Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2013/6419 E. 2013/15727 K. 12.09.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/6419
KARAR NO : 2013/15727
KARAR TARİHİ : 12.09.2013

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davalı Kurum tarafından gönderilen ödeme emrinin ve icra takibinin iptaline, borçlu olmadığının tespiti davasının yapılan yargılaması sonunda; bozmaya uyarak davanın reddine ilişkin hükmün süresi içinde temyizen incelenmesi davacı vekilince istenilmesi ve de duruşma talep edilmesi üzerine, dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 12/09/2013 Perşembe günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü davacı vekili Avukat … geldi. Karşı taraf adına gelen olmadı. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan Avukatın sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek aynı gün Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okundu, işin gereği konuşulup düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R

Dava, davalı Kurumun 669.505,92TL bedelli ve 8914 takip no’lu ödeme emrinin iptaline dairdir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya kapsamından davaya konu ödeme emrinin 2005/10, 2006/8-12, 2007/1-3-10-12, 2008/1-3-5-11 dönemlerine ait 637.991,36TL prim borcu, 2006/1-6, 2007/1-3-10-12 ve 2008/1-3-5-11 dönemlerine ait 31.514,56TL İSP borcu olmak üzere toplam 669.505,92TL bedelli olup … takip numarasını taşıdığı, ödeme emrinin 29.06.2009 tarihinde tebliğ edilip 03.07.2009 tarihinde açılan davanın süresinde bulunduğu,davacının 09.03.2006 tarihinde … Hava Taş.A,Ş’nin yönetiminden ayrıldığı ve bu durumun 20.03.2006 tarihli Ticaret Sicil Gazetesinde yayınlandığı, davacının 09.03.2006 tarihinden önce … Hava Taş.A,Ş yönetim kurulu başkan yardımcısı olmasına rağmen bu şirket adına temsil ve ilzam yetkisinin bulunmadığı,bu hususun yani davacının … Hava Taş.A,Ş ‘ni temsil ve ilzam yetkisinin bulunmaması hususunun Dairemizin 20.12.2012 tarih 2011/3408E. 2012/24053 K.sayılı Bozma ilamında maddi yanılgıya dayalı olarak sanki davacının anılan şirketi en geniş şekilde temsil ve ilzam yetkisi varmış gibi değerlendirildiği ve Mahkemenin 30.12.2010 tarih 2009/556E.-2010/1105K.sayılı kararının Dairemizce bozulduğu ve Mahkemenin uyma kararı verdiği anlaşılmıştır.
Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununda “usuli kazanılmış hak” kavramına ilişkin açık bir hüküm bulunmamaktadır.
Bu kurum, davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez, ana ilkelerinden biri haline gelmiştir.

Anlam itibariyle, bir davada, mahkemenin yada tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir.
Hemen belirtelim ki; bir mahkemenin Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. “Usuli kazanılmış hak” olarak tanımlayacağımız bu olgu mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirdiği gibi, mahkemenin kararını bozmuş olan Yargıtay Hukuk Dairesince de, sonradan, ilk bozma kararı ile benimsemiş olduğu esaslara usuli kazanılmış hakka aykırı bir şekilde ikinci bir bozma kararı verilememektedir (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, Hukuk Genel Kurulu’nun 12.07.2006 gün, 2006/9-508 E., 2006/521 sayılı kararı).
Mahkemenin, Yargıtay’ın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usuli kazanılmış hak doğabileceği gibi, bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usuli kazanılmış hak gerçekleşebilir. Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşturur (04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı YİBK).
Kazanılmış haklar Hukuk Devleti kavramının temelini oluşturan en önemli unsurlardandır. Kazanılmış hakları ortadan kaldırıcı nitelikte sonuçlara yol açan yorumlar Anayasanın 2.maddesinde açıklanan “Türkiye Cumhuriyeti sosyal bir hukuk devletidir” hükmüne aykırılık oluşturacağı gibi toplumsal kararlılığı, hukuksal güvenceyi ortadan kaldırır, belirsizlik ortamına neden olur ve kabul edilemez.
Yargıtay içtihatları ile kabul edilen “usuli kazanılmış hak” olgusunun, bir çok hukuk kuralında olduğu gibi yine Yargıtay içtihatları ile geliştirilmiş istisnaları bulunmaktadır:
Mahkemenin bozmaya uymasından sonra yeni bir içtihadı birleştirme kararı (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı YİBK) ya da geçmişe etkili bir yeni kanun çıkması karşısında, Yargıtay bozma ilamına uyulmuş olmakla oluşan usuli kazanılmış hak hukukça değer taşımayacaktır.
Benzer şekilde; uygulanması gereken bir kanun hükmü, hüküm kesinleşmeden önce Anayasa Mahkemesi’nce iptaline karar verilirse, usuli kazanılmış hakka göre değil, Anayasa Mahkemesinin iptal kararından sonra oluşan yeni duruma göre karar verilebilecektir (Hukuk Genel Kurulu’nun 21.01.2004 gün, 2004/10-44 E., 2004/19 K.).
Bu sayılanların dışında ayrıca; görev konusu, hak düşürücü süre, kesin hüküm itirazı, harç ve maddi hataya dayanan bozma kararlarına uyulmasında olduğu gibi kamu düzeni ile ilgili konularda usuli kazanılmış haktan söz edilemez (Baki Kuru, Hukuk Muhakemeleri Usulü-6. Baskı, cilt 5, 2001).
Usuli kazanılmış hakkın hukuki sonuç doğurabilmesi için; bir davada, ya taraflar ya mahkeme ya da Yargıtay tarafından açık biçimde yapılmış olan ve istisnalar arasında sayılmayan bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan bir hakkın varlığından söz edilebilmesi gerekir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 12.07.2006 gün ve 2006/4-519-527 sayılı, 31.05.2006 gün ve 2006/10-307-337 sayılı ve 10.05.2006 gün ve 2006/4-230-288 sayılı ilamı).

Tüm bu açıklamalardan sonra somut olayda, yerel Mahkemece Dairemizin 20.12.2012 tarih 2011/3408E. 2012/24053 K. ilk bozma kararına uyulması sonrasında 20.03.2013 tarihli karar verilmiş ise de Dairemiz İlk Bozma kararının maddi hataya dayalı olarak verildiği,bu hususun yukarıda ayrıntılı olarak açıklandığı üzere usuli kazanılmış hak doğumu olarak değerlendirilemeyeceği göz önüne alındığında,Kurumun davaya konu 8914 takip numaralı ödeme emirinin kapsamında bulunan alacaklarının ait oldukları dönemlerden 09.03.2006 tarihi öncesinde davacının … Hava Taş.A,Ş yönetim kurulu başkan yardımcısı olmasına rağmen bu şirket adına temsil ve ilzam yetkisinin bulunmaması nedeniyle,bu tarihten sonra ise davacının anılan şirketin yönetiminden ayrılması nedeniyle sorumlu tutulamayacağı ve bunun doğal neticesi olarak da davanın kabulünün gerektiği açıktır.
Buna göre de Mahkemece yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, davacı yararına takdir edilen 990.00.-TL duruşma Avukatlık parasının karşı tarafa yükletilmesine, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 12/09/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.