Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2012/9410 E. 2013/15709 K. 12.09.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/9410
KARAR NO : 2013/15709
KARAR TARİHİ : 12.09.2013

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi

Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde 1991-2007 tarihleri arasında çalıştığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalılar vekillerince temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R

Dava; davacının davalı köy muhtarlığı nezdinde köy bekçisi olarak 15.06.1991-06.08.2007 ttarihleri arasında aralıksız çalıştığının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece; davanın kısmen kabulü ile davacının davalı köy muhtarlığı nezdinde 5408 gün ve 33.295.66 TL prime esas kazançla çalıştığının tespitine, fazlaya ilişkin talebin ise reddine karar verilmiştir.
Karar, davalı SGK vekili ve davalı köy tüzel kişiliği tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davacının kurum sigorta kaydının bulunmadığı, bordro tanığının ve komşu işyeri tanıklarının davacının bekçilik yaptığını doğruladıkları ancak davacının işe başlama ve işten ayrılma tarihlerine ilişkin çok net beyanda bulunmadıkları,hükme esas alınan ve sonuç kısmı bulunmayan bilirkişi raporunda davacının tespitini istediği tarihlere ilişkin bir açıklama olmadığı,ancak 1992/2 dönem ile 2007 yılı 8.ayına kadarki sürenin esas alınarak hesaplama yapıldığı anlaşılmaktadır.
506 sayılı Yasanın 79/10. maddesinde bu tür hizmet tespit davalarının kanıtlanması yönünden özel bir yöntem öngörülmemiştir. Kimi ayrık durumlar dışında resmi belge ve yazılı delillerin bulunması sigortalı sayılması gereken sürelerin saptanmasında güçlü delil olmaları itibariyle sonuca etkili olurlar. Ne var ki bu tür kanıtların bulunmaması salt bu nedene dayalı istemin reddine neden olmaz. Somut bilgilere dayanması koşuluyla, bordro tanıkları veya iş ilişkisini bilen veya bilmesi gereken komşu işyerleri kayıtlı çalışanları gibi kişilerin bilgileri ve bunları destekleyen kimi diğer kanıtlarla dahi sonuca gitmek mümkündür. Kamu düzenine dayalı bu tür davalarda hakim, görevi gereği doğrudan soruşturmayı genişleterek sigortalılık koşullarının oluşup oluşmadığını belirlemelidir. Bu yön Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527,30.6.1999 gün 1999/21-549-555,5.2.2003 gün 2003/21-35-64,15.10.2003 gün 2003/21-634-572,3.11.2004 gün 2004/21-480-579 ve 10.11.2004 gün 2004/21-629 sayılı kararlarında da vurgulanmıştır.

6100 sayılı HMK’nın 297/son maddesindeki: “Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir” hükmü uyarınca hüküm fıkrasının infaza elverişli ve açık olması gerekmektedir.
Uyuşmazlık; somut olayda fiili çalışma olgusunun ispatı konusunda, mahkemece yapılan araştırmanın ve hükme esas alınan bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Somut olayda ; mahkemece açıklanan şekilde fiili çalışmanın varlığı yeterince araştırılmadan, tespiti istenen dönemin muhtarları belirlenip dinlenmeden, infazda tereddüte neden olacak şekilde davacının 5408 gün ve 33.295.66 TL prime esas kazançla çalıştığının tespitine karar verilmiştir. Dinlenen tanık beyanları davacının çalıştığı süreleri belirlemeye yeterli olmadığı gibi alınan bilirkişi raporuda hüküm kurmaya elverişli değildir.
Yapılacak iş; uyuşmazlık konusu dönemde davalı köy tüzel kişiliğinde muhtarlık yapan kişilerin araştırılıp tespit edilerek, çalışmanın niteliği ile gerçek bir çalışma olup olmadığı yönünde yöntemince beyanlarını almak, tanık beyanları arasındaki çelişkiyi gidermek ve davacının işe giriş ve çıkış sürelerini net belirlemek ve gerçek çalışma olgusunu somut ve inandırıcı bilgilere dayalı şekilde 506 sayılı Yasanın 2,6,9 ve 79/10 maddeleri gereğince kanıtladıktan sonra ,gerekirse infazda tereddüte yol açmayacak bilirkişi raporu almak suretiyle sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
O halde, davalıların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalılardan … Köy Muhtarlığı’na iadesine, 12/09/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.