Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2013/14481 E. 2013/17810 K. 01.10.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/14481
KARAR NO : 2013/17810
KARAR TARİHİ : 01.10.2013

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVALILAR :

Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde 15/09/1988-30/07/2009 tarihleri arasında geçen çalışmalarının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme bozmaya uyarak ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalılardan Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R

Davacı; davalı kooperatife ait işyerinde 15.08.1988 – 30.07.2009 tarihleri arasında 506 sayılı Yasa kapsamında geçen ve davalı Kurum’a bildirilmeyen çalışmalarının tespitini istemiştir.
Mahkemece; davanın kısmen kabulü ile davacının, 01.01.1989 – 30.07.2009 tarihleri arasında 7.410 gün çalıştığının tespitine karar verilmişse de bu sonuca eksik araştırma ve inceleme ile gidilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davacının 506 sayılı Yasa kapsamında davalı Kurum’a bildirilen herhangi bir hizmetinin ve davalı işyerinde düzenlenen işe giriş bildirgesinin bulunmadığı, davalı Kurum tarafından davalı kooperatifin 506 sayılı Yasa kapsamına alınmadığının bildirildiği, davacının 02.06.1987 – 02.12.1988 tarihleri arasında askerlik yaptığı, dosya içerisinde mevcut ve kooperatifin mührünü taşıyan tarihsiz yazıda; davacının kooperatifte çalıştığının yazılı olduğu, ancak imzanın kime ait olduğunun belli olmadığı, davalı vekilice; bu belgeyi 2000’li yıllarda kooperatife başkanlık yapan…’ın verdiğinin ve başkanlıktan düştükten sonra yeni gelen yönetime beslediği husumet nedeni ile bu belgeyi düzenlediğinin beyan edildiği, ancak…’ın dinlenilmediği anlaşılmaktadır.
Hizmet tespitine yönelik davaların kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi icabettiği Yargıtay’ın yerleşmiş içtihadı gereği olduğundan, kamu düzenini ilgilendiren hizmet tespiti davalarında, hakimin özel bir duyarlılık göstererek delilleri kendiliğinden toplaması ve sonucuna göre karar vermesi gerekir. Kendiliğinden araştırma ilkesinin uygulandığı bu davalarda ispat yükü bir tarafa yüklenemez.
Öte yandan, hizmet tespiti davalarının amacı, hizmetlerin karşılığı olan sosyal güvenlik haklarının korunması olduğundan, tespiti istenen dönemde kişinin sigortalı niteliği taşıyıp taşımadığı ile yapılan işin kanun kapsamına girip girmediği araştırılmalıdır. Çalışma iddiasının gerçeğe uygunluğu ancak, bu koşullar varsa inceleme konusu yapılabilecektir.
Çalışma olgusu her türlü delille ispatlanabileceğinden; bu davalarda iş yerinde tutulması gerekli dosyalar ile kurumdaki belge ve kanıtlardan yararlanılmalı, ücret bordroları getirtilmeli, müfettiş raporları olup olmadığı araştırılmalı, mümkün oldukça tespiti istenen dönemde işyerinin yönetici ve görevlileri, işyerinde çalışan öteki kişiler ile o işyerine komşu ve yakın işyerlerinde, tarafları veya işyerini bilen veya bilebilecek durumda olanlar … marifetiyle araştırılarak saptanmalı, sigortalının hangi işte hangi süre ile çalıştığı, çalışmanın konusu, sürekli, kesintili, mevsimlik mi olduğu, başlangıç ve bitiş tarihleri ve alınan ücret konularında beyanları alınarak, tanıkların sözleri değerlendirilirken bunların inandırıcılığı üzerinde durulmalı, verdikleri bilgilere nasıl vakıf oldukları, işveren ve işçiyle, işyeriyle ilişkileri, bazen uzun yılları kapsayan bilgilerin insan hafızasında yıllarca eksiksiz nasıl taşınabileceği düşünülmeli, beyanları diğer yan delillerle desteklenmelidir.
Bu amaçla, tanıkların, hizmet tespiti istenen tarihte, işyeri veya komşu işyeri sigortalısı ya da işvereni olup olmadıkları araştırılmalı, davalı Kurumdan, bu kişilerin belirtilen tarihte sigortalılık bildirimlerinin hangi işyerinden yapılmış olduğu da sorularak, elde edilen bilgilerin ifadelerde belirtilen olgularla örtüşüp örtüşmediği de irdelenmeli, işyerinin kapsam, kapasite ve niteliği ile bu beyanlar kontrol edilmelidir.
Bu davalarda, işverenin çalışma olgusunu kabulü ya da reddinin tek başına hukuki bir sonuç doğurmayacağı da göz önünde tutulmalıdır.
Nitekim açıklanan hususlar Hukuk Genel Kurulu’nun 25.09.2913 tarih ve 2013/21-182 Esas, 2013/1401 Karar sayılı kararında da benimsenmiş ve açıkça belirtilmiştir.
Somut olayda; mahkemece çalışmaların geçtiği iddia edilen işyerinin bir … olduğu, bu itibarla işlemlerinin kayda geçmesi gerekliliği göz ardı edilerek, davalı kooperatifin kayıt ve belgeleri getirtilmeden, ücret ödeme olgusu araştırılmadan, dosyaya sunulan belgelerde imzası bulunana… dinlenilmeden, davacının fiili çalışmaları hiçbir şüpheye mahal vermeyecek derecede ortaya konulmadan sonuca gidilmesi isabetsiz olmuştur.
Mahkemece yapılacak iş; öncelikle davalı kooperatifin denetime tabi olduğu göz önünde bulundurularak, hesaplarına ve ödemelerine ilişkin tüm defter ve kayıtlar ile davalı Kurum kayıtlarında yer alan dava konusu döneme ait tüm prim bordrolarını celbetmek, davacıya ücret ödemesi yapılıp yapılmadığını araştırmak, davacıya … üyerinden toplanan aidatlardan maaş ödendiği yönündeki tanık beyanları da göz önünde bulundurularak; … kayıtlarında söz konusu aidat ve ödemelere ilişkin kayıt bulunup bulunmadığını da araştırmak, … belgelerinde bunlara ilişkin kayıtlara rastlanmaz ise tanıkları yeniden dinleyerek toplanan aidatların ve davacıya yapılan ödemenin … kayıtlarına neden geçmediğini açıklattırmak, davalı kooperatifin muhasebe işlemlerini yürütmek üzere kimlere yetki verildiği, kooperatiflerin büro hizmetinin dava konusu tüm dönemi kapsayacak şekilde kim tarafından yürütüldüğünü araştırıp ücret ve aidat hususlarını, tanık beyanlarında geçtiği şekilde elden ödeme yapılıp yapılmadığını bu kişilerden de sormak, dosyada mevcut belgelerde ismi bulunan…’ı dinleyerek belgelerdeki hususları açıklattırmak ve böylece toplanan tüm deliller ışığında varılacak sonuca göre hüküm kurmaktan ibarettir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular nazara alınmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 01.10.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.