Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2013/4608 E. 2013/7469 K. 15.04.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/4608
KARAR NO : 2013/7469
KARAR TARİHİ : 15.04.2013

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, murisinin iş kazası sonucu ölümünden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici nedenlere ve temyiz nedenlerine göre davacılar vekili ile davalı … Fab. A.Ş. vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava, 15.12.2008 tarihinde geçirdiği iş kazasında vefat eden sigortalının haksahiplerinin maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemlerine ilişkindir.
Mahkemece, maddi tazminat davalarının kabulüne, manevi tazminat davalarının ise kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, SGK Başkanlığınca iş kazası olarak kabul edilen zararlandırıcı olaya dair düzenlenen ve hükme esas alınan 10.06.2010 tarihli kusur raporunda %20 oranında vefat eden sigortalı kusurunun bulunduğu kalan kusurun %20’sinin davalı işverene %60’nın ise dava dışı gercek ve tüzel kişilere verildiği yine 15.10.2012 tarihli olup hükme esas alınan hesap raporunda ölen sigortalının çıplak üçreti, ikramiye,ilave tediye,yemek,sosyal yardım,kira yardımı,giyim ve şeker yardımından oluşan toplam 87,65TL günlük bürüt ücretin dikkate alınarak neticeye varıldığı, buna karşılık vefat eden sigortalıya ait olduğu anlaşılan ücret bordrolarında yapılan ödemelerin günlük yevmiye, yemek, giyim ve sosyal yardımdan oluştuğu ve sigortalının mevsimlik işci olduğu anlaşılmaktadır.
İş kazalarından kaynaklanan maddi tazminat davalarında davacıların zararı sigortalının gercek net ücreti üzerenden yapılacak bilirkişi hesabı ile belirlenir.Maddi tazminat davalarına doğrudan etkisi dikkate alındığında ücretin belirlenmesi bir ön sorundur.İşverenin ödediği ücrete dair usulünce düzenlenmiş ücret bordroları var ve bu bordrolardan işçinin niteliğine, tecrübesine göre uygun bir ücretin kendisine ödendiği anlaşılıyor ise bu bordroya dayalı olarak hesaplama yapmak gerekir.
Borçlar Kanunu’nun 47. maddesi hükmüne göre hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile sigortalı yakınlarına verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, sigortalının yaşı,sigortalıda oluşan maluliyetin oranı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması gerekir.Hükmedilecek tutarın manevi tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda olması gerektiği de söz götürmez ve yine 22.06.1966 gün 1966/7-7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde de açıklandığı üzere zarar görenin müterafik kusurunun varlığı halinde bu durumun manevi tazminatın takdirinde göz önünde bulundurulacaktır.
Bu açıklamalardan olarak somut olayda maddi tazminat davası bakımından davacılar murisi sigortalının dosyada mevcut olan bordrolarında ve toplu iş sözleşmesinde gercek üçretine dair veriler mevcut iken bu bordrolarda ve toplu iş sözleşmesinde görünmeyen ücret kalemlerinin dikkate alındığı ve asgari ücretin yaklaşık 4,10 katı civarındaki ücreti dikkate alan 15.10.2012 tarihli hesap raporuna itibar edilerek maddi tazminat davasında neticeye gidilmesi isabetli olmadığı gibi, hesap yöntemi bakımından mevsimlik işci olarak çalıştığı anlaşılan sigortalının çalışmadığı dönemlerdeki ücretinin asgari ücret düzeyinde olacağı kabul edilerek hesaplama yapılması yerine çalışılmadığı dönemlerde de çalıştığı esnada aldığı ücrete göre hesaplama yapılması da ayrıca hatalıdır.
Bunun yanında manevi tazminat davası bakımından davacı eş için hükmedilen 15.000,00TL ve çocuklar için hükmedilen 5.000,00’er TL manevi tazminat miktarları da azdır.
Yapılacak iş davacılar murisi sigortalının ücret bordrolarını ve toplu iş sözleşmelerini dikkate alarak burada belli olan ücretlerine göre mevsimlik işci olarak çalıştığını da gözetilerek çalışmadığı dönemlerde asgari ücret düzeyinde ücret alacağının kabulüne göre yeniden hesep raporu almak ve tüm delilleri bir arada değerlendirip maddi tazminat davası bakımından bir karar vermek, ayrıca davacılar yararına daha uygun miktarlarda manevi tazminata hükmetmekten ibarettir.
O halde,taraf vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ:Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde taraflara iadesine 15/04/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.