Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2013/10152 E. 2013/18932 K. 22.10.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/10152
KARAR NO : 2013/18932
KARAR TARİHİ : 22.10.2013

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVALILAR :

Davacı, murisinin iş kazası sonucu ölümünden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davacılar vekili temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R
Dava 23.11.2009 tarihinde meydana gelen iş kazası sonucu ölen sigortalının hak sahiplerinin maddi ve manevi zararının giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece ölümle sonuçlanan olayda davalılardan … … Başkanlığı’nın kusurunun bulunmadığı, davalı …’nın % 1 oranında kusurlu bulunduğu, kalan kusurun ölene ait bulunduğunun kabulü ile davalı … başkanlığına yönelik davanın reddine, maddi zarar sigorta tahsisleri peşin sermaye değeri ile karşılandığından maddi tazminat isteminin reddine, manevi tazminat istemlerinin ise kısmen kabulüne karar verilmiş ve bu karar süresinde davacılar avukatı tarafından temyiz edilmiştir.
Zararlandırıcı olaya maruz kalan işçinin, davalı … Odasında … olarak çalıştığı, 23.11.2009 günü saat 05.00 sularında semt pazarı içerisinde bulunan ve davalı belediyeye ait kulübede, teneke içinde ısınma amaçlı olarak bulundurdukları odun közü ile aynı kulübede bulunan … ……….nün neden olduğu yangın sonucu davacılar murisi ile birlikte görev yaptığı arkadaşının yanarak öldükleri dosya içerisindeki bilgi ve belgelerden anlaşılmaktadır.
İnsan yaşamının kutsallığı çerçevesinde işveren, işyerinde işçilerin sağlığını ve iş güvenliğini sağlamak için gerekli olanı yapmak ve bu husustaki şartları sağlamak ve araçları noksansız bulundurmakla yükümlü olduğu olay tarihinde yürürlükte bulunan İş Kanunu’nun 77. maddesinin açık buyruğudur.
Olayla ilgili olarak, ceza yargılamasında hazırlık aşamasında düzenlenen raporlarda ölenler ile … yetkililerinin ve … Başkanının kusurlu bulundukları, … görevlileri hakkında yargılama izini verilmediğinden ceza davası açılamadığı, ceza davasında sanık olarak yargılanan … Başkanının, tali kusurlu bulunduğuna ilişkin 27.06.2011 tarihli kusur bilirkişi raporunun hükme esas alınarak, mahkûmiyetine ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği anlaşılmaktadır.
Olayla ilgili olarak iş müfettişi tarafından düzenlenen 26.02.2010 tarihli raporda işveren pazarcılar odasının % 70, olayda ölen bekçilerin ise her birinin % 15 oranında kusurlu bulunduğu, aynı olayda ölen … …’nun hak sahiplerince açılan ve Konya 3. İş mahkemesinin 2010/683Esas sayılı dosyasında görülmekte olan davada düzenlenen raporlarda ise ölenlere toplam olarak %30, pazarcılar odasına %50 ve belediyeye % 20 oranında kusur verildiği, belirtilmiştir.
Mahkemece aldırılan 07.05.2012 tarihli raporda ise kazalıya % 60, davalı odaya %39, oda başkanına %1 oranında kusur verildiği, … görevlilerinin kusurun bulunmadığının belirtildiği Bu duruma göre kusurun aidiyeti ve dağılımı açısından aynı olay nedeniyle farklı değerlendirmelerinin bulunduğu ortadadır.
Oysa, mahkemece aldırılan 07.05.2012 tarihli bilirkişi raporunda; bilirkişiler, İş Kanunu’nun 77.maddesinin ve iş sağlığı ve güvenliği yönetmeliğinin öngördüğü önlemlerin öngördüğü koşulları göz önünde tutarak ve özellikle işyerinin niteliğine göre, işyerinde uygulanması gereken işçi sağlığı ve iş güvenliği tüzüğünün ilgili maddelerini incelemek suretiyle, işverenin, işyerinde alması gerekli önlemlerin neler olduğu, hangi önlemleri aldığı, hangi önlemleri almadığı, alınan önlemlere işçinin uyup uymadığı gibi hususlar ayrıntılı bir biçimde incelemek suretiyle kusurun aidiyeti ve oranı hiç bir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek biçimde, saptamadıkları anlaşılmaktadır.
Öte yandan işverenin ve gerekse üçüncü kişilerin tazminattan sorumlu tutulabilmeleri haksız fiillerinin veya akde aykırılıklarının, giderek kusurlarının saptanması ile mümkündür. Bu yönün, başka bir anlatımla, işverenin ya da üçüncü kişinin kusurlu olup olmadığı, varsa kusur oranlarının, uzman bilirkişiler tarafından düzenlenecek kusur raporu ile, tespit edileceği yönü tartışmasızdır. Oysa, mahkeme hakimlik mesleğinin gerektirdiği, genel ve hukuki bilgi ile çözümlenmesi mümkün olmayan, özel ve teknik bilgiyi gerektiren konuda bilirkişiye gidilerek rapor düzenlenmesine rağmen bilirkişi yerine geçerek sorunu çözümlediği açık-seçiktir.
Yapılacak iş; işçi sağlığı-iş güvenliği konularında uzman ehil bilirkişi kuruluna İş Kanunu’nun 77. Maddesi ile iş sağlığı ve güvenliği yönetmeliği hükümleri göz önüne alınmak suretiyle konuyu yukarıda açıklandığı biçimde yeniden inceletmek, verilen rapor dosyadaki bilgi ve belgelerle birlikte değerlendirilerek kusur raporları arasındaki çelişki giderilmek, alınan rapor, mevcut delillerle birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın kusur raporları arasındaki çelişki giderilmeksizin ve özellikle bilirkişi yerine geçilerek kusur dağılımına gidilmek suretiyle, yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, bozmanın niteliğine göre davacının sair yönlere ilişkin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine
22/10/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.