YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/3862
KARAR NO : 2013/20379
KARAR TARİHİ : 12.11.2013
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacılar, murisinin iş kazası sonucu ölümünden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Dava, iş kazası sonucu ölen işçinin hak sahiplerinin uğramış olduğu maddi ve manevi zararın giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece, 18.06.2012 tarihli ek karar ile HMK’nun 344. maddesi gereğince davacının temyiz isteminden vazgeçmiş sayılmasına karar verilmiş ise de, bu karar usul ve yasaya uygun değildir.
Gerçekten, HUMK.’nun 434. maddesine göre, davacıya gönderilen muhtırada eksik nispi temyiz harcının yatırılması istenilmiş, davacı eksik nispi temyiz harcını yatırmamıştır. Harçlar Yasası’na ekli (1) sayılı Tarife’nin III-1-a maddesi uyarınca nispi karar ve ilam harcı, konusu belli bir değerle ilgili bulunan davalarda davanın kabulüne karar verilmesi halinde hüküm altına alınan anlaşmazlık konusu değer üzerinden alınır. Davanın reddine karar verilmesi halinde ise, harcın maktu olarak alınması gerekir (Harçlar Yasası’na ekli (1) sayılı Tarife’nin III-2-a maddesi). Davacı da, kararın ret edilen kısmını temyiz ettiğinden, maktu temyiz harcı yatırması gerekli ve yeterlidir. Bu durumda, yasaya aykırı olarak eksik nispi temyiz harcının yatırılması için muhtıra yazılmış olması ve bu istemin yerine getirilmemiş olması nedeniyle davacının temyiz isteminden vazgeçmiş sayılmasına karar verilmesi doğru olmadığından, mahkemenin 18.06.2012 gün ve 709-290 sayılı ek kararının bozularak kaldırılması ve davacıların asıl hükmün temyizini amaçlayan temyiz itirazlarının incelenmesi gerekir.
2-Dosyadaki yazılara, kararın bozmaya uygun olmasına, bozma ile kesinleşen ve karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça ve yasaca cevaz bulunmamasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik olmamasına, temyizin kapsamına ve temyiz nedenlerine göre, davalıların tüm, davacıların aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava 05.09.2006 tarihinde meydana gelen iş kazası sonucu ölen sigortalının hak sahiplerinin maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece davacıların maddi tazminat istemlerinin kabulüne, manevi tazminat istemlerinin ise kısmen kabulüne karar verilmişse de manevi tazminatların takdirinde yanılgıya düşüldüğü, manevi tazminatların az takdir edildiği anlaşılmaktadır.
Davacılar murisinin ölümüyle sonuçlanan iş kazasında sigortalının % 35, davalı işverenin ise % 35 oranında kusurlu olduğu dosya içeriğinden anlaşılmaktadır.
Gerek mülga B.K’nun 47 ve gerekse yürürlükteki 6098 sayılı T.B.K’nun 56. maddesi hükmüne göre Hakim: ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verebilir. Hakimin manevi zarar adı ile ölenin yakınlarına verilmesine karar vereceği para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 26.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Manevi tazminatın tutarını belirleme görevi hakimin takdirine bırakılmış ise de hükmedilen tutarın uğranılan manevi zararla orantılı, duyulan üzüntüyü hafifletici olması gerekir.
Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları tarafların sosyal ve ekonomik durumları paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu olayın ağırlığı olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması, bunun yanında olayın işverenin sağlığı ve güvenliği önlemlerini yeterince alınmamasından kaynaklandığı da gözetilerek gelişen hukuktaki yaklaşıma da uygun olarak tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda manevi tazminat takdir edilmesi gerektiği açıkça ortadadır. ( HGK 23.6.2004, 13/291-370)
Bu ilkeler gözetildiğinde davacı eş ve çocuklardan her biri yararına hüküm altına alınan 10.000,00’er TL manevi tazminatların az olduğu açıkça belli olmaktadır.
Mahkemece yukarıda açıklanan maddi ve hukuksal olgular dikkate alınmadan, manevi tazminatların takdirinde yanılgıya düşülerek ve özellikle manevi tazminatların az takdiri suretiyle … şekilde hüküm kurması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davacıların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul olunmalı ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacılara iadesine, aşağıda … temyiz harcının temyiz edenlerden davalılara yükletilmesine, 12/11/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.