YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/12339
KARAR NO : 2013/17131
KARAR TARİHİ : 26.09.2013
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, yaşlılık aylığı almaya hak kazandığının tespitine, aksi yöndeki kurum işleminin iptaline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Davacı, 24/11/1981 tarihini sigortalılık başlangıcı olarak kabul etmeyen ve emeklilik talebini reddeden Kurum işleminin iptali ile yaşlılık aylığına hak kazandığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece davanın kabulü ile davacının sigortalılık başlangıcının 24/11/1981 tarihi olduğunun kabulü ile bu tarihte bir gün sigortalı olduğunun tespitine, bu güne ait kurumca bildirilecek prim borcunun ödenmesi halinde davacının 24/11/2006 tarihinde yaşlılık aylığına hak kazandığının tespitine, aksine kurum işleminin iptaline karar verilmiştir.
Bir kimsenin sigortalı sayılabilmesi için sigortalı işe giriş bildirgesinin varlığı yeterli değildir. Aynı zamanda o kimsenin Yasa’nın belirlediği biçimde (506 sayılı Yasa’nın 2. maddesi ve 5510 sayılı Yasa’nın 4/a maddesi) eylemli olarak çalışması da koşuldur. Bu yön 506 sayılı Yasa’nın 6. maddesi ile 5510 sayılı Yasa’nın 7/a maddesinde ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 1999/21-549-555, 2005/21-437-448 ve 2007/21-306-320 sayılı kararlarında da vurgulanmıştır. Bu bakımdan davacının işyerinde eylemli olarak çalışıp çalışmadığının yöntemince araştırılması gerektiği ortadadır.
Dosya içeriğinden, davacının 123077 sicil numarada … Genel İnşaat A.Ş. yanında taşeron … adına tescilli iş yerinde 24/11/1981 tarihinde işe girdiğini gösterir giriş bildirgesinin usulüne uygun olarak Kuruma intikal ettirildiği, SSK Prim Tahakkuk cetvelinde davacının 1981/4. dönem 123077 sicil numaralı işyerinde işe alındığının ancak dönem bordrosunda ismine rastlanmadığının belirtildiği, hizmet cetveline göre davacının ilk çalışmasının 15/09/1990 tarihinde 764 sicil numaralı işyerinde olduğu, mahkemenin ise resmi kayıtlara göre bordro tanığı ya da komşu iş yeri tanığı olduğu tespit edilmeyen tanıkların anlatımına göre sonuca gittiği görülmüştür.
Bu tür davalar yalnızca bir günlük çalışmanın tespitinden ibaret olarak görülmemeli, bir günlük çalışmanın kabulü ile saptanacak sigortalılık başlangıcının sigortalıya sağlayacağı sigortalılık süresi ile birlikte kazandıracağı haklar dikkate alınmalı ve giriş bildirgesi ile birlikte eylemli çalışmanın bulunup bulunmadığı özellikle belirlenmeli, buna göre dönem bordrosunda yer alan ve davacının talep ettiği tarihte çalışması mevcut tanıklar ile gerektiğinde komşu işyerleri çalışanları olduğu kayıtlarla ya da emniyet yolu ile yaptırılacak araştırma ile belirlenen kimselerin beyanlarına başvurulmalı, sonucuna göre karar verilmelidir.
Somut olayda; iş yerinden Kurum’a verilen 1981/3. dönem bordroları getirtilmeden ve bu bordroda isimleri bulunan bordro tanıkları dinlenmeden, mahkemenin resmi kayıtlara göre bordro tanığı yada komşu iş yeri tanığı olduğu tespit edilmeyen tanık anlatımına göre sonuca gittiği görülmüştür.
Yapılacak iş; davacının çalıştığını iddia ettiği iş yerinden uyuşmazlık konusu dönemde Kurum’a verilmiş dönem bordrolarını getirtmek ve bu bordrolarda çalışmaları görülen tanıkların beyanlarına başvurmak, tanıkların adreslerinin tespit edilemediği ya da beyanları ile yetinilmediği takdirde Kurumdan bilgi alınarak veya emniyet ve muhtarlık yoluyla yaptırılacak araştırma sonucu iş yerine komşu veya yakın işyerlerinden belirlenen çalışanların ve işyeri sahiplerinin beyanlarına başvurmak, ayrıca davacının yaptığı işin ne olduğu, işe uygun nitelikli eleman olup olmadığı da sorularak ve davacının Kuruma yapmış olduğu bir tahsis talebinin bulunmadığının anlaşılmasına göre dava dilekçesini tahsis talebi olarak kabul ederek tüm deliller birlikte değerlendirilip sonucuna göre karar vermektir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 26/09/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.