Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2013/15289 E. 2013/20225 K. 11.11.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/15289
KARAR NO : 2013/20225
KARAR TARİHİ : 11.11.2013

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, iş kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.

K A R A R

Dava,iş kazası sonucu sürekli iş göremezliğe maruz kalan sigortalının, maddi ve manevi zararının giderilmesi istemlerine ilişkindir.
Mahkemece,18.850,00TL maddi, 10.000,00TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
İş kazalarından kaynaklanan tazminat davalarında hükmedilecek tazminatların (maddi-manevi) miktarını doğrudan etkilemesi nedeniyle, işçide oluşan meslekte güç kayıp oranının hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeksizin kesin olarak saptanması gerekir.
Bu yönüyle davanın yasal dayanağı 5510 sayılı Yasa’nın 19. maddesidir. Anılan maddeye göre iş kazası veya meslek hastalığı sonucu oluşan hastalık ve özürler nedeniyle Kurumca yetkilendirilen sağlık hizmeti sunucularının sağlık kurulları tarafından verilen raporlara istinaden Kurum sağlık kurulunca meslekte kazanma gücü en az %10 oranında azalmış bulunduğu tespit edilen sigortalının sürekli iş göremezlik gelirine hak kazanacağı, iş kazası ve meslek hastalığı sonucu sürekli iş göremezlik hallerinde meslekte kazanma gücündeki kayıp oranının belirlenmesine ve bu maddenin uygulanmasına ilişkin diğer usul ve esasların Kurum tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenleneceği bildirilmiştir. Bu yasal düzenleme gereğince düzenlenen Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği’nin 45. maddesinde sürekli iş göremezlik gelirinin iş kazası veya meslek hastalığı sonucu oluşan hastalık ve özürler nedeniyle Kurumca yetkilendirilen sağlık hizmeti sunucularının sağlık kurulları tarafından verilen raporlara istinaden Kurum Sağlık Kurulunca meslekte kazanma gücü en az %10 oranında azalmış bulunduğu tespit edilen sigortalıya bağlanacağı bildirilmiştir.
Öte yandan 5510 sayılı Yasa’nın 95. maddesine göre “Bu Kanun gereğince, yurt dışında tedavi için yapılacak sevklere, çalışma gücü kaybı, geçici iş göremezlik ödeneklerinin verilmesine ilişkin raporlar ile iş kazası ve meslek hastalığı sonucu meslekte kazanma gücü veya çalışma gücü kaybına esas teşkil edecek sağlık kurulu raporlarının usûl ve esaslarını, bu raporları vermeye yetkili sağlık hizmeti sunucularının sahip olması gereken kriterleri belirlemeye, usûlüne uygun olmayan sağlık kurulu raporu ve dayanağı tıbbî belgeleri düzenleyen sağlık hizmet sunucusuna iade edecek belirlenen bilgileri içerecek şekilde yeniden düzenlenmesini istemeye Kurum yetkilidir. Usûlüne uygun sağlık kurulu raporu ve dayanağı tıbbî belgeler ile gerekli diğer belgelerin incelenmesiyle; yurt dışında tedavi için yapılacak sevklere, vazife malullük derecesini, iş kazası veya meslek hastalığı sonucu tespit edilen meslekte kazanma gücünün kaybına veya meslekte kazanma gücünün kaybı derecelerine ilişkin usûlüne uygun düzenlenmiş sağlık kurulu raporları ve diğer belgelere istinaden Kurumca verilen karara ilgililerin itirazı halinde, durum Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulunca karara bağlanır.
Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar, Sağlık Bakanlığı ile Kurumun birlikte çıkaracağı yönetmelikle düzenlenir.
Bu yasal düzenleme gereğince düzenlenen Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşleri Yönetmeliğinin Geçici 1. maddesinde; Bu Yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarihten önce çalışma gücü kaybı, iş kazası, meslek hastalığı, vazife malullüğü, harp malullüğü sonucu meslekte kazanma gücü kaybı ile erken yaşlanma durumlarının tespiti talebinde bulunan sigortalılar ve hak sahipleri için, yürürlükten kaldırılan ilgili sosyal güvenlik mevzuatının 5510 sayılı Yasa’ya aykırı olmayan hükümlerinin uygulanacağı, 5. maddesinde sigortalı ve hak sahiplerinin çalışma gücü oranlarının a) Sağlık Bakanlığı eğitim ve araştırma hastaneleri, b) Devlet Üniversitesi, c) Türk Silahlı Kuvvetlerine bağlı asker hastaneleri, ç) sigortalıların ikamet ettikleri illerde (a), (b), (c) bentlerinde belirtilen hastanelerin bulunmaması durumunda Sağlık Bakanlığı tam teşekküllü hastanelerin yetkili olduğu, bildirilmiş, Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinin 56. maddesinde ise Kurum Sağlık Kurulunca verilen karara karşı yapılan itirazların Yüksek Sağlık Kurulunca inceleneceği bildirilmiştir.
