YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/5883
KARAR NO : 2013/11488
KARAR TARİHİ : 03.06.2013
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde 01/04/1988-03/05/2005 tarihleri arasında çalıştığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre davalıların aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava, davacının sigortalılığının en son aldığı 800,00 TL net ücreti üzerinden tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile, davacının 10/12/1998-03/05/2005 tarihleri arasındaki aylık ücretlerinin asgari ücret dönemlerine göre asgari ücretin 2,2847351 katı olduğunun tespitine karar verilmiş ise de, bu sonuca eksik araştırma ve inceleme ile gidildiği anlaşılmaktadır.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının prime esas aylık kazancının belirlenmesi noktasında toplanmaktadır.
506 sayılı Yasa’nın 79/10. ve 5510 sayılı Yasa’nın 86/8. maddelerine göre ” Yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar, çalıştıklarını hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içerisinde mahkemeye başvurarak alacakları ilam ile ispatlayabilirlerse, bunların mahkeme kararında belirtilen aylık kazanç toplamları ile prim ödeme gün sayıları nazara alınır.”
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, davacı adına işe giriş bildirgesinin 10/12/1998 tarihinde davalı tarafından Kuruma verildiği, 10/12/1998-03/05/2005 tarihleri arası bildirimlerin tamamının asgari ücret üzerinden bildirildiği, 1998-2005 yılları arası asgari ücret üzerinden düzenlenen imzalı ücret bordrolarının bulunduğu, davacı tarafından imzalı 03/05/2005 tarihli ibraname ile 15/04/2005 tarihli fesih bildirim belgelerinin dosyaya sunulduğu, davalı şirket antetli ve imzalı Vakıfbank ve Koçbanka yazılan 10/12/2004 ve 15/12/2004 tarihli yazılarda davacının net maaşının 800,00 TL olduğunun belirtildiği, davacı
tanığı beyanında maaşın 800-900 TL olduğunu davacıdan duyduğunu, davalı tanıkları ise davacının ofis elemanı olarak irtibat bürosunda çalıştığını ve asgari ücretten maaş aldığını belirttikleri, Mayıs/2005 tarihli ve davacı tarafından imzalı kıdem-ihbar tazminat bordrosunda son brüt ücretin 490,00TL yani asgari ücret olarak belirtildiği, bilirkişi tarafından düzenlenen alternatifli raporda, davalı şirket tarafından bankalara yazılan yazıdaki 800,00TL esas alınırsa aylık ücretin asgari ücret dönemlerine göre asgari ücretin 2,2847351 katı olduğunu, imzalı ücret bordroları esas alındığında ise maaşın 800 TL olduğunu gösteren yazı tek başına yeterli olamayacağından iddianın ispatlanamadığı şeklinde kanaat belirttiği, anlaşılmaktadır.
Somut olayda, bilirkişi raporunda davalı işverenin davacıya ödediği kıdem ve ihbar tazminatını gösteren bordro ile ibranamenin dosyada bulunmadığını, bu nedenle kıdem ve ihbar tazmınatına göre maaş tespitinin mümkün olmadığı, ödeme iddiasının soyut kaldığını belirtmiş ise de, bu fotokopilerin dosyada bulunduğu tespit olunmuştur. Öte yandan, her ne kadar mahkeme tarafından bankalara yazılan yazılardaki miktar esas alınmış ise de, bu belgelerden daha sonra düzenlenen kıdem- ihbar tazminatı ve ücret bordrolarında davacının imzasının bulunduğu, dolayısıyla bu belgelerdeki imzanın taraflara ait olup olmadığını araştırılmadan ve şayet bu belgelerdeki imzalar davacıya ait ise davanın reddi cihetine gidileceği hususları dikkate alınmadan sonuca gidilmesi hatalı olmuştur.
Yapılacak iş, dosyada bulunan kıdem- ihbar tazminat bordrosu ile ücret ödeme belge asıllarına celp olunup, üzerinde imza incelemesi yaptırılarak, şayet imza davacıya ait ise davanın reddine karar vermek, davacıya ait değilse şimdiki gibi karar vermekten ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin hatalı değerlendirme sonucu yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Kabule görede, kısmen kabul kararı verildiği halde, yargılama giderinin taraflar arasında paylaştırılmaması hatalıdır.
O halde, davalıların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalılardan … Uluslararası Nakliyat Ve Tic. A.Ş.’ye iadesine, 03/06/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.