YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/7500
KARAR NO : 2013/14634
KARAR TARİHİ : 04.07.2013
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
Davacı, 01/02/1996 tarihinden itibaren Tarım … sigortalısı olduğunun tespitine, 6111 sayılı Kanundan yararlandırılmasına karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Mahkeme kararlarında nelerin yazılacağı yürürlükten kalkan Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 388. ve Hukuk Mahkemeleri Kanunu’nun 297. maddesinde belirtilmiştir. Buna göre, Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.
Aynı kural HUMK’nun 389. Ve HMK’nun 294.maddesinde de tekrarlanmış; HUMK’nun 381.maddesinde “Kararın tefhimi en az 388.maddede belirtilen hüküm sonucunun duruşma tutanağına geçilerek okunması suretiyle olur”, HMK’nun 294. Maddesinde ise “Hükmün tefhimi, her hâlde hüküm sonucunun duruşma tutanağına geçirilerek okunması suretiyle olur.” hükmüne yer verilmiştir.
Bu biçim yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereğidir. Aksi hal, yeni tereddüt ve ihtilaflar yaratır. Hatta giderek denebilir ki, dava içinden davalar doğar ve hükmün hedefine ulaşması engellenir. Kamu düzeni ve barışı oluşturulamaz.
Dava, davacının 1.2.1996 ile 1.7.2008 tarihleri arasında tarım bağkur sigortalısı olduğunun tespiti istemine ilişkin olup, 08.02.2013 günlü oturumda tefhim edilen kısa karar ile, gerekçeli kararın aykırı olduğu zaptın ve kararın incelenmesinden açıkça anlaşılmaktadır. Mahkemece , kısa kararda davanın kabulüne karar verildiği belirtilmişken, hükmün gerekçesinde davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verildiği belirtilerek yargılama giderleri ve vekalet ücreti açısından da kısmi kabule göre hüküm kurulmuştur. Konuyla ilgili 10.04.1992 günü ve 1991/7 Esas, 1992/4 karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca kısa karar ile gerekçeli karar arasındaki bu aykırılığın giderilmesi suretiyle gerçeğe ve hukuka uygun bir karar verilmesi gereği açıktır.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin yazılı biçimde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, tarafların bu yönü amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, bozma nedenine göre tarafların sair temyiz itirazları incelenmeksizin, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 04.07.2013 gününde oybirliği ile karar verildi.