Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2013/294 E. 2013/8202 K. 29.04.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/294
KARAR NO : 2013/8202
KARAR TARİHİ : 29.04.2013

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, İş kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalılardan … Gemi İnşaat San. ve Tic. A.Ş vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
KARAR
A-Maddi tazminat davası bakımından yapılan incelemede;
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun geçici 1. Maddesinde “Bu Kanunun, senetle ispat, istinaf ve temyiz ile temyizde duruşma yapılmasına ilişkin parasal sınırlarla ilgili hükümlerinin Kanunun yürürlüğe girmesinden önceki tarihte açılmış olan dava ve işlerde uygulanmayacağı, geçici 3. Maddesinde ise Bölge adliye mahkemelerinin, 26.9.2004 tarihli ve 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun geçici 2. maddesi uyarınca Resmî Gazete’ de ilan edilecek göreve başlama tarihine kadar, 1086 sayılı HUMK’ nun temyize ilişkin yürürlükteki hükümlerinin uygulanmasına devam olunacağı” düzenlenmiştir. Anılan düzenleme gereğince uygulanması gerekli olan HUMK’nun 427. maddesindeki 40,00-TL olan kesinlik sınırı ise parasal sınırları değiştiren 5219 sayılı yasanın 2/c maddesi ile 21.7.2004 tarihinden itibaren verilecek kararlarda 1.000,00 TL’ye çıkarılmıştır. Diğer bir deyişle 21.7.2004 tarihinden itibaren verilen kararların temyiz edilebilmesi için hüküm altına alınan miktarın 1.000,00-TL’yi geçmesi gerekir.
Öte yandan HUMK’na 5236 sayılı yasanın 19.maddesi ile eklenen Ek-4.maddeye göre ise “Görev, kesin hüküm, istinaf, temyiz, Yargıtay’da duruşma, senetle ispata ve sulh mahkemelerindeki taksim davalarında muhakeme usulünün belirlenmesine ilişkin maddelerdeki parasal sınırlar; her takvim yılı başından geçerli olmak üzere, önceki yılda uygulanan parasal sınırların; o yıl için 213 sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer 298 inci maddesi hükümleri uyarınca Maliye Bakanlığınca her yıl tespit ve ilân edilen yeniden değerleme oranında artırılması suretiyle uygulanır. Bu şekilde belirlenen sınırların on milyon lirayı (10,00-TL) aşmayan kısımları dikkate alınmaz.”
2011 yılında bu parasal sınır 1.540,00TL.olarak uygulanmıştır. 17.11.2011 Gün ve 28115 sayılı Resmi Gazetede ilan edilen Maliye Bakanlığı’na ait 410 sıra numaralı Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğinde, 2011 yılı için belirlenen yeniden değerlendirme oranı % 10,26 olarak öngörülmüştür. Buna göre, 2012 yılında mahkemelerce verilecek kararların temyiz edilebilmesi için, temyize konu dava değerinin 1.690,00. TL.’sini geçmesi gerekir.
Somut olayda, maddi tazminat davasında davalı aleyhine hükmedilen temyiz konusu dava değeri 1.586.05,-TL’dir.
Bu durumda hüküm maddi tazminat davası bakımından kesin nitelik taşıyıp, 1.6.1990 gün ve 1989/3 E. 1990/4 K. Sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı da göz önünde tutularak temyiz eden davalı şirket … Gemi İnş.San. Ve Tic.A.Ş vekilinin temyiz dilekçesinin reddi gerekmiştir.
B- Manevi tazminat davası bakımından yapılan incelemede;
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici nedenlere ve temyiz nedenlerine göre davalı … Gemi İnş.San. Ve Tic.A.Ş vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava, 26.03.2003 tarihinde geçirdiği iş kazasında yaralanan davacının manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece, 7.000,00TL manevi tazminatın davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
Dosya kapsamındaki kayıt ve belgelerin incelenmesinden, 26.03.2003 tarihli olaya dair Kurumca yapılan tahkikat neticesinde “böyle bir iş kazası olayının olmadığının belirtildiği”, mahkemece davacı vekiline iş kazası tespit davası açılması için önel verildiği, davacı vekilinin “Kurumdan herhangi bir taleplerinin bulunmadığı gibi sigortalının bu kaza nedeniyle bir maluliyetinin de oluşmadığını” belirtip bu nedenle tespit davası açmayacaklarını açıkladığı, bunun üzerin Mahkemenin görevsizlik kararı ile dosyayı genel yetkili mahkeme olarak Asliye Hukuk Mahkemesine gönderdiği, bu mahkemenin de görevsizlik kararı vermesi üzerine olumsuz görev uyuşmazlığı noktasında bir karar vermet üzere dosyanın Yargıtay 17.Hukuk Dairesine gönderildiği, bu yerce yapılan inceleme sonucunda yargılama görevinin İş Mahkemeleri olduğunun hükme bağlandığı,hükme esas alınan 19.11.2009 tarihli kusur raporunda tüm kusurun davalılara ait olduğunun açıklandığı anlaşılmıştır.
Borçlar Kanunu’nun 47. maddesi hükmüne göre hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile sigortalı yakınlarına verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları,tarafların sosyal ve ekonomik durumları,paranın satın alma gücü, tarafların kusur
durumu,olayın ağırlığı,davacının sürekli iş göremezlik oranı, işçinin yaşı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması, hükmedilecek tutarın manevi tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda olması gerektiği de söz götürmez ve yine 22.06.1966 gün 1966/7-7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde de açıklandığı üzere zarar görenin müterafik kusurunun varlığı halinde bu durumun manevi tazminatın takdirinde göz önünde bulundurulması gerekir.
Bu açıklamalardan olarak somut olayda kaza tarihi, tarafların sosyal ekonomik durumu, davacının herhangi bir maluliyetinin olmaması ile tüm dosya kapsamı gözetildiğinde davacı sigortalı lehine hükmedilen 7.000,00’TL miktarlı manevi tazminat fazladır.
O halde, temyiz eden davalı şirket … Gemi İnş.San. Ve Tic.A.Ş vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul olunmalı ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Maddi tazminat davası bakımından,hükmün miktar itibariyle kesin nitelikte olması nedeniyle temyiz eden davalı … Gemi İnş.San. Ve Tic.A.Ş vekilinin temyiz itirazının REDDİNE.
2-Manevi tazminat davası bakımından hükmün BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine 29.04.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.