Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2013/11264 E. 2013/16699 K. 19.09.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/11264
KARAR NO : 2013/16699
KARAR TARİHİ : 19.09.2013

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi

Davacı, murisi kesilen aylığın yeniden bağlanması gerektiğinin tespitiyle biriken aylıkların faiziyle tahsiline, aksi yöndeki Kurum işleminin iptaline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R

Dava, davacının babasından dolayı aldığı yetim aylığının boşandığı eşiyle birlikte yaşadığı, muvazaalı boşanma gerekçesi ile kesilmesine ilişkin Kurum işleminin iptali ile davacının ölüm aylığı almaya hak kazandığının tespiti, 23.10.2008 tarihinden itibaren ölüm aylığı bağlanması, ödenmeyen aylıklarının yasal faizi ile ödenmesi gerektiğinin tespiti istemine ilişkindir.
Yerel mahkemenin davanın kabulüne ilişkin önceki kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmiş ve dava dilekçesindeki istem ve mevcut delil durumuna göre yapılan inceleme ile Dairemizce, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunun 56.maddesinin ikinci fıkrasına dayalı açılan bu tür davalarda, eylemi olarak birlikte yaşama olgusunun tüm açıklığıyla ve özellikle taraflar arasındaki uyuşmazlık konusu dönem yönünden ortaya konulması önem arz etmektedir. Bu aşamada, ayrıntıları yukarıda açıklandığı üzere Anayasanın 20. maddesi ile 5510 sayılı Kanun, 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu, 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun, 4857 sayılı İş Kanunu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu ve diğer ilgili mevzuat hükümleri göz önünde bulundurulmak suretiyle yöntemince araştırma yapılmalı, tarafların göstereceği tüm deliller toplanmalı, bildirilen ve dinlenilmesi istenilen tanıkların ifadeleri alınmalı, davacı ile boşandığı eşinin yerleşim yerlerinin saptanmasına ilişkin olarak, muhtarlıktan ikametgah senetleri elde edilmeli, ilgili Nüfus Müdürlüklerinden sağlanan nüfus kayıt örnekleri ile yerleşim yeri ve diğer adres belgelerinden yararlanılmalı, adres değişiklik ve nakillerine ilişkin bilgilere ulaşılmalı, özellikle ilgili Nüfus Müdürlüğünden adres hareketleri, tarihleriyle birlikte istenilmeli, ilgililerin su, …, telefon aboneliklerinin hangi adreste kimin adına tesis edildiği saptanmalı, seçmen bilgi kayıtları getirtilmeli, varsa çalışmaları nedeniyle resmi/özel kurum ve kuruşlara verilen belgelerde yer alan adresler dikkate alınmalı, boşanan eşler 4857 sayılı Kanun hükümleri kapsamında yer almakta iseler adlarına ödeme yapılabilecek özel olarak açılan banka hesabı bulunup bulunmadığı belirlenmeli, boşanan eşlerin kayıtlı oldukları bölge/bölgeler yönünden kapsamlı Emniyet Müdürlüğü/ Jandarma Komutanlığı araştırması yapılmalı, anılan mahalle/köy muhtar ve azaların tanık sıfatıyla bilgi ve görgülerine başvurulmalı, böylelikle “boşanılan eşle eylemli olarak birlikte yaşama” olgusunun gerçekleşip gerçekleşmediği toplanan kanıtlar ışığı altında değerlendirildikten sonra elde edilecek sonuca göre karar verilmesi gerektiğinden bahisle bozulmuştur.

Yerel Mahkemece Dairemizin bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; davacının davasının kabulü ile, davacıya bağlanan aylığın kesilmesi yönündeki kurum işleminin iptali ile, davacının aylığının kesildiği tarihten itibaren birikmiş aylıkların dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı kurumdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiş ve bu karar davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Hakkında verilen boşanma kararı 04/04/1997 tarihinde kesinleşen davacıya ölü olan sigortalı babası üzerinden hak sahibi kız çocuğu sıfatıyla bağlanan ölüm aylığının boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığının belirlendiği gerekçesiyle davalı Kurumca gerçekleştirilen işlemle 23/10/2008 tarihi itibariyle kesilerek yersiz ödendiği ileri sürülen aylıklar yönünden borç tahakkuk işleminin tesis edildiği anlaşılmakta olup, mahkemece yapılan yargılama sonunda istem aynen hüküm altına alınmıştır.
Davanın yasal dayanağı 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası kanunun 56. maddesidir.
Somut olayda, davacı mahkeme kararı ile boşanmıştır. Boşanma kararı 04.04.1997 tarihinde kesinleşmiştir. Davacıya 15.04.1997 tarihinden itibaren 506 sayılı Yasa m. 66/C uyarınca babası nedeniyle yetim aylığı bağlanmıştır. 10.06.2009 tarihli kontrol memuru raporunda yer alan, “boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşayarak Kurumdan haksız menfaat temin ettiği” yönündeki tespit üzerine yetim aylığı kesilerek, Kurumca, kanunun yürürlüğe girdiği 01.10.2008 tarihinden sonraki ödemeler borç kaydedilmiştir.
5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 59/2. maddesinde “Kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurlarının görevleri sırasında tespit ettikleri Kurum alacağını doğuran olay ve bu olaya ilişkin işlemler, yemin hariç her türlü delile dayandırılabilir. Bunlar tarafından düzenlenen tutanaklar aksi sabit oluncaya kadar geçerlidir.” hükmü yer almaktadır.
Köy Muhtarı … 10/06/2009 tarihli Kontrol Raporunun ekinde bulunun ifadesinde davacı ve eşinin beraber yaşadıklarını beyan etmiş olmasına rağmen duruşmada verdiği ifadesinde davacı ve eşinin boşandıklarından beri ayrı yaşadıklarını, davacının köyde kaldığını ve boşandığı eşinin Ayancık merkezde yaşadığını, kontrol memuruna da davacı ve eşinin ayrı yaşadıklarını söylediğini bildirmiştir. Muhtarın ilk ifadesinde davacı ve eski eşinin beraber yaşadıklarını beyan etmesinden sonra duruşmada verdiği ikinci ifadesinde davacı ve eski eşinin ayrı yaşadıklarını söylemiş olması ve davacının boşandığı eşine ait olan evde torunları ile birlikte yaşaması hayatın olağan akışına aykırıdır. Ayrıca köyün eski muhtarı olan … de 10/06/2009 tarihli Kontrol Raporunun ekinde bulunan ifadesinde davacı ve boşandığı eşinin beraber yaşadıklarını bildirmiş ve raporda çevre soruşturmasında komşularının yazılı ifade vermekten kaçındıkları ve davacı ile boşandığı eşinin beraber yaşadıklarını bildirdikleri belirtilmiştir. Tüm bu hususlar ve 10/06/2009 tarihli Kontrol Raporu birlikte değerlendirildiğinde davacı ve boşandığı eşinin fiilen birlikte yaşamaya devam ettikleri sabittir. 5510 sayılı yasının 59/2. maddesi gereğince Kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurları tarafından düzenlenen tutanaklar aksi sabit oluncaya kadar geçerli olup Kontrol Memuru Raporunun aksi ispat edilememiştir.
Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulduğunda; davanın reddi gerekirken mahkemece yazılı şekilde karar verilmesi; usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 19/09/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.