Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2012/8892 E. 2013/15689 K. 12.09.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/8892
KARAR NO : 2013/15689
KARAR TARİHİ : 12.09.2013

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi

Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde geçen çalışmalarının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R

1-Dava, davacının davalı … Yapı Kooperatifi Site Yönetim Kurulu Başkanlığı isimli iş yerinde 01.01.2005-31.01.2009 tarihleri arasında geçen ve Kuruma bildirilmeyen sigortalı çalışmalarının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, “davacıya 01.01.2006 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanmış, 2007/01 ve 2008/08 ayları arası davacı için destek primi ödenmiş olup, bu tarihler arasındaki çalışma için de tespit davası açılmasında bir hukuki yarar bulunmamakta” olduğundan, ayrıca “davacının emekli olması ve tedavi olması dikkate alındığında çalışmanın kesintili olduğu” anlaşıldığından ve kurum kayıtlarıyla çelişen muğlak tanık beyanlarına itibar edilmesi mümkün olmadığından davanın reddine karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerin incelenmesinden; davacıya 01.01.2006 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlandığı, 2007/01 ve 2008/08 ayları arasında davacı için sosyal güvenlik destek primi kesildiği, davaya konu ihtilaf döneminin 01.01.2005-01.01.2007 ve 01.09.2008-31.01.2009 tarihleri arasındaki döneminde sosyal güvenlik destek priminin kesilmediği, davacıya ait sigorta sicil dosyası örneği ve hizmet cetvelinden, davacının 05.04.2005 ile 30.12.2005 tarihleri arasında dava dışı başka bir işveren nezdinde çalıştığı anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlık, 506 sayılı Yasa’ya göre yaşlılık aylığı bağlanan ve sosyal güvenlik destek primine tabi olarak çalışmaya devam eden davacının, Kuruma bildirilmeyen çalışmalarının tespitinde hukuki yararı bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
Uyuşmazlığın sağlıklı bir biçimde çözüme kavuşturulabilmesi için sosyal güvenlik destek primine tabi çalışmayı ve bu biçimde çalışanların hizmetlerinin Kuruma bildirilmesini düzenleyen mevzuatın açıklanmasında fayda bulunmaktadır.

Yaşlılık aylığı alanların yeniden çalışmalarını düzenleyen 506 sayılı Yasa’nın 63.maddesi; 6.5.1986 tarih ve 19099 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 3279 sayılı Yasa’nın 3.maddesi ile değiştirilerek ilk defa sosyal güvenlik destek primi kesintisi Ssoyal Güvenlik Hukukuna girmiş, en son halini ise 23.10.2007 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yayımı tarihinde yürürlüğe giren 5698 sayılı Yasa’nın 2.maddesi ile almıştır.
506 sayılı Yasa’nın 63/1-A bendine göre; bu Kanuna göre yaşlılık aylığı almakta iken sigortalı olarak bir işte çalışmaya başlayanların yaşlılık aylıkları çalışmaya başladıkları tarihte kesilir. Yasa’nın 63/1-B bendine göre; bu Kanuna göre yaşlılık aylığı almakta iken sigortalı olarak bir işte çalışmaya başlayanların yazılı talepte bulunmaları halinde yaşlılık aylıklarının ödenmesine devam olunur. Ancak bunlardan 78 inci maddeye göre tespit edilen prime esas kazançları üzerinden % 30 oranında Sosyal Güvenlik Destek Primi kesilir. Bu primin 1/4’ü sigortalı hissesi, 3/4’ü işveren hissesidir. Sosyal Güvenlik Destek Primi ödenmiş süreler, bu Kanuna göre sigortalılık süresinden sayılmaz ve 24/05/1983 tarih ve 2829 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumlarına Tabi Olarak Geçen Hizmetlerin Birleştirilmesi Hakkında Kanun hükümleri uygulanmaz, 64 üncü madde hükmüne göre toptan ödeme yapılmaz. Ancak iş kazası veya meslek hastalığı halinde 12 nci madde hükümleri uygulanır.
Yaşlılık aylığı almakta iken çalışmasına devam eden sigortalıların 506 sayılı Yasa’nın 63.maddesine göre tercih haklarını; a) yaşlılık aylıklarının kesilmesi veya b) sosyal güvenlik destek primi ödemek suretiyle yaşlılık aylıklarının ödenmesine devam edilmesi yönünde kullanmaları mümkündür. Somut olayda davacının 506 sayılı Yasa’nın 63.maddesine göre tercih hakkını kullandığına dair kayıt ve belge bulunmadığı gibi eldeki davada sosyal güvenlik destek primine tabi çalışmalarının tespitini talep etmesi nedeniyle tercih hakkını 506 sayılı Yasa’nın 63/B maddesine göre yaşlılık aylığının ödenmesi (sosyal güvenlik destek primine tabi çalışma) yönünde kullandığının kabulü gerekir.
5510 sayılı Yasa’nın 30.maddesinin 3.fıkrasında sosyal güvenlik destek primine tabi çalışma düzenlenmiş ise de bu hükümler bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra ilk defa sigortalı olan kişiler hakkında uygulanacağından 1.1.2006 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanan davacı hakkında uygulanamaz.
5510 sayılı Yasa’nın “Sosyal Güvenlik Destek Primine İlişkin Geçiş Hükümleri” başlıklı Geçici 14. maddesinin 1. fıkrasına göre bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce iştirakçi veya sigortalı olanlar, vazife malûllüğü, malûllük ve yaşlılık veya emekli aylığı bağlananlar ve bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte sosyal güvenlik destek primi ödeyerek çalışmaya devam edenler hakkında sosyal güvenlik destek primine tabi olma bakımından bu Kanunla yürürlükten kaldırılan ilgili kanun hükümlerinin uygulanmasına devam edilir. Geçici 14. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendine göre bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında çalışanlar için sosyal güvenlik destek primi oranı 80 inci maddeye göre tespit edilen prime esas kazançlar üzerinden 81 inci maddenin birinci fıkrasının (c) bendinde belirtilen prim oranına yüzde 30 oranının eklenmesi suretiyle bulunan toplamdır. Yüzde 30 oranının dörtte biri sigortalı, dörtte üçü işveren hissesidir. Bu kapsamda sayılan kişilerden sosyal güvenlik destek primine tabi olanların prim ödeme yükümlüsü bunların işverenleridir. Bunlar hakkında sadece iş kazası ve meslek hastalığı sigortası hükümleri uygulanır.