Kural olarak Yüksek Sağlık Kurulunca verilen karar Sosyal Güvenlik Kurumu’nu bağlayıcı nitelikte ise de, diğer ilgililer yönünden bir bağlayıcılığı olmadığından Yüksek Sağlık Kurulu Kararına itiraz edilmesi halinde inceleme Adli Tıp Kurumu aracılığıyla yaptırılmalıdır. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu’nun 28.06.1976 güNlü, 1976/6-4 sayılı Kararı da bu yöndedir.
Bunun yanında İş kazalarında zararlandırıcı olay, İş Hukuku ve sosyal güvenlik ilkeleri çerçevesinde değerlendirilmeye tabi tutulmalıdır. İşverenin iş kazası sonucu meydana gelen zarar nedeniyle hukuki sorumluluğu yasa ve içtihatlarla belirlenmiş olan ayrık haller dışında ilke olarak iş aktinden doğan işçiyi gözetme ( koruma ) borcuna aykırılıktan kaynaklanan kusura dayalı sorumluluktur. İnsan yaşamının kutsallığı çerçevesinde işverenin işçilerin sağlığını ve güvenliğini sağlamak için gerekli olanı yapmak ve bu husustaki şartları sağlamak ve araçları noksansız bulundurmakla yükümlü olduğu İş Kanunu’nun 77. maddesinin açık buyruğudur.
İş kazasından doğan tazminat davalarının özelliği gereği, İş Kanunu’nun 77. maddesinin öngördüğü koşulları göz önünde tutarak ve özellikle işverenin niteliğine göre, işyerinde uygulanması gereken İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğü’nün ilgili maddelerini incelemek suretiyle, işverenin işyerinde alması gerekli önlemlerin neler olduğu, hangi önlemleri aldığı, hangi önlemleri almadığı, alınan önlemlere işçinin uyup uymadığı gibi hususlar ayrıntılı bir biçimde incelenmek suretiyle kusurun aidiyeti ve oranı hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek biçimde belirlenmelidir. (Hukuk Genel Kurulunun 16.06.2004 gün ve 2004/21-365 E.-369 K.sayılı kararı da aynı yöndedir )
Somut olayda, davaya konu zararlandırıcı olayın iş kazası olduğu ve davacı sigortalıda iş kazasına bağlı maluliyetin varlığı hususları uyuşmazlık konusu değildir. Zira anılan kaza nedeniyle sigortalıya iş kazası sigorta kolundan gelir bağlandığı görülmektedir. Dosyada öncelikli uyuşmazlık konusu olan husus davacı sigortalıda oluşan ve Kurumca kabul edilen maluliyet oranının ne olduğu ayrıca tarafların anılan olaydaki kusur dağılımının sağlıklı bir şekilde ortaya konulması hususlarında toplanmaktadır.
Dosya kapsamından davacıya iş kazası sigorta kolundan Kurumca gelir bağlandığı belli olmakla birlikte, bağlanan bu gelirin Kurumca kabul edilen hangi miktardaki sürekli iş göremezlik oranından olduğu hususu anlaşılamamaktadır. Oysa ki zararlandırıcı sigorta olayına maruz kalan sigortalının Kurum tarafından kabul edilen maluliyetinin açık bir şekilde ortaya konulması esastır. Zira maddi tazminat davasında hesaplama Kurumca kabul edilen bu maluliyet oranına göre yapılacak ve yine manevi tazminatın takdirinde hakim bu oranı dikkate alacaktır. Yine iş kazası tazminat davalarında hesaplanacak maddi tazminata ve takdir olunacak manevi tazminata doğrudan etkileri göz önüne alındığında tarafların kusur durumu bakımından da konusunda ehil iş güvenlik uzmanlarına zararlandırıcı olayın iş hukuku ve sosyal güvenlik ilkeleri çerçevesinde incelettirilmesi esastır.
Tüm bu açıklamalardan olarak Mahkemece davacı sigortalının Kurumca kabul edilen sürekli iş göremezlik oranını öğrenmeden ve iş kazası nedeniyle tarafların kusurunun aidiyeti konusunda konusunda konusunda ehil iş güvenlik uzmanlarına anılan kazayı işçi sağlığı ve iş güvenliği tüzüğü çerçevesinde inceletmeden eksik inceleme ile neticeye varılması doğru bulunmamıştır.
Yapılacak iş öncelikle sigortalının Kurumca kabul edilen maluliyetini kesin bir şekilde ortaya koymak, yine yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda iş güvenlik uzmanlarından oluşan heyetten kusur raporu almak ve tespit olunan bu hususlar sonrasında güncel verilere göre sigortalının maddi zararını yeniden hesaplatıp tüm delilleri bir arada değerlendirip neticesine göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece, açıklanan doğrultuda araştırma yapılmaksızın eksik inceleme ve araştırma ile sonuca gidilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı şirket vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.(21.HD.06.07.2009, 2009/2665-2009/10633)
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenle BOZULMASINA,bozma nedenine göre davalının sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 11.11.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.