YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/9813
KARAR NO : 2012/14148
KARAR TARİHİ : 11.09.2012
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, davalı … tarafından ürün teslimi üzerine yapılan … prim kesintilerinin kendisine ait olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalılardan Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
K A R A R
Davacı, davalı … tarafından, ürün teslimi üzerine yapılan … prim kesintilerinin kendisine ait olduğunun tespitini istemiştir.
Mahkemece istemin kabulü ile, davalı …’ın yeni hal toptancı kompleksinde Haziran-1994 tarihinde kestiği … primlerinin davacı 01.01.1950 …., ve ….,’den olma …’e ait olduğunun tespitine karar verilmiş ise de varılan bu sonuç eksik inceleme ve araştırmaya dayalı olup bozma ilamına uyulmasına karar verilmesine karşın; bozma gereğince işlem yapılmadan sadece davacı kimlik bilgileri üzerinden araştırma yapılarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
Mahkemenin ,Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 6.3.2002 gün ve 1/119-135 sayılı kararında da belirtildiği üzere; bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak doğar ve mahkemenin bozma kararı doğrultusunda işlem yapma ve hüküm verme yükümlüğü vardır. Bu ilke Usul Kanunun dayandığı ana esaslardan olup kamu düzeni ile ilgilidir. Yargıtayın bozma kararına uymuş olan mahkeme, bu uyma kararı ile bağlı olup, bozma gereğince inceleme yaparak yeni bir hüküm kurmak zorundadır.
Dairemize ait 26.0.2010 gün ve 2010/296 Esas – 2011/3973 Karar sayılı bozma ilamında “Gerçekten, davacının kendisine ait olduğunu iddia ettiği kesintiye dayalı olarak ….., oğlu 1946 Mersin doğumlu …’in 7965719997 sicil nosu ile Kuruma kaydedildiği, davacının da açtığı bu dava ile bu sicilde kayıtlı olan Tarım … sigortalılığının kendisine ait olduğunun tespitini amaçladığı, bu tür davalarda gösterilmesi gereken özen gereğince sağlıklı bir sonuca ulaşılabilmesi için olabildiğince araştırma yapılması gerektiği açıktır. Kişilerin sosyal güvenliği Anayasal bir hak olup güvence altında bulunduğu, bu tür aidiyet davalarında da hizmetin gerçekten davacıya ait olup olmadığının tespitinin çok önemli olduğu açıktır.
Somut olayda ise, davalı … tarafından Haziran-1994 tarihinde Kuruma yapılan tevkifat bildiriminin …., oğlu 1946 Mersin doğumlu … adına yapıldığı, bu kişi ile davacının kimlik bilgilerinin farklı olduğu, sadece tanık beyanları ve bilirkişi görüşü ile sonuca gidildiği, Kurumca bu kimlik bilgilerine göre yapılan tescilinde başka sigortalıya ait olduğu gerçeği karşısında mahkemenin yeterli inceleme yapmadan sonuca gittiği ortadadır.
Yapılacak iş; davalı Kurum da 7965719997 nosu ile tescil edilen ve tescil belgesinde ……, TC kimlik nosu aldığı belirlenen …., oğlu, 1946 Mersin doğumlu … isimli bir şahsın olup olmadığını gerek bu TC kimlik nosu ile gerekse davacının kayıtlı bulunduğu nüfus müdürlüğünden ayrı ayrı ve karşılaştırmalı olarak sormak, tescile esas kimlik bilgilerini taşıyan bir şahsın bulunup bulunmadığı nüfus kaydından ve de C. Savcılığı kanalı ile yapılacak araştırmalar sonucunda tespiti halinde de dava onun da hak alanını ilgilendireceğinden bu kişiyi yöntemince davaya dahil etmesi için davacıya önel vermek, bu kişinin davaya karşı açıkça beyanını almak ve ileri sürdüğü delillerini dahi toplayıp, kısaca davaya konu ve aidiyeti istenen sigortalılığa esas kesinti ve bu kesintiye dayalı sigorta tescilinin davacıya ait olup olmadığını hiçbir kuşku ve tereddüte yer vermeyecek şekilde belirleyip çıkacak sonuca göre bir karar vermekten ibarettir.”denilerek yerel mahkeme kararı bozulmuştur.Ancak mahkemece bozma kararına uyulmasına rağmen inceleme yine eksik yapılmıştır.
O halde yapılacak iş; Yukarıda açıklanan tüm bozma kapsamı gereğince işlem yapılmakla birlikte ve özellikle “…..,” TC kimlik no’lu ve aidiyeti istenilen “7965719997 ” sicili ile Kuruma tescilli kişinin kimlik bilgileri ile araştırma yapıldıktan sonra sonucuna göre bir karar vermekten ibarettir.
O halde,davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 11/09/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.