YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/14486
KARAR NO : 2013/17782
KARAR TARİHİ : 01.10.2013
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVALILAR :
Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde geçen çalışmalarının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davacı ve davalılardan Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Dava, davacının davalı …’a ait işyerinde 01.03.1989 tarihinden itibaren kesintisiz çalıştığının tespiti, 10.02.1999 tarihli … kaydının iptali ve birleşen dava ile davalı …’a ait işyerinden bildirilen 01.08.1990 tarihli işe giriş bildirgesinin iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece; davanın kısmen kabulü ile davacının davalıya ait işyerinde 01.11.1993-10.02.1999 tarihleri arasında Kuruma bildirilen çalışmalarının dışında 1530 gün daha sigortalı hizmetinin bulunduğunun tespitine, kuruma bildirilen 370 günlük sigortalılık hizmetinin yeniden tespitinde hukuki yarar bulunmadığından, fazla taleplerin reddine,birleşen davanın kabulü ile de davacı ile ilgili 01.08.1990 tarihli işe giriş bildirgesinin iptaline,karar verilmiştir.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasanın 79/10. ve 5510 sayılı Yasa’nın 86/8. maddeleri bu tip hizmet tespiti davaları için özel bir ispat yöntemi öngörmemiş ise de davanın niteliği kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerektiği Yargıtay’ın ve giderek Dairemizin yerleşmiş içtihadı gereğidir.
506 sayılı Yasa’nın 79/10. maddesi gereğince; yönetmelikle tespit edilen belgeler işveren tarafından verilmeyen sigortalıların çalıştıkları hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içerisinde dava açacakları hükmü öngörülmüştür. Maddede belirtildiği üzere, yönetmelikle tespit edilen belgelerin verilmesi durumunda 5 yıllık hakdüşürücü süreden bahsedilemeyeceği açıktır. Yerleşik Yargıtay görüşü; birden ziyade işe giriş bildirgesi verilmesi halinde çıkış yok ise ilk işe giriş bildirgesi ile son işe giriş bildirgesinin verildiği tarihler arasında geçen çalışmaların hak düşürücü süreye uğramayacağı, çıkış varsa hak düşürücü sürenin her kesim çalışma için ayrı ayrı hesaplanacağı, çıkış tarihinden sonra işçinin aynı işyerinde çalışmasını sürdürmesi veya hak düşürücü süre içerisinde tekrar aynı işyerine girerek çalışmasının hak düşürücü sürenin işlemesine engel olmayacağıdır.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davalı işveren … tarafından Kuruma intikal ettirilen davacıya ait 01.11.1993 ve 01.10.1994 tarihli işe giriş bildirgeleri ile 01.11.1993-10.05.1994, 01.10.1994-30.03.1994 tarihleri arası Kurum’a bildirilmiş hizmetlerin bulunduğu, davacının 10.02.1999 tatrihinden itibaren devam eden vergi kaydının olduğu ve vergi kaydının başladığı tarih itibariyle … sigortalılık tescilinin yapıldığı, tanık beyanları arasında çelişki bulunduğu ve yetersiz olduğu anlaşılmaktadır.
Somut olayda; davalı işveren tarafından Kuruma intikal ettirilen davacıya ait işe giriş bildirgesinin ve Kurum’a bildirilmiş hizmetlerin bulunduğu gözetildiğinde ilk işe giriş bildirge tarihi olan 01.11.1993 tarihinden önceki dönemde davacının kesintisiz çalışmalarının tespit edilmesi halinde bu tarihten önceki süreler için hakdüşürücü süreden bahsedilemeyecektir.
Yapılacak iş, dava konusu dönem bordrolarında ihtilaflı dönemin tamamında kayıtlı ve tarafsız tanıklar saptanarak bunların bilgilerine başvurmak, bordolarda adı geçen kişilerin adreslerinin tespit edilememesi veya beyanları ile yetinilmediği takdirde, ………. aracılığı ve muhtarlık marifetiyle davalı işyerine komşu işyerlerini tespit edip bu işyerlerinin uyuşmazlık konusu dönemde çalıştığı tespit edilen kayıtlı çalışanları, yoksa işyeri sahipleri araştırılıp tespit edilerek çalışmanın niteliği ile gerçek bir çalışma olup olmadığı yönünde yöntemince beyanlarını almak, tanık beyanları arasındaki çelişkiyi gidermek ve işe giriş bildirge tarihinden önceki dönemde de kesintisiz çalıştığının analaşılması halinde hakdüşürücü süreden baahsedilemeyeceği göz önünde bulundurularak tespite karar verilen süreler yönünden de gerçek çalışma olgusunu somut ve inandırıcı bilgilere dayalı şekilde kanıtladıktan sonra davacının çalışmasının sürekli çalışma olduğu anlaşılırsa sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacı vekili ve davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz edenlerden davacıya iadesine
01/10/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.