Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2013/114 E. 2013/6888 K. 08.04.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/114
KARAR NO : 2013/6888
KARAR TARİHİ : 08.04.2013

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde geçen çalışmalarının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün, davacı ile davalılardan Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Dava, davacının 1997-1.4.2008 tarihleri arasında davalı işverenlere ait iş yerinde askerlik süresi haricinde geçen ve Kuruma bildirilmeyen sigortalı çalışmalarının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, davacının iddia ettiği dönemleri kapsayan 1997 yılı itibariyle davalı işveren tarafından verilen işe giriş bildirgesinin olmaması ve davanın 2007 yılında açılması karşısında davalı işyerinde başlayan çalışmasına ilişkin davalı işveren tarafından ilk defa verilen 07.07.2000 işe başlama tarihli işe giriş bildirgesinden önceki dönemin hak düşürcü süreye uğradığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş ise de bu sonuca eksik araştırma ve inceleme ile gidilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, davacının 1.7.1998 tarihinden itibaren 5 gün ve 1.6.1999-12.11.1999 tarihleri arasında 87 gün başka işyerinden çalışmasının bildirildiği, davalılara ait 28701 ss nolu işyerinden ise 7.7.2000 1.1.2001 arası ve 31.1.2003-31.3.2008 tarihleri arasında çalışmasının bildirildiği, davacının okuldan ne zaman mezun olduğunun araştırılmadığı anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlığın yasal dayanağı belirgin olarak 506 sayılı Yasanın 79/8. maddesidir. Anılan maddede yönetmelikle tesbit edilen belgeler işveren tarafından verilmeyen sigortalıların çalıştıkları hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içerisinde dava açacakları hükmü öngörülmüştür. Madde de belirtildiği üzere yönetmelikle tesbit edilen belgelerin (işe giriş bildirgesi) verilmesi durumunda 5 yıllık hak düşürücü süreden bahsedilemeyeceği açık- seçiktir.
Gerçekten 506 sayılı Yasa’nın 79/8 maddesi gereği hizmet tesbiti davalarının 5 yıllık hak düşürücü süre içinde açılması gerekir ise de, çalışanın uyuşmazlık konusu dönemde başka bir işverenin işyerinde çalışmadığı, herhangi bir nedenle arada vermediği, yani davalı işyerinde kesintisiz çalıştığı ve bu çalışmaların işe giriş bildirgesi düzenlenerek kısmi şekilde Kuruma bildirildiği hallerde, giriş bildirgesinin verildiği tarihten önceki döneme ilişkin istem yönünden hak düşürücü sürenin geçtiğinden söz edilemez. .
Somut olayda, davacının işe giriş bildirgesinin verildiği 7.7.2000 tarihinden öncede ara vermeden çalıştığı iddiasının bulunmasına rağmen bu süreler yönünden yeterli araştırma yapılmadan davanın hak düşürücü sürenin dolması nedeniyle reddine karar verilmesi isabetsiz olmuştur.
Yapılacak iş, davacının Ticaret Meslek Lisesinden mezun olduğu tarih okuldan sorularak ve davacının dava dışı başka işyerinden çıktığı 12.11.1999 tarihi de dikkate alınarak bu tarih ile bildirimin yapıldığı 7.7.2000 tarihleri arasında, (giriş bildirgesinin verildiği tarihten önceki döneme ilişkin istem yönünden) hak düşürücü sürenin gerçekleşmediği gözetilerek bu dönem yönünden Kurum müfettişlerince yapılan bir inceleme olup olmadığını Kurumdan sormak, dönemin tamamını kapsayan bordro tanıklarını dinlemek, tanıkların hizmet cetvellerini getirtmek, bordro tanıklarının beyanı alınamaz ise Kurumdan sorulmak suretiyle veya zabıta araştırması ile tespit edilecek komşu işyerlerinde benzer işi yapan işlerle uğraşan işverenler veya bu işverenlerin resmi kayıtlarına geçmiş çalışanların beyanlarına başvurmak, kayıtlı tanıklara davacının çalışmasına ara verip vermediğini açıklattırmak, çalışmasına ara verdiyse önceki çalışma yönünden hak düşürücü sürenin gerçekleştiğini göz önüne alarak ve davanın nitelikçe kamu düzenini ilgilendirdiği nazara alınıp araştırma genişletilerek tüm deliller birlikte değerlendirilip, sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 08/04/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.