Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2013/16627 E. 2013/17227 K. 30.09.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/16627
KARAR NO : 2013/17227
KARAR TARİHİ : 30.09.2013

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi

Davacı, Kurumca düzenlenen ödeme emirlerinin iptaline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R

Dava, davacıya … Limited şirketin prim borçlarından dolayı babası …’ın varisi olması nedeniyle … tarafından gönderilen 2004/17152 ve 2004/17153 takip numaralı ödeme emirlerinin zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece davanın kabulü ile, dava konusu yapılan ödeme emirlerinin, ödeme emrine konu borçların zaman aşımına uğraması sebebiyle iptallerine karar verilmiş ise de zamanaşımı süresine ilişkin değerlendirmede hataya düşüldüğü görülmektedir.
3917 Sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 08.12.1993 tarihinden önceye ilişkin prim ve gecikme zamları yönünden, Sosyal Sigortalar Kurumunun alacak hakkı, Borçlar Kanunu madde 125’de öngörülen 10 yıllık zamanaşımı süresine tabidir.Giderek zamanaşımının başlangıç tarihi ise yine Borçlar Kanununun 128. maddesi gereğince alacağın muaccel olduğu tarihtir ve zamanaşımının kesilmesi ve durdurulmasına ilişkin Borçlar Kanununun 132 ve ardından gelen maddeleri de burada aynen geçerlidir.
3917 Sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 08.12.1993 tarihi ve bundan sonraya ilişkin prim ve gecikme zamları yönünden ise 6183 sayılı Kanunun zamanaşımına ilişkin 102. madde ve ardından gelen maddeleri geçerlidir.Bu yönde 102. madde hükmüne göre zamanaşımı süresi 5 yıl olup zamanaşımı süresinin başlangıcı ise alacağın vadesinin rastladığı takvim yılını takip eden yıl başıdır. 5198 sayılı Kanunun 11. maddesi ile değişik 506 sayılı Kanunun 80. maddesinin 5.fıkrasına göre, 6183 sayılı Kanunun zamanaşımını düzenleyen 102. maddesinin prim alacaklarının tahsilinde uygulanmayacağı belirtilmiş ise de, bu değişiklik, yürürlük tarihi olan 06.07.2004 tarihinden sonra tahakkuk edecek prim borçlarına uygulanabilecektir.
5918 Sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 6/7/2004 tarihi ve bundan sonraya ilişkin prim ve gecikme zamları yönünden Borçlar Kanunu madde 125’de öngörülen 10 yıllık zamanaşımı süresine tabidir.Giderek zamanaşımının başlangıç tarihi ise yine Borçlar Kanununun 128. maddesi gereğince alacağın muaccel olduğu tarihtir ve zamanaşımının kesilmesi ve durdurulmasına ilişkin Borçlar Kanununun 132 ve ardından gelen maddeleri de burada aynen geçerlidir.

6183 sayılı Kanun’un 103. maddesinde zamanaşımını kesen haller sayılmış olup kesilmenin rastladığı takvim yılını takip eden takvim yılı başından itibaren zamanaşımı yeniden işlemeye başlar.
Somut olayda, babası …, … Makine San.İnş.Ltd.Şti nin şirket ortağı ve müdürü olduğu için şirketin prim borcundan dolayı …’ın varisi sıfatıyla davacıya gönderilen ödeme emrine konu borç, 2003/7,10,11,12,2004/1,2 aylarına ait prim ve 2003/7,9,10,11,12,2004/1,2 aylarına ait İşsizlik sigortası primine ilişkindir. Prim borçlarında tahsil zamanaşımı borcun doğduğu tarihte yürürlükte bulunan mevzuata göre belirlenir. 08/12/1993 tarihinde yürürlüğe giren 3917 sayılı Kanunun getirdiği düzenlemenin geçerli olduğu döneme ilişkin prim ve gecikme zammı alacakları için zamanaşımı süresi 5 yıl olup zamanaşımı süresinin başlangıcı ise alacağın vadesinin rastladığı takvim yılını takip eden yılbaşıdır. Ödeme emrinin 23.05.2012 tarihinde davacıya tebliğ edildiği, davacının daha önce 18.02.2008 tarihli haciz tutanağında eşi …’ın vefat ettiğini ve oğlunun işyerini devam ettirdiğini belirterek borca mahsuben ödeme yaptığı, 14.03.2007 tarihinde borçlusu … olan 2004/17152 takip nolu dosyaya mahsuben ödeme yapıldığı anlaşılmakla taksitlendirme ve ödemenin zamanaşımını kestiği kabul edilerek, bu tarih itibariyle borcun 5 yıllık zamanaşımına tabi olduğu kabul edilmelidir.
O halde, davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 30/09/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.