Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2012/7352 E. 2013/17737 K. 01.10.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/7352
KARAR NO : 2013/17737
KARAR TARİHİ : 01.10.2013

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, kesilen aylığının yeniden bağlanması gerektiğinin tespitiyle, Kuruma borçlu olmadığına, biriken aylıkların faiziyle tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R

1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici nedenlere göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
2-Davacı, yaşlılık aylığını iptal eden Kurum işleminin iptali ile kesildikten sonra ödenmeyen aylıkların yasal faizi ile birlikte ödenmesi ve Kuruma borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, ilamında belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne, 01.06.1995 – 31.07.2002 döneminde davacıya ödenen 47.529,56 TL yönünden davacının borçlu olmadığının tespitine, davacıya dava açıldıktan sonra yaşlılık aylığı bağlanmış olduğundan ve ödenmeyen 18.08.2008 – 30.09.2008 dönemine ait aylıkların ödenmiş olduğu anlaşıldığından bu hususlarda davanın konusu kalmadığından karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, davacıya 24.05.1995 tarihli tahsis talebi üzerine 01.06.1995 tarihinden geçerli olmak üzere 506 sayılı Kanunun 60. maddesi gereğince yaşlılık aylığı bağlandığı, yaşlılık aylığının 4708 gün 506 sayılı Kanun kapsamındaki sigortalılık, 720 gün askerlik borçlanması olmak üzere toplam 5428 gün primi ödenmiş sigortalılık süresine göre bağlandığı, Kurumca sonradan yapılan incelemede davacının yaşlılık aylığının bağlanması sırasında dikkate alınan bir kısım çalışmaların, davacı ile aynı ismi taşıyan başka bir kişiye ait olduğunun anlaşıldığı, bu nedenle başlangıçta yaşlılık aylığının şartlarını taşımadığı belirtilerek, davacının aylığının başlangıç tarihi itibari ile kesildiği ve başlangıçtan itibaren ödenen aylık miktarı olan toplam 47.529,56 TL’nin geri istenildiği, ondan sonra davacının tekrar başvurusu üzerine 4048 gün 506 sayılı Kanun kapsamında sigortalılık ve 720 gün askerlik borçlanması olmak üzere toplam 4768 gün primi ödenmiş sigortalılık süresine göre 01.10.2008 tarihinden itibaren yeniden yaşlılık aylığı bağlandığı anlaşılmıştır.
Konuya ilişkin 5510 sayılı Yasa öncesi mevzuata bakıldığında, 506 sayılı Yasanın “Yersiz ve yanlış ödemelerin tahsili”ni düzenleyen 121. maddesinde yersiz ödeme halinde iade yükümünün kapsamını belirleyen bir düzenleme bulunmadığı gibi, anılan Yasa içeriğinde konuyu düzenleyen başka bir düzenlemenin de yer almadığı görülmektedir. 5510 sayılı Yasanın 96. maddesi ile 506 sayılı Yasada yer almayan yeni bir düzenleme getirilmiş, sebepsiz zenginleşmenin kasıtlı kusurlu davranıştan veya Kurumun hatalı işleminden kaynaklanmasına bağlı olarak istirdadı mümkün ödeme miktarları belirlenmiştir. Kapsam belirlendikten sonra, ilgilinin Kurumdan alacağı yoksa geri alma işleminin genel hükümlere göre yapılacağı öngörülmüştür. 5510 sayılı Yasanın geçici maddelerinde ise, yersiz ödemelerin tahsili konusunda önceki hükümlerin uygulanması gereğini öngören herhangi bir kural yer almamaktadır.
Belirtilen nedenlerle; 5510 sayılı Yasanın 96. maddesi hükmünün, Kurumun yersiz ödemeden kaynaklanan alacakları konusunda süren uyuşmazlıklara uygulanması gerekmektedir.
Somut uyuşmazlıkta, iadeyle yükümlü olunan tutarın belirlenmesinde, 5510 sayılı Yasanın 96. maddesiyle getirilen düzenleme, Borçlar Kanununun 63. maddesine göre sebepsiz zenginleşmede iade konusuna ilişkin özel bir düzenleme niteliğinde olup; zamanaşımı hükmü olarak nitelenmesine olanak bulunmadığından, iadenin kapsamını belirlerken, Borçlar Kanununun 63. maddesinin uygulama olanağı bulunmayıp, 5510 sayılı Yasanın 96. maddesi çerçevesinde değerlendirme yapılması zorunlu bulunmaktadır.
Dava konusu olayda, davacıya yaşlılık aylığı bağlanması esnasında, hizmet süresi hesaplanırken davacı ile aynı ismi taşıyan başka bir kişinin 580 günlük çalışmasının davacıya mal edilmesinde davacının etkisi olmadığı, başka kişiye ait olup da davacıya mal edilen hizmetin düşmesinden sonra davacının toplam 4848 gün primi ödenmiş sigortalılık süresinin olduğu, primi ödenen gün sayısına göre davacıya kısmi yaşlılık aylığı bağlanması gerektiği, 506 sayılı Yasanın Geçici 81/C maddesi uyarınca kısmi yaşlılık aylığı şartlarının da 14.04.2002 tarihinde gerçekleştiği, o halde 01.05.2002 tarihinden itibaren davacıya kısmi yaşlılık aylığı bağlanması gerektiği, buna rağmen Kurumca 01.10.2008 tarihinden itibaren kısmi yaşlılık aylığı bağlandığı anlaşılmıştır.
Şartları oluşmadığı halde davacıya bağlanan yaşlılık aylığının, Kurumun hatalı işlemine dayandığının anlaşılması, bu hatalı işlemin meydana gelmesinde davacının etkisinin olmaması karşısında; davacının iyiniyetli olarak kabul edilerek, davacıya şartların oluştuğu 01.05.2002 tarihinden itibaren bağlanacak kısmi yaşlılık aylığının ay be ay miktarının Kurumdan sorulması, buna göre davacıya ödenmesi gereken aylıkların ve buna bağlı olarak yersiz ödenen fazla miktarın hesaplanması, 5510 sayılı Kanunun 96. maddesinin, “Kurumca işverenlere, sigortalılara, isteğe bağlı sigortalılara gelir veya aylık almakta olanlara ve bunların hak sahiplerine, genel sağlık sigortalılarına ve bunların bakmakla yükümlü olduğu kişilere, fazla veya yersiz olarak yapıldığı tespit edilen bu Kanun kapsamındaki her türlü ödemeler, … b) Kurumun hatalı işlemlerinden kaynaklanmışsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla beş yıllık sürede yapılan ödemeler toplamı, ilgiliye tebliğ edildiği tarihten itibaren (Değişik ibare:13.02.2011 – 6111 S.K./44.mad) yirmidört ay içinde yapılacak ödemelerde faizsiz, (Değişik ibare:13.02.2011 – 6111 S.K./44.mad) yirmidört aylık sürenin dolduğu tarihten sonra yapılacak ödemelerde ise bu süre sonundan, itibaren hesaplanacak olan kanunî faizi ile birlikte, ilgililerin Kurumdan alacağı varsa bu alacaklarından mahsup edilir, alacakları yoksa genel hükümlere göre geri alınır. …” hükmü çerçevesinde, davacının iade ile yükümlü olduğu aylıkların tutarı belirlenerek, varılacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, hatalı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O hâlde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 01/10/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.