Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2013/8121 E. 2013/18193 K. 07.10.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/8121
KARAR NO : 2013/18193
KARAR TARİHİ : 07.10.2013

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVACILAR : …

Davacılar murisinin, iş kazası sonucu ölümünden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R

Dava, iş kazası sonucu vefat eden sigortalının hak sahiplerinin manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece, davacı anne ve baba yararına ayrı ayrı 16.000 TL, davacı kardeşler yararına ayrı ayrı 8.000’er TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 15.03.2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı …’ndan alınarak davacılara verilmesine, diğer davalılar …. San. Tic. Ltd. Şti., … , … ve … , … mirasçıları … … , … … ve … aleynine açılan davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya kapsamındaki kayıt ve belgelerin incelenmesinden; iş kazası sonucu sigortalının vefat ettiği, … Rehberlik ve Teftiş Başkanlığı tarafından düzenlenen 31.01.2012 tarihli raporda işveren olarak davalı …’nun eski eşi …’in belirtildiği, işyeri numarasının ……. olduğu, 09.11.2010 tarihli kazadan 17 gün sonra davalı … adına … sicil numaralı işyerinin sahte olduğu ve …’i iş kazası nedeniyle ortaya çıkabilecek yükümlülüklerden kurtarmak amacıyla sadece belge üzerinde kurulduğu, … adına tescil edilen işyerinin kanun kapsamından çıkarılması ve bu işyerinden 2010/11. ay ve sonrasından yapılan tüm bildirimlerin, … adına tescil edilmiş olan ……. sicil numaralı işyerine aktarılması, Kuruma bildirimi yapılmayan ya da hizmetleri eksik bildirilen sigortalılar nedeniyle uygulanacak idari para cezaları ve ek tahakkuklar ile iş kazası nedeniyle doğacak Kurum alacağından … ile birlikte …’nun müştereken ve müteselsilen birlikte sorumlu tutulmasının uygun olacağının düşünüldüğünün belirtildiği, … Adına tescil edilen işyerine ait iş ve işlemlerin fiilen eski eşi … tarafından yürütüldüğü ancak adına işe giriş bildirgesi verilmediği, kazalı … … hizmet cetvelinde kaza tarihinde … sicil numaralı işyerinde sigortalı olarak gözüktüğü, belirtilen işyeri numarasına ait
Kurum’un 10.08.2012 tarihli internetten elde edilen işyeri sicil bilgilerine göre işverenin … ve … olduğu, işyeri mahiyetinin … doğrama imal ve montaj olduğu, … ile …. Tic. Ltd. Şti. ve … arasında düzenleme şeklinde kat karşılığı inşaat ve gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi imzalandığı, inşaat işinin sözleşme ile yüklenildiği, olayın bu sözleşme konusu inşaatta meydana geldiği, bu çerçevede inşaat işini yüklenen davalılar …. Tic. Ltd. Şti. ve …’in aynı sözleşme ile alüminyum doğrama işlerinin de yüklenildiği ve yüklenilen bu işin bir bölümünün davalı …’na devredildiği anlaşılmaktadır.
Birden çok kimsenin birlikte neden oldukları zarardan sorumluluklarını düzenleyen 818 sayalı Borçlar Kanunu’nun 50. maddesi ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 60. maddesi(tam dayanışmalı sorumluluk) ya da birden çok kimsenin değişik nedenlerle meydana getirdikleri aynı zarardan sorumluluklarını düzenleyen Borçlar Kanunu’nun 51. maddesi ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 60. maddeleri(eksik dayanışmalı sorumluluk) uyarınca davacı, zararının tümünü müteselsil sorumlulardan biri aleyhine açacağı bir dava ile isteyebileceği gibi, sorumluların hepsi aleyhine açacağı tek bir dava ile de talep edebilir.
İş kazalarından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davalarında zararlandırıcı olaya neden oldukları ileri sürülen kişi veya kişilerin kusur oranlarının kesin olarak tespiti hem maddi hem de manevi tazminat miktarını doğrudan etkilemesi bakımından önem taşımaktadır. Zira maddi tazminat davalarında sigortalının kazanç kaybının hesaplanmasında davacının kendi kusuru oranında tespit olunan kazanç kaybından indirim yapılacağı gibi yine manevi tazminat davalarında hükmedilecek manevi tazminat miktarının takdirinde tarafların kusur durumu mahkemece öncelikle dikkate alınacaktır.
Somut olayda hükme esas alınan 14.01.2013 tarihli bilirkişi raporunda davalı …’nun işveren olarak % 80 oranında, kazalı …’in % 20 oranında kusurlu olduğu, davalı … ‘in daire sahibi olması nedeniyle kusurunun olmadığı, diğer davalıların yapılan aliminyum doğrama işi sözleşmesinin tarafı olmadığı, ölenin işvereni de olmadıkları gerekçesiyle kusurlarının olmadığı belirtilmiştir. Yükleniciler …. Tic. Ltd. Şti. ve … sözleşme ile yüklendikleri işin bir bölümünü davalı …’e devrettiklerine göre zarardan asıl işveren olarak sorumlu tutulmaları gerekirken yazılı şekilde bu davalılar yönünden de davanın reddine karar verilmesi isabetsiz olmuştur.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular nazara alınmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
Davalılardan … … isminin gerekçeli karar başlığında gösterilmemesi HMK’nun 297. maddesine aykırı ise de bu yanlışlığın HMK’nun 304. Maddesi gereğince mahallen düzeltilmesi mümkün bulunmakla ayrıca bozma nedeni olarak değerlendirilmemiştir.
O halde, davacılar vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacılara iadesine, 07.10.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.