Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2013/6456 E. 2013/10809 K. 27.05.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/6456
KARAR NO : 2013/10809
KARAR TARİHİ : 27.05.2013

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, almakta olduğu ölüm aylığının 1479 sayılı Yasanın 45/c maddesine göre bağlanmasına ilişkin Kurum işleminin iptali ve 1479 sayılı Yasanın 45/d maddesi uyarınca aylığın %80’e çıkartılması, ölüm aylığının 12. basamaktan hesaplanması eksik ödenen aylığın 01/02/2004 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.

K A R A R

1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle hukuki gerektirici nedenlere göre davacının davalı T.C. … açısından kurulan hükme yönelik tüm temyiz itirazlarının reddine,
2- Davacının davalı SGK’ya yönelik temyizine gelince;
Dava; davacının almakta olduğu ölüm aylığının 1479 Sayılı Yasa’nın 45/c maddesine göre bağlanmasına ilişkin Kurum işleminin iptali ve 1479 Sayılı Yasa’nın 45/d maddesi uyarınca aylığın %80’e çıkartılması, ölüm aylığının 12. basamaktan hesaplanması, eksik ödenen aylığın 01.02.2004 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte ödenmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davacının murisine sağlığında yaşlılık aylığı bağlanmadığı, murisin 04.01.2004 tarihinde vefat ettiği, davacıya ise ölüm aylığının 01.02.2004 tarihinden itibaren bağlandığı, dosyada mevcut 30.06.2007 tarihli ekstreye göre, murisin ölmeden önceki son basamak tarihinin 01.10.1999 ve son basamağının 12 olduğu, ancak 30.11.1989 tarihli ekstreye göre son basamak tarihinin 01.05.1984 ve son basamağının 11 olarak göründüğü, murisin 3 yıl, 3 ay, 1 gün 5434 sayılı Yasa kapsamında, 564 gün 506 sayılı Yasa kapsamında ve 5 yıl, 7 ay, 15 gün 1479 sayılı Yasa kapsamında olmak üzere toplam 10 yıl, 5 ay, 10 gün sigortalılık süresi bulunduğu, davalı Kurum’dan; davacıya bağlanan ölüm aylığının 1479 sayılı Yasa’nın 45/d bendinin 2. paragrafına göre, aylık bağlama oranının %80 olarak hesaplanıp hesaplanmadığının sorulduğu, davalı Kurum’ca davacıya 2/8 ( %25 ) oranından aylık bağlandığının bildirildiği anlaşılmaktadır.
Her ne kadar 1479 sayılı Yasa, 16.06.2006 Tarih ve 26200 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 31.05.2006 Tarih ve 5510 sayılı Yasa’nın 106. maddesi ile mülga edilmişse de davacıya 01.02.2004 tarihinde yaşlılık aylığı bağlandığı anlaşıldığından somut olayda 1479 sayılı Yasa’nın 45/d maddesi uygulanmalıdır.
1479 sayılı Yasa’nın 06.03.1981 Tarih ve 2423 sayılı Yasa’nın 1. maddesi ile değişik ( d ) bendinin 2. paragrafında; “ Hak sahiplerine bağlanacak aylıklara esas aylık tutarı, birinci basamağın %45’inden (…) az olamaz. Bu miktarın, hak sahibi bir kişi ise %80’inden, iki kişi ise %90’ından, iki kişiden fazla ise %100’ünden az aylık bağlanamaz. ” hükmü yer almaktadır.
Somut olayda; raporu hükme esas alınan bilirkişi “ murisin sağlığında yaşlılık aylığı almadığını ve hatta yaşlılık aylığı almaya hak da kazanamadığını, bu nedenle davacının iddia ettiği gibi kendisine 45. maddenin (d) bendinden aylık bağlanamayacağını, çünkü bu maddenin sağlığında yaşlılık aylığı alan sigortalıların hak sahiplerine aylık bağlanması halinde uygulandığını, davacıya ise 45. maddenin ( c ) bendinin uygulanacağını ” belirterek Kurum işleminin yerinde olduğunu bildirmiş, yukarıda anılan 1479 sayılı Yasa’nın 45. maddesinin ( d ) bendinin 2. paragrafında yer alan hüküm karşısında bilirkişinin hatalı raporu esas alınarak hüküm kurulması isabetsiz olmuştur.
Mahkemece yapılacak iş; dosyanın bilirkişiye tevdii ile davacıya bağlanan ölüm aylığının, 1479 sayılı Yasa’nın 45. maddesinin ( d ) bendi dikkate alınarak yapılan hesaplama sonucu belirlenen aylıktan az olup olmadığını tespit ettirmek ve anılan Yasa maddesi de dikkate alınarak varılacak sonuca göre hüküm kurmaktan ibarettir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli, hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz eden davacıya iadesine 27/05/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.