Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2012/9523 E. 2012/14492 K. 13.09.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/9523
KARAR NO : 2012/14492
KARAR TARİHİ : 13.09.2012

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, 01/01/1995-25/05/2011 tarihleri arasında Tarım … sigortalısı olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici nedenlere göre davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine.
2-Davacı, 2926 sayılı Yasa’ya göre Tarım … sigortalısı olduğunun tespitini ve 6111 sayılı Yasa’dan kaynaklanan haklarının saklı tutulmasına karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece davanın reddine karar verilmiş ise de, hüküm dosya kapsamındaki belgelere uygun bulunmamaktadır.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 2926 sayılı Yasa’da, 506 sayılı Yasa’nın 79. maddesindeki gibi, geçmiş Tarım … hizmetlerinin tespitine ilişkin bir düzenleme mevcut değildir. Anılan Yasa’nın 5. maddesinde, 7. maddede belirtilen süre içinde kayıt ve tescillerini yaptırmayan sigortalıların hak ve yükümlülüklerinin, kayıt ve tescil edildikleri tarihi takip eden aybaşından itibaren başlayacağı belirtilmiştir. Yasa’nın 10. maddesindeki kayıtlar Kurum tarafından yapılacak olan tescil işlemleri için uygulama alanı bulmaktadır.
Yargıtay’ın ve giderek Dairemizin yerleşmiş kararları; Kurumun prim alacaklarını Bakanlar Kurulu kararı ile ürün bedellerinden tevkifat suretiyle tahsil etmesi halinde, …’un prim ödenmesine rağmen, sigortalıyı re’sen kayıt ve tescil etmemesi, yasanın kendisine yüklediği re’sen tescil yükümlülüğüne aykırılık teşkil ettiğinden, prim tevkifatının yapıldığı tarihi izleyen aybaşından itibaren sigortalı olarak kabulü gerektiği yönündedir.
İlk prim kesintisini izleyen yıllarda prim kesintisi veya ürün tesliminin gerçekleştiğinin belirlendiği durumlarda, bu yıllar için de tespit kararı verilmesi gerekmektedir.
Tarım … sigortalılığının temel koşulu 2926 sayılı Yasa’nın 2/1 ve 3/b maddelerinde belirtildiği gibi, tarımsal faaliyette bulunmaktır. Prim tevkifatına dayalı tespit davasında, salt ziraat odası ve kooperatif kaydı gibi belgelerin bulunması, davanın kabulü için yeterli değildir. Tarımsal faaliyetin sürdüğünün, faaliyete ilişkin olarak hangi tarımsal ürünlerin üretildiği, nereye satıldığı veya teslim edildiği gibi hususlar da somutlaştırılarak belirlenmelidir. Prim tevkifatı ve ürün tesliminin, bir-iki yıla kadar olan süre dışında süreklilik arzettiği hallerde de, tarımsal faaliyetin sürekli olduğu kabul edilebilir.
Prim kesintisinin bulunmadığı yıllarda, tarımsal faaliyetin saptanması bakımından, ürünlerin ne şekilde değerlendirdiğini ortaya koymak, davacının tarımsal faaliyete elverişli taşınmazlarının bulunup bulunmadığını araştırmak, tarımsal faaliyetin taşınmazların kiralanması suretiyle yürütüldüğü iddia ediliyor ise, bu konuda taşınmazların kimden, hangi yıllar için kiralandığı, hangi tarımsal ürünlerin üretimi için faaliyette bulunulduğu, kiralayan kişinin Tarım … sigortalılığının bulunup bulunmadığı, kiracının kiralama yoluyla tarımsal faaliyetini yürütmeye elverişli tarımsal alet edevatının bulunup bulunmadığı gibi ayrıntılı araştırma yapmak, gerektiğinde tarımsal faaliyetin yapıldığı iddia edilen dönemdeki muhtar ve azaların bilgilerine başvurmak, özetle, tarım faaliyetinin devam edip etmediğini hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde ortaya koymak ve sonucuna göre hüküm kurmak gerekir.
Mahkemece, davacının prim kesintilerine göre Kurumca kabul edilmeyen 01.01.1999-31.08.1999,01.01.2000-31.08.2001,01.01.2002-31.08.2002 tarihleri arasında da Tarım … sigortalısı olduğunun tespitine karar verilmesi gerekirken istemin reddine karar verilmesi isabetsiz olmuştur.
Öte yandan, 25.02.2011 tarihli RG. yayımlanan 13.02.2011 tarihli 6111 sayılı Yasa’nın 18. maddesinde bu kanunun igili bölümlerindeki başvuru ve ödeme süresine ilişkin hükümler saklı kalmak kaydıyla bu kanun hükümlerinden yararlanmak isteyen borçluların bu kanunun yayımlandığı tarihi izleyen ayın sonuna kadar ilgili idareye başvuruda bulunmalarının şart olduğu bildirilmiş, Bakanlar Kurulunun 2011/1713 sayılı 30.04.2011 tarihli R.G. yayımlanan kararı ile bu süre kanunda belirtilen sürelerin bitiminden itibaren bir ay uzatılmıştır.
Hal böyle olunca 6111 sayılı Yasa’dan yararlanmak için en geç 31.05.2011 tarihine kadar SGK.’na müracaat etmek veya 31.05.2011 tarihine kadar 6111 sayılı Yasa’dan yararlanmak için dava açmak gerektiğinin kabulü gerekir.
Somut olayda, davacının 31.05.2011 tarihinde 6111 sayılı Yasa’dan yararlanmak için dava açarak talepte bulunduğu anlaşıldığından, 6111 sayılı Yasa’dan kaynaklanan haklarının saklı tutulmasına karar verilmesi gerekirken bu talebinin reddine karar verilmiş olması da usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ:Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine
13.09.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.