Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2012/822 E. 2013/6838 K. 08.04.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/822
KARAR NO : 2013/6838
KARAR TARİHİ : 08.04.2013

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, Kurum işleminin iptali ile 01/01/2009 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı almaya hak kazandığına karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Dava; davacının tahsis talebini reddeden Kurum işleminin iptali ile 01.01.2009 tarihinden itibaren 506 sayılı Yasa kapsamında yaşlılık aylığına hak kazandığının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; 01.02.1944 doğumlu davacının, 16.12.2008 tarihinde tahsis talebinde bulunduğu, davacının tahsis talebinin davalı Kurum tarafından; ilk defa 01.07.1995 tarihinde çalışmaya başladığı, 720 gün askerlik borçlanması nedeni ile hizmet başlangıcının 01.07.1993 olduğu, tahsis talep tarihi itibari ile toplam 4100 gün hizmetinin bulunduğu, ancak 1479 sayılı Yasa kapsamındaki … hizmetinden sonra 1260 gün sigortalı hizmeti bulunmadığından 506 sayılı Yasa’nın geçici 81. maddesine göre aylık bağlanmasının mümkün olmadığı bildirilerek reddedildiği, davacının 01.07.1995 – 30.11.1995 tarihleri arasında 50 gün, 10.11.2004 –13.04.2006 tarihine kadar aralıksız, 03.06.2006 – 10.10.2006 tarihleri arası, 02.12.2006 – 24.04.2007 tarihleri arası aralıksız, 27.04.2007 – 31.12.2007, 01.01.2008 – 31.05.2008, 03.06.2008 – 28.10.2008, 12.03.2009 – 31.12.2009 tarihleri arasında da çalışmaları bulunduğu, 08.09.2005 – 27.08.2007 tarihleri arasında vergi kaydı bulunduğu, oda ve sicil kaydı bulunmadığı, 720 gün askerlik borçlanması yaptığı, davalı Kurum tarafından 24.06.1998 tarihinden itibaren 1479 sayılı Yasa kapsamında isteğe bağlı sigortalı olarak kabul edildiği ve bu sigortalılığının 506 sayılı Yasa kapsamındaki çalışmalarının başlaması nedeni ile 09.01.2004 tarihinde bitirildiği, daha sonra da 14.04.2006 – 27.08.2007 tarihleri arasında aynı Yasa kapsamında sigortalı sayıldığı, Kurum tarafından 03.06.2006 – 27.07.2007 tarihleri arasındaki 506 sayılı Yasa kapsamındaki çalışmalarının 1479 sayılı Yasa kapsamındaki sigortalılığı ile çakışması nedeni ile iptal edildiği anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlık, 506 sayılı Kanun ile 1479 sayılı Kanun kapsamındaki sigortalılığın çakışması halinde hangisine öncelik verileceği noktasında toplanmaktadır.
“Çakışan sigortalılık sorununu” gerek 506 Sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu ve gerekse 1479 sayılı … Kanunu birbirlerine paralel düzenlemeler ile bir sigortalının aynı anda birden fazla sosyal güvenlik kurumuna tabi olmasını yasaklayıp sigortalının önceden başlayıp devam edegelen sigortalılığına geçerlik tanıyarak çözüme ulaştırmaya çalışmışlardır. Yasal sistemimize göre bir kimsenin Sosyal Sigortalar Kurumu kapsamına girebilmesi için hizmet akdine tabi bir işte çalışması yanında başka bir sosyal güvenlik kurumu kapsamında bulunmaması gerekir. 506 sayılı Yasanın 3. maddesinin I. ( F ) bendinde “Kanunla kurulu emekli sandıklarına aidat ödemekte olanların” ( K ) bendinde ise; “Herhangi bir işverene hizmet akdiyle bağlı olmaksızın kendi nam ve hesabına çalışanların” sigortalı sayılmayacağı” belirtilmiştir. Aynı şekilde 1479 Sayılı … Kanunu’nun 24. maddesinin I. ve II. Fıkralarında da bir kimsenin … kapsamına girebilmesi için kendi adına bağımsız çalışıp kazanç sağlaması yanında başkaca sosyal güvenlik kurumu kapsamında bulunmaması koşulu getirilmiştir. Bütün bu açıklamalardan anlaşılacağı üzere, sosyal güvenlik sistemimizde çifte sigortalılık mümkün olmayıp, önceden başlayıp devam edegelen sigortalılığa geçerlik tanınmaktadır (3.10.2001 gün ve E: 2001/21-627, K: 2001/659 Sayılı Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Kararı).
Somut olayda; davacının 506 sayılı Yasa kapsamındaki sigortalılığının 13.04.2006 tarihinde sona erdiği, bu durumda; davacının 08.09.2005 – 27.08.2007 tarihleri arasındaki vergi kaydı nedeniyle 506 sayılı Yasa kapsamındaki sigortalılığa geçerlilik tanınamayacağı ve 14.04.2006 tarihinden itibaren 27.08.2007 tarihine kadar 1479 sayılı Yasa kapsamında sigortalı olduğunun kabulü ile davacının taleplerinin bu sigortalılık koşullarına göre değerlendirilmesi gerektiği dikkate alınmadan yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olmuştur.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözönünde bulundurulmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 08/04/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.