Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2012/8659 E. 2012/11525 K. 18.06.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/8659
KARAR NO : 2012/11525
KARAR TARİHİ : 18.06.2012

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, kesilen maluliyet aylığının kesildiği tarihten itibaren tekrar bağlanmasına, borçlu olmadığının tespitiyle, aksi yöndeki kurum işleminin iptaline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava, çalışma gücünün 2/3 oranında kayba uğraması sebebiyle 1.12.2006 tarihinde maluliyet aylığı bağlanan sigortalının, maluliyetinin 2/3 oranının altına indiği gerekçesi ile 25.7.2009 tarihinden itibaren aylığını kesen ve bu tarihten sonra ödenen aylıkları borç çıkaran Kurum işleminin iptali ile kesilen maluliyet aylığının kesildiği tarihten itibaren tekrar bağlanmasına ve borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulü ile; davalı kurum işleminin iptaline ve davacının maluliyet ayılığının kesildiği tarihten itibaren tekrar bağlanmasına ve kuruma borcu bulunmadığının tespitine karar verilmiştir.
Tüm dosya kapsamından; SGK Tedavi Hizmetleri ve Maluliyet Daire Başkanlığı’nın sigortalının çalışma gücünün 2/3’ünü kaybettiği şeklindeki kararına istinaden 1.12.2006 tarihi itibari ile sigortalıya maluliyet aylığı bağlandığı, adı geçen daire tarafından 20.11.2009 tarihinde yapılan kontrolde sigortalının çalışma gücünün 2/3 ünü kaybetmediğinin bildirilmesi üzerine maluliyet aylığının 25.7.2009 tarihi itibari ile kesildiği, itiraz üzerine Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulu’nca düzenlenen 28.4.2010 tarih, 32/2196 sayılı kararda, sigortalının mevcut hastalık ve arızalara göre çalışma gücünün 2/3’ünü kaybetmediği ve malul sayılamayacağının belirtildiği, bu nedenle davacının Kuruma yaptığı itirazın reddedildiği, yargılama aşamasında 3. Adli Tıp İhtisas Kurulu’ndan rapor alındığı, 29.6.2011 tarih 6032 sayılı bu raporda hangi tarihten itibaren olduğu belirtilmeksizin davacının meslekte kazanma gücünün gücünün en az 2/3’sini kaybetmiş durumda bulunduğunun belirtildiği, mahkemece maluliyet başlangıç tarihi araştırılmadan ve Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulu raporu ile 3. Adli Tıp İhtisas Kurulu raporu arasındaki çelişki giderilmeden, 3. Adli Tıp İhtisas Kurulu raporu dikkate alınarak karar verildiği anlaşılmıştır.

Bu karar davalı tarafından süresinde temyiz edilmiştir.
Bu yönüyle davanın yasal Dayanağı 5510 sayılı Yasa’nın 95. maddesidir. Anılan maddeye göre, “Bu Kanun gereğince, yurt dışında tedavi için yapılacak sevklere, çalışma gücü kaybı, geçici iş göremezlik ödeneklerinin verilmesine ilişkin raporlar ile iş kazası ve meslek hastalığı sonucu meslekte kazanma gücü veya çalışma gücü kaybına esas teşkil edecek sağlık kurulu raporlarının usul ve esaslarını, bu raporları vermeye yetkili sağlık hizmeti sunucularının sahip olması gereken kriterleri belirlemeye, usulüne uygun olmayan sağlık kurulu raporu ve dayanağı tıbbî belgeleri düzenleyen sağlık hizmet sunucusuna iade edecek belirlenen bilgileri içerecek şekilde yeniden düzenlenmesini istemeye Kurum yetkilidir. Usulüne uygun sağlık kurulu raporu ve dayanağı tıbbî belgeler ile gerekli diğer belgelerin incelenmesiyle; yurt dışında tedavi için yapılacak sevklere, vazife malullük derecesini, iş kazası veya meslek hastalığı sonucu tespit edilen meslekte kazanma gücünün kaybına veya meslekte kazanma gücünün kaybı derecelerine ilişkin usulüne uygun düzenlenmiş sağlık kurulu raporları ve diğer belgelere istinaden Kurumca verilen karara ilgililerin itirazı halinde, durum Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulunca karara bağlanır.
Kural olarak Yüksek Sağlık Kurulunca verilen karar Sosyal Güvenlik Kurumunu bağlayıcı nitelikte ise de diğer ilgililer yönünden bir bağlayıcılığı olmadığından Yüksek Sağlık Kurulu kararına itiraz edilmesi halinde inceleme Adli Tıp Kurumu giderek Adli Tıp Kurumu Genel Kurulu aracılığıyla yaptırılmalıdır. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu’nun 28.06.1976 günlü, 1976/6-4 sayılı Kararı da bu yöndedir.
Öte yandan, 2659 sayılı Adli Tıp Kurumu Kanunu’nun “Adli Tıp Genel Kurulunun görevleri” başlıklı 15/f. maddesinde, Adli Tıp Genel Kurulunun, Adli Tıp İhtisas Kurulları ile Adli Tıp Kurumu dışındaki sağlık kuruluşlarının verdikleri rapor ve görüşler arasında ortaya çıkan çelişkileri, konu ile ilgili uzman üyelerin katılımıyla inceleyeceği ve kesin karara bağlayacağı belirtilmiştir. Bu durumda, davalı Kurum vekilinin Adli Tıp Kurumu Başkanlığı 3. İhtisas Kurulu’nun raporuna itirazı da dikkate alınarak, YSK raporu ile Adli Tıp 3.İhtisas Kurulu raporu arasındaki açık çelişkinin giderilmesi için, 28.06.1976 gün ve 6/4 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da belirtildiği üzere, Adli Tıp Kurumu Genel Kurulu’ndan görüş alınması gerekir.
Yapılacak iş, H.G.K’nun 5.2.2003 gün ve 2003/21-23 esas, 56 Karar sayılı kararında da açıkça belirtildiği şekilde, somut olayda Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulunun 28.4.2010 tarih, 32/2196 sayılı raporu ile 3. Adli Tıp İhtisas Kurulunun 29.6.2011 tarih, 6032 sayılı raporu arasındaki maluliyet oranına ilişkin çelişkinin Adli Tıp Genel Kurulu’ndan alınacak rapor ile giderilmesi, ayrıca Adli Tıp Genel Kurulundan sigortalının 2/3 maluliyetinin başlangıç tarihinin tespit ettirilmesi, sonucuna göre bir karar verilmesinden ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular dikkate alınmaksızın eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 18.06.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.Başkan