Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2013/13583 E. 2013/18703 K. 21.10.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/13583
KARAR NO : 2013/18703
KARAR TARİHİ : 21.10.2013

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVACILAR :

Davacı murisi, iş kazası sonucu ölümünden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme bozmaya uyarak ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davacılar ve davalı vekillerince temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R

1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici nedenlere ve temyiz nedenlerine göre davacılar vekili tüm,davalı şirket vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddine,
Dava, 09.01.2008 tarihindeki iş kazasında vefat eden sigortalının hak sahibi eş ve 2 çocuğunun maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemlerine ilişkindir.
Mahkemece, maddi tazminat davalarının kabulüne,manevi tazminat davalarının ise kısmen kabulüne karar verilmiştir.
.Dosya kapsamındaki kayıt ve belgelerden, 09.01.2008 tarihindeki zararlandırıcı olayın iş kazası olduğu, kazanın oluşumunda %30 oranında davacılar murisinin mütefarik kusurunun bulunduğu, Mahkemenin ilk olarak verdiği,16.05.2011 tarihli hükmün her iki yanca temyizi üzerine Dairemizin 26.06.2012 tarihli kararı ile anılan hükmün bozulduğu,ilgili bozma ilamında 16.05.2011 tarihli hükmün bozma nedenleri olarak davacılar murisinin gerçek ücretinin araştırılmamasının eksiklik olduğu, hükmedilen manevi tazminatların fazla olduğu ve reddine karar verilen maddi tazminat davalarının red sebebine göre davacılar aleyhine vekalet ücretine karar vermenin hatalı olduğu nedenlerinin belirtildiği,tarafların bu belirtilen bozma nedenleri dışındaki sair temyiz itirazlarının reddine karar verildiği, bozmaya konu ilk hükümde davacı çocukların maddi tazminat davalarının reddine karar verilirken davacı eş lehine 36.490,84TL maddi tazminata karar verildiği anlaşılmıştır.
Temyize konu edilen 06.05.2013 tarihli Mahkeme kararında sair yönlerden bir yanlışlık bulunmamakla birlikte, 16.05.2011 tarihli ilk hükmün bozma nedenlerine göre taraflar bakımından kesinleşen hususlar ve bu kapsamda da usuli kazanılmış hak durumunun göz önünüde tutulmaksızın karar verilmesi doğru bulunmamıştır.
Şöyle ki ; Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununda “usuli kazanılmış hak” kavramına ilişkin açık bir hüküm bulunmamaktadır. Bu kurum, davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez, ana ilkelerinden biri haline gelmiştir. Anlam itibariyle, bir davada, mahkemenin yada tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir.
Mahkemenin, Yargıtay’ın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usuli kazanılmış hak doğabileceği gibi, bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usuli kazanılmış hak gerçekleşebilir. Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşturur (04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı YİBK).
Kazanılmış haklar Hukuk Devleti kavramının temelini oluşturan en önemli unsurlardandır. Kazanılmış hakları ortadan kaldırıcı nitelikte sonuçlara yol açan yorumlar Anayasanın 2.maddesinde açıklanan “Türkiye Cumhuriyeti sosyal bir hukuk devletidir” hükmüne aykırılık oluşturacağı gibi toplumsal kararlılığı, hukuksal güvenceyi ortadan kaldırır, belirsizlik ortamına neden olur ve kabul edilemez.
Yargıtay içtihatları ile kabul edilen “usuli kazanılmış hak” olgusunun, bir çok hukuk kuralında olduğu gibi yine Yargıtay içtihatları ile geliştirilmiş istisnaları bulunmaktadır:
Mahkemenin bozmaya uymasından sonra yeni bir içtihadı birleştirme kararı (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı YİBK) ya da geçmişe etkili bir yeni kanun çıkması karşısında, Yargıtay bozma ilamına uyulmuş olmakla oluşan usuli kazanılmış hak hukukça değer taşımayacaktır.
Tüm bu açıklamalardan sonra somut olayda, Mahkemenin 16.05.2011 tarihli ilk hükmünün bozma nedenleri arasında davacılar yararına olan tek bozma nedeninin “reddine karar verilen maddi tazminat davalarının red sebebine göre davacılar aleyhine vekalet ücretine karar vermenin hatalı olduğu” hususunun olduğu,davacıların bunun dışında kalan temyiz itirazlarının reddine karar verilmesi ve Mahkemenin de Dairemiz bozma ilamına uyması ile anılan ilk hükmün davalı yararına olarak sair yönlerinin kesinleştiği ve bu kapsamda da ilk karardaki maddi tazminat hükmü bakımından davalı yan lehine usuli kazanılmış hak oluştuğunun anlaşılmasına göre belirtilen bu hususun dikkate alınmadan yazılı biçinde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Yapılacak iş maddi tazminat davaları bakımından Dairemizin 26.06.2012 tarihli bozma ilamına uyulması ile davalı yan lehine oluşan usuli kazanılmış hak durumunu da dikkate alarak tüm delilleri bir arada değerlendirip yeniden bir karar vermekten ibarettir.
Buna göre de Mahkemece, açıklanan bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz edenlerden davalıya iadesine, 21/10/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.