YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/8952
KARAR NO : 2013/16046
KARAR TARİHİ : 17.09.2013
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, yurtdışında geçen çalışmalarının kabulüyle, 01/01/2007 tarihi itibariyle bağlanması gerektiğinin tespitine, aksi takdirde Almanya’da malulen emekli olduğu 01/01/2009 tarihi itibariyle aylık bağlanması gerektiğinin tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
KARAR
Dava, davacının 01.01.2007 tarihinde bağlanan yaşlılık aylığını başlangıç tarihi itibariyle kesen davalı Kurum işleminin iptali ile 01/01/2007 tarihinden itibaren yeniden yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin tespiti, bu talep kabul edilmediği takdirde Almanya’dan malulen emekli olduğu 01/01/2009 tarih itibariyle yeniden yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulü ile; davacının 3201 sayılı yasaya göre yaptığı hizmet borçlanması dikkate alınarak 01/01/2007 tarihinde geçerli bağlanan yaşlılık aylığının başlangıç tarihi itibariyle iptaline ilişkin kurum işleminin iptali ile; davacının iptal edilen yaşlılık aylığının 01/01/2009 başlangıç tarihinden geçerli olmak üzere yeniden bağlanması gerektiğinin tespitine karar verilmiştir.
Hüküm fıkrasındaki “ 01/01/2007 tarihinde geçerli bağlanan yaşlılık aylığının başlangıç tarihi itibariyle iptaline ilişkin kurum işleminin iptali” ifadesinden, aylığın 01.01.2007 itibariyle bağlanması gerektiği anlaşılırken hükmün devamındaki “ davacının iptal edilen yaşlılık aylığının 01/01/2009 başlangıç tarihinden geçerli olmak üzere yeniden bağlanması gerektiğinin tespitine” cümlesiyle de aylığın 01.01.2009 itibariyle bağlanması gerektiği anlaşılmaktadır ki bu da hükmün kendi içinde çelişkili olup, infaz kabiliyetinin olmadığını götermektedir.
6100 sayılı HMK’nun 297/son maddesindeki: “Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir” hükmü uyarınca hüküm fıkrasının infaza elverişli ve açık olması gerekmektedir.
Mahkemece yukarıdaki olgular dikkate alınmaksızın ve tefhim edilen kısa kararın hüküm fıkrasının açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde olmayıp, yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 17/09/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.