YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/9046
KARAR NO : 2013/15870
KARAR TARİHİ : 16.09.2013
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde geçen çalışmalarının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre davacının aşağıdaki bendlerin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava, davacının, muris … ile mirasçıları nezdinde geçen çalışmaların tespiti istemine ilişkindir.
Dairemizin, 10/02/2012 tarih ve 2010/8566 Esas 2012/1457 Karar sayılı bozma ilamı üzerine; mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir..
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasa’nın 79/10. ve 5510 sayılı Yasa’nın 86/8. maddeleri bu tip hizmet tespiti davaları için özel bir ispat yöntemi öngörmemiş ise de davanın niteliği kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerektiği Yargıtay’ın ve giderek Dairemizin yerleşmiş içtihadı gereğidir. