Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2013/1641 E. 2013/8211 K. 29.04.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/1641
KARAR NO : 2013/8211
KARAR TARİHİ : 29.04.2013

Davacılar … vs. Vek. Av. … ile davalı … AŞ Vek. Av. … aralarındaki tazminat davası hakkında Ankara 8. İş Mahkemesince verilen 14/12/2011 gün ve 2010/887-2011/682 sayılı kararın bozulmasına ilişkin Dairemizin 19/06/2012 gün ve 2012/2308-11663 sayılı ilamına karşı davacı vs. vekili tarafından süresi içinde maddi hatanın düzeltilmesi yoluna başvurulmuş olmakla dosya incelendi. Gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
A) İstek, nitelikçe maddi hatanın düzeltilmesi istemine ilişkindir.
İş mahkemelerinden verilen kararlar ve buna bağlı Yargıtay ilamına karşı karar düzeltme yolu bulunmamaktadır. Ne var ki, Yargıtay onama ve bozma kararlarında maddi yanılgı bulunması halinde usuli kazanılmış haktan söz edilemeyeceği, giderek maddi yanılgının düzeltilmesi gerektiği Yargıtay’ın oturmuş ve yerleşmiş içtihatlarındandır.
Yapılan inceleme sonucu, davacının davalı işverenlikte TİP 2 statüsünde söför olarak çalışırken kazalandığı, kazalının 4857 sayalı İş Kanununa tabi olmakla beraber Sosyal Güvenlik bakımından yasası gereği davacılar murisinin 5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanununa tabi olduğu, bu nedenle yani sigortalının Emekli Sandığı Kanununa tabi olması nedeniyle Kurumun iş kazası tahkikatının bulunmadığı, Dairemezin 19.06.2012 gün ve 2012/2308-11663 Esas- Karar sayılı Bozma ilamında özetle davaya konu zararlandırıcı olaya dair Kurumun İş Kazası tahkikatının bulunmadığı gerkçesi ile hükmün bozulduğu anlaşılmış olup, Sosyal Güvenlik olarak Emekli sandığı kanununa tabi bir çalışanan cismani zarara uğraması durumunda Kurumun sigortalı veya onun haksahiplerine iş kazası sigorta kolundan tahsisinin olmayacağının anlaşılmasına göre davacılar vekilinin maddi hatanın düzeltilmesi isteminin kabul edilmesine ve Dairemizin 19.06.2012 gün ve 2012/2308-11663 esas-karar sayılı ilamı kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir.
B) 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici nedenlere ve temyiz nedenlerine göre davacılar vekilinin tüm, davalı şirket vekilinin ise aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava, 27.05.2009 tarihinde geçirdiği iş kazasında vefat eden sigortalının haksahiplerinin maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemlerine ilişkindir.
Mahkemece, maddi tazminat davalarının kabulüne, manevi tazminat davalarının ise kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içerisindeki bilgi ve kayıtlardan; zararlandırıcı olayın iş kazası olduğu, sigortalının davalı işverenlikte 4502 sayılı Yasanın geçici 4.maddesi gereği TİP 2 statüsünde çalışırken kazalandığı, kazanın meydana gelmesinde davacılar murisinin sigortalının %3 oranında kusurunun bulunduğu, kalan kusurun ise davalı şirkete ait olduğu anlaşılmıştır.
Borçlar Kanunu’nun 47. maddesi hükmüne göre hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile sigortalı yakınlarına verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları,tarafların sosyal ve ekonomik durumları,paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu,olayın ağırlığı,davacının sürekli iş göremezlik oranı, işçinin yaşı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması, hükmedilecek tutarın manevi tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda olması gerektiği de söz götürmez ve yine 22.06.1966 gün 1966/7-7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde de açıklandığı üzere zarar görenin müterafik kusurunun varlığı halinde bu durumun manevi tazminatın takdirinde göz önünde bulundurulması gerekir.
Bu açıklamalardan olarak somut olayda kaza tarihi, tarafların sosyal ekonomik durumu , kazalının kusur miktarı ile tüm dosya kapsamı gözetildiğinde vefat eden sigortalının haksahibi olan eş ve çocukları yararına hükmedilen manevi tazminat miktarları ayrı ayrı çok fazladır.
O halde, davalı şirket vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul olunmalı ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1- Dairemizin 19.06.2012 gün ve 2012/2308-11663 Esas-Karar sayılı Bozma kararının kaldırılmasına.
2-14.12.2011 tarihli hükmün, daha uygun miktarlarda manevi tazminatlara karar verilmesi noktasında BOZULMASINA, davalı yararına takdir edilen iade 900.00 TL duruşma Avukatlık parasının karşı tarafa yükletilmesine, temyiz harcının istek halinde temyiz edenlerden davalıya iadesine ve aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz edenlerden davacıya yükletilmesine, 29.04.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.