5510 sayılı Yasa’nın “Prim Belgeleri ve İşyeri Kayıtları” başlıklı 86.maddesinin 1.fıkrasına göre “İşveren bir ay içinde 4 üncü ve 5 inci maddeye tâbi çalıştırdığı sigortalıların ve sosyal güvenlik destek primine tâbi sigortalıların; a) Ad ve soyadlarını, T.C. kimlik numaralarını, b) 80 inci maddeye göre hesaplanacak prime esas kazançlarını, c) Prim ödeme gün sayıları ile prim tutarlarını gösteren ve örneği Kurum tarafından çıkarılacak yönetmelikle belirlenen asıl veya ek aylık prim ve hizmet belgesini, 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamındakiler için en geç Kurumca belirlenecek günün sonuna kadar, diğer sigortalılar için ise ait olduğu ayı takip eden ayda Kurumca belirlenecek günün sonuna kadar Kuruma vermekle veya sigortalı çalıştırmadığı takdirde, bu hususu sigortalı çalıştırmaya son verdiği tarihten itibaren, onbeş gün içinde Kuruma bildirmekle yükümlüdür.”
Yukarıda yer alan hukuki açıklamalar ışığında; 506 sayılı Yasa kapsamında yaşlılık aylığı almakta iken sosyal güvenlik destek primine tabi sigortalı olarak çalışmaya devam edenler yönünden iş kazası ve meslek hastalığı sigortası hükümlerinin uygulanabilmesi için sigortalı çalışmaları Kuruma bildirilerek prime esas kazançları üzerinden hesaplanacak işçi ve işveren payı süresinde Kuruma ödenmelidir. Böylece sigortalının çalıştığı dönemde iş kazasına veya meslek hastalığına maruz kalma riskine karşı hizmeti bildirilmek suretiyle sigortalının sosyal güvenliği ve Kurumun da sigortalılara sunduğu hizmetin finansmanı sağlanmaktadır. Ayrıca davacının işçilik alacakları yönünden de hizmet tespiti davası açması gerekebilir. Bu nedenledir ki sosyal güvenlik destek primine tabi sigortalının hizmetinin bildirilmesinde ve bildirilmeyen hizmetin tespitinde sigortalı ve kamu yönünden fayda ve hukuki yarar vardır. Kaldı ki davaya konu ihtilaf döneminin 01.01.2005-01.01.2007 ve 01.09.2008-31.01.2009 tarihleri arasındaki döneminde sosyal güvenlik destek priminin kesilmediği, davacının 01.01.2006 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı anlaşılmaktadır.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular nazara alınarak davacının sosyal güvenlik destek primine tabi çalışmalarının tespitini istemekte hukuki yararı bulunduğu gözetilerek, destek primi kesintisi yapıldığı dönem için de hizmet akdi ile fiilen çalışıp çalışmadığı, işin esasına girilmesi suretiyle araştırlarak deliller toplandıktan sonra bir sonuca ulaşılması gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
2-Öte yandan sigortalılığa ilişkin, “hizmet tespiti” davaları sosyal güvenlik hakkına ilişkindir. Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasa’nın 79/10. ve 5510 sayılı Yasa’nın 86/9. maddeleridir. Sosyal Güvenlik hakkına ilişkin davalar kamu düzeni ile ilgilidir. Kamu Hukuku içerisinde yer alan bir Hukuk dalında kişi iradesi önemli değildir. Doğrudan yasal statüsü gereği içerisinde bulunduğu durum dikkate alınır. Hakimin doğrudan gerçeği bulma görevi bulunmaktadır.
İşçilik haklarına gelince; bu tür davalar 4857 sayılı Yasa’dan kaynaklanmaktadır. Kişi iradesi önemli rol oynadığı gibi, taraf anlaşmaları dahi geçerlidir.
Bu durumda; her iki davanın hukuksal konumları birbirinden tamamen farklıdır. Her iki dava arasında birlikte görülmelerini veya birleştirilmelerini gerektiren bir neden bulunmamaktadır. Kaldı ki, birbirinden bağımsız sonuçlandırılmalarında da yarar bulunmaktadır. Bu davaların Yargıtay inceleme mercileri de farklıdır; ayrı ayrı açılıp görülmeleri gerekli bu tür davaların birleştirilmek suretiyle birlikte görülmeleri usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.

Mahkemenin bu maddi ve hukuksal olguları gözetmeksizin, birbirinden tamamen farklı hizmet tespiti ve ücret alacaklarını bir arada görmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 12/09/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.