Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2013/14766 E. 2013/21702 K. 25.11.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/14766
KARAR NO : 2013/21702
KARAR TARİHİ : 25.11.2013

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, iş kazası sonucu malüliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalılardan … İnşaat San. Ve Tic. Ltd. Şti vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R
Dava, 10.09.2008 tarihinde geçirdiği iş kazasında %37,2 oranında sürekli işgöremezliğe maruz kalan sigortalının maddi zararlarının giderilmesi istemlerine ilişkindir.
Mahkemece, taleple bağlı kalınarak 50.000,00TL maddi tazminatın davalı şirketten tahsiline karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, 10.09.2008 tarihindeki zararladırıcı sigorta olayı nedeniyle kazalıda %37.2 oranında iş güçü kaybı oluştuğu, iş kazasının oluşumunda %80 oranında davalı işverenin, %20 oranında ise kazalının kusurlu olduğunun belirtildiği, hükme esas alınan 08.02.2013 tarihli hesap raporunda yurt dışı çalışma dönemi bakımından asgari ücretin yaklaşık 4 katı kadar ücretten, yurt içindeki çalışması bakımından ise asgari ücretin yaklaşık 3 katı kadar ücretten hesaplama yapıldığı anlaşılmaktadır.
Zararlandırıcı sigorta olayına maruz kalan sigortalının, maddi zararının hesabında, gerçek ücretin esas alınması koşuldur. Gerçek ücretin ise işçinin imzasının bulunduğu ücret tediye bordrolarından saptanacağı, işçinin imzasının bulunmadığı iş yeri ve sigorta kayıtlarının nazara alınamayacağı, işçinin imzasının bulunduğu ücret tediye bordrolarının bulunmaması durumunda işçinin yaşı, kıdemi, mesleki durumu dikkate alınarak, emsal işi yapan işçilerin aldığı ücret göz önünde tutularak belirlenmesi gerektiği, Dairemizin giderek Yargıtay’ın yerleşmiş görüşlerindendir.
Somut olayda, davacının inşaat kalıp ve duvar ustası olduğu, hükme esas alınan 08.02.2013 tarihli hesap raporunda davacının … Sıvacı Boyacı ve İnşaatçılar Esnaf Odası tarafından bildirilen ve asgari ücretin yaklaşık 3,75 katı ücretten hesaplamanın yapıldığı ve bakiye 218.720,97TL karşılanmamış davacı zararı hesaplandığı görülmektedir.
Maddi tazminat davasına etkileri gözetildiğinde kazalı çalışanın gerçek ücretinin tespiti hem davacı hem de davalı yan bakımından son derece önemlidir. Zira asgari ücretin değişik misilleri üzerinden yapılan hesaplamalarda çok farklı tazminat değerlerinin ortaya çıkacağı izahtan varestedir. Bu durumda Mahkemelere düşen en önemli vazifelerden bir tanesi de sigortalının gerçek ücretini hiçbir ihtilafa mahal vermeyecek biçimde ortaya koymaktır. Böylesine kapsamlı bir araştırma bir yönüyle davacının hakkının işverenleri tarafından yenmesine engel teşkil edecek diğer yönüyle de kazalının hak etmediği tazminatlara kavuşmasının ve böylelikle sebepsiz zenginleşmesinin önüne geçilecektir. Hal böyle olunca davacı sigortalının ücretinin ayrıntılı bir şekilde araştırılmadan ilgili meslek odası olarak yalnızca … Sıvacı Boyacı ve İnşaatçılar Esnaf Odası’nın bildirdiği ücretin esas alındığı 08.02.2013 tarihli hesap raporunun hükme dayanak yapılması doğru olmamıştır.
Yapılacak iş; davacının yaptığı iş, yaşı, kıdemi belirtilmek suretiyle yine …’da bulunan farklıca ilgili meslek odalarından da kazalı işçinin yurt içirde alabileceği emsal günlük net ücretleri sormak, buradan gelen neticeler ile hükme esas alınan ücret konusunda bir farklılık doğar ise sigortalının maddi zararını yeniden hesaplatmak, davacının maddi tazminat davası bakımından 23.05.2013 tarihli hükmü temyiz etmeyip bu noktada hükmü temyiz eden davalı şirket yararına doğan usuli kazanılmış hak durumunu da gözeterek ilk kararda hüküm altına alınan maddi tazminat miktarını geçmemek üzere bir karar vermekten ibarettir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin … şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davalı şirket vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalının sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, temyiz harcının istek halinde temyiz eden davalı …’ye iadesine
25.11.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.