Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2013/2138 E. 2013/5440 K. 21.03.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/2138
KARAR NO : 2013/5440
KARAR TARİHİ : 21.03.2013

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, iş kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.

K A R A R

1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre davalının tüm, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava 09.05.1997 tarihinde meydana gelen iş kazası sonucu % 46 oranında sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece davacının maddi zararının varlığını ispatlayamadığından maddi tazminat isteminin reddine, manevi tazminat isteminin ise kısmen kabulüne karar verilmiş ve bu karar süresinde davacı ve davalı taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Davacının iş kazası sonucu % 46 oranında sürekli iş göremezliğe uğradığı olayda davacının % 25 davalı işverenin % 50 ve davalı işverene ait araç sürücüsünün de % 25 oranında kusurlu olduğu dosya içeriğinden anlaşılmaktadır.
B.K’nun 47. Maddesinde hakimin bedensel bütünlüğün bozulması halinde olayın özelliklerini göz önünde tutularak zarar görene adalete uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar vereceği öngörülmüştür. Bedensel bütünlük eş deyişle vücut bütünlüğü kavramının fizik bütünlük yanında ruhsal bütünlüğü ve sağlığı da kapsadığı tartışmasızdır. Olayın özelliklerinin neler olduğu 22.6.1966, 7/7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıklanmıştır. Bunlar her olayda değişebilir. Bu nedenle hakiminin kararında bu özellikleri objektif ölçülere göre göstermesi gerekir.
Manevi tazminatın tutarını belirleme görevi hakimin takdirine bırakılmış ise de hükmedilen tutarın uğranılan manevi zararla orantılı, duyulan üzüntüyü hafifletici olması gerekir.
Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları tarafların sosyal ve ekonomik durumları paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu olayın ağırlığı davacının sürekli iş göremezlik oranı, işçinin yaşı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması, bunun yanında olayın işverenin sağlığı ve güvenliği önlemlerini yeterince alınmamasından kaynaklandığı da gözetilerek gelişen hukuktaki yaklaşıma da uygun olarak tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda manevi tazminat takdir edilmesi gerektiği açıkça ortadadır. ( HGK 23.6.2004, 13/291-370)
Bu ilkeler gözetildiğinde ve özellikle; davacının ceza davasındaki kusur dağılımını bilerek dava açtığının ve manevi tazminat isteminde bulunduğunun anlaşılmasına, manevi tazminat istemin de ılımlı bulunmasına göre manevi tazminat isteminin kabulü yerine kısmen reddi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Maddi tazminata gelince: Mahkemece hiçbir kuşku ve tereddüte yol açmayacak biçimde davacının sürekli iş göremezlik oranının belirlenmediğinden bahisle maddi tazminat isteminin reddine karar verilmiş ise de varılan bu sonuçta hatalıdır.
Gerçekten dosya içerisindeki bilgi ve belgelere göre: Somut olayda davacının sürekli iş göremezlik oranının belirlenebilmesi için Kurumun istediği sağlık raporları sunulmadığından, mevcut bilgi ve belgelere göre kurumu bağlamamak kaydıyla davacının sürekli iş göremezlik oranı %56 olarak tespit edilmiş, bilahare, istenilen sağlık kurulu raporları ile tetiklerin temin edilerek gönderilmesi üzerine, Sosyal Güvenlik Kurumu Maluliyet ve Sağlık Kurulları Daire Başkanlığınca davacının sürekli iş göremezlik oranının %46,00 olduğu kontrol ve muayenesinin gerekmediği, 28.04.2009 tarihli cevabi yazı ile bildirilmiştir. % 46,00 oranındaki sürekli iş göremezliği davacı tarafça itiraz edilmesi üzerine, Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulu 05.10.2011 tarihli kararı ile davacının sürekli iş göremezlik oranının % 46,00 olduğuna ve kontrol ve muayenesinin gerekmediğine karar vermiştir. Yüksek Sağlık Kurulu kararına önce itiraz eden davacı bilahare 18.09.2012 tarihli celsede bu itirazından vazgeçerek, mevcut delil durumuna göre karar verilmesini istemiş ve böylece davalının itirazının da bulunmamasına göre, sürekli iş göremezlik oranı kesinleşmiştir. Hal böyle olunca da % 46,00 sürekli iş göremezlik oranı üzerinden davacının maddi tazminatının hesaplatılması gerekirken, iş gücü kaybının kesin olarak tespit edilmediğinden bahisle maddi tazminat isteminin reddi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Yapılacak iş; Yapılacak iş, davacının % 46,00 oranındaki sürekli iş göremezliği nedeniyle hüküm tarihine en yakın tarihte belli olan veriler göz önünde tutularak hesap raporu almak, hesaplanan zarardan, %46,00 sürekli iş göremezlik nedeniyle, Kurum tarafından davacıya bağlanan gelirin ilk peşin sermeye değerinin rücu edilebilir bölümünü indirmek ve sonucuna göre karar verilmekten ibarettir.
Mahkemece yukarıda açıklanan maddi ve hukuksal olgular dikkate alınmadan, … şekilde hüküm kurması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul olunmalı ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz eden taraflardan davacıya iadesine, aşağıda … temyiz harcının temyiz eden taraflardan davalıya yükletimesine, 21/03/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.