Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2013/1168 E. 2013/16071 K. 17.09.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/1168
KARAR NO : 2013/16071
KARAR TARİHİ : 17.09.2013

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, kurumca düzenlenen ödeme emirlerinin iptaline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R

1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre davalı Kurumun aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
2- Dava davacıya tebliğ edilen ödeme emirlerinin iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece, bir zarf içerisine 7 adet ödeme emri konularak borçlulara tebliğ işleminin usul ve yasaya uygun olmadığı, bir zarf içerisinde ancak bir ödeme emrinin tebliğ edilebileceği, ödeme emirlerinin konusu olan alacakların ait oldukları dönemlere göre 6183 Sayılı Yasanın 102. maddesinde belirtilen 5 yıllık zamanaşımı süresi dolduktan sonra takibe konu yapıldığı, zamanaşımını kesen işlem ve muamelelerin olmadığı gerekçesiyle, dava konusu ödeme emirlerinin iptaline karar verilmiş ise de bu sonuç kısmen usul ve yasaya aykırıdır.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; 05.11.2005 tarihinde ölen davacıların murisi …’nin, 1997/10. ay ila 2005/11. ay arasındaki borçlarından dolayı Kurum tarafından toplam 7 adet dosyada takip yapıldığı, tüm takiplere ait ödeme emirlerinin her bir muris için ayrı ayrı düzenlendiği ve her bir murise ayrı ayrı 06.08.2012 tarihinde tebliğ edildiği, davacıların borcun zamanaşımına uğradığını belirterek süresi içerisinde ödeme emrinin iptali için dava açtığı görülmüştür.
Uyuşmazlık, birden fazla dosyada, farklı takip numaraları ile takip edilen borçlara ilişkin birden fazla ödeme emrinin tek zarf içerisinde gönderilip gönderilemeyeceği ve dava konusu borçların 6183 sayılı Yasa’nın 102. maddesi gereğince zamanaşımına uğrayıp uğramadığına ilişkindir.

Yürürlükteki Kanunlarımızda, farklı takip numaraları ile takip edilen borçlara ilişkin birden fazla ödeme emrinin tek zarf içerisinde gönderilemeyeceğine ilişkin bir düzenleme mevcut değildir. O halde Kurumca tek zarf içerisinde birden fazla ödeme emrinin gönderilmesinde bir usulsüzlük yoktur.
Davanın yasal dayanağı olan 506 sayılı Yasa’nın 80. maddesinde Kurum alacaklarının tahsili yönünden 6183 sayılı Yasa kurallarının uygulanacağı belirtilmiştir. Anılan Yasa maddesinin 5. fıkrasında 29.07.2003 tarih ve 4958 sayılı Kanunla yapılan değişiklikte, Kurumun süresi içinde ödenmeyen prim ve diğer alacaklarının tahsilinde 21.07.1953 tarih ve 6183 sayılı Kanunun gecikme zammına ilişkin 5l. maddesinin dışındaki hükümlerinin uygulanacağı öngörülmüştü. Çünkü aynı Kanunla 506 sayılı Kanunun 80. maddesinin beşinci fıkrasında yapılan aynı değişiklikle gecikme zammının usul ve esasları özel olarak düzenlenmişti. Bu nedenle, kurumun alacaklarının tahsilinde 21.07.1953 tarih ve 6183 sayılı Kanunun 51. maddesi hariç diğer maddeleri uygulanmaktaydı. Bunun sonucu olarak, kurum alacaklarının tahsil zamanaşımı konusunda daha önce istisna tutulmadığı için 21.07.1953 tarih ve 6183 sayılı Kanunun 102. maddesi uygulanmaktaydı. Anılan hüküm, “Tahsil Zamanaşımı” başlığı altında “Amme alacağı vadesinin rastladığı takvim yılını takip eden takvim yılı başından itibaren 5 yıl içinde tahsil edilmezse zamanaşımına uğrar biçiminde düzenlenmiştir. Dolayısıyla, 506 sayılı Kanunun 80. maddesinde 5198 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önce Kurumun süresinde ödenmeyen prim ve diğer alacakları 6183 sayılı Kanunun 102. maddesi uyarınca 5 yıllık zamanaşımına uğramaktaydı. 06.07.2004 tarih ve 5198 sayılı Kanunun 11 maddesiyle, 506 sayılı Kanunun 80. maddesinde yapılan değişiklik sonucu Kurumun süresinde ödenmeyen prim ve diğer alacaklarının tahsilinde 6183 sayılı Kanunun 102. maddesinin de uygulanmayacağı öngörülmüştür. Bu durumda; Kurumun sigorta primlerinden doğan alacakları eskiden olduğu gibi genel hükümler uyarınca 10 yıllık zamanaşımı süresine tabi olacaktır. (B.K. md.125) Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 20.09.2006 gün, 2006/21-546-565 ve 20.12.2006 gün, 2006/21-806-814 sayılı kararlarında da aynı hususlara değinilmiştir.
Somut olayda, dava konusu ödeme emirlerinde 2004/6. ay ile 2005/11. ay arasındaki aylara ait prim ve gecikme zammı ile diğer alacaklarında tahakkuk ettirilmiş olduğu, 5198 sayılı Yasa’nın 11. maddesiyle anılan Yasa’nın 80. maddesine getirilen düzenlemenin, yürürlük tarihi olan 06.07.2004 tarihinden sonra muaccel olan alacaklara uygulanması gerektiği, bu nedenle 5198 sayılı Yasa’nın yürürlüğe girdiği 06.07.2004 tarihinden sonraki döneme ait kurum alacakları için B.K.’nun 125. maddesi uyarınca prim borcunun muaccel olduğu tarihten itibaren 10 yıllık zamanaşımı süresinin uygulanması gerektiği gözetildiğinde, B.K. 125. ve 128. maddeleri uyarınca zamanaşımı süresinin dolmayacağının anlaşılması karşısında, 2004/6. ay ile 2005/11. ay arasındaki aylara ait prim ve gecikme zammı ile diğer alacaklara ilişkin ödeme emirlerinin iptaline yönelik isteminin reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde bu dönemlere ait prim ve gecikme zammının da hesaplamaya dahil edilerek iptaline karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.

Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA,, 17.09.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.