine, “31.5.2011 tarihinde; … Üniversitesi Personel Daire Başkanlığına hitaben yazdığı dilekçede; “6 aylık borçlanma fişinin iptali ile yeniden 3 aylık borçlanma talebinde bulunduğunu” beyan ettiği, Kurumun 7.7.2011 tarihli cevabi yazısında; “5434 sayılı Kanunun Ek 27. maddesi uyarınca borçlanma isteğinin 30 gün içerisinde geri alınabileceği, ancak davacının söz konusu dilekçede borçlanma isteminden vazgeçme talebinde bulunulmadığından ve sadece süre düzeltme talebinde bulunulduğundan söz konusu borçlanma fişinin kesinlik kazandığı ve iptal edilmesi ve borçlanmasının üç ay üzerinden yeniden hesaplanmasının mümkün bulunmadığının” bildirildiği, davacının maaşından; Aralık 2011 tarihinde; 198,00 TL kesinti yapıldığı, Mayıs 2012 tarihine kadar her ay kesinti yapılacağının belirtildiği görülmüştür.
Uyuşmazlığın, İdarenin bu red kararına ilişkin işleminin iptali isteminden kaynaklandığı anlaşılmakla, uyuşmazlığın çözümünün idari yargının görev alanına girdiği gözetilerek 6100 sayılı HMK’nın 114/1-b maddesine göre dava şartı olan “yargı yolunun caiz olmaması” nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken işin esasına girilerek yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 28/05/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.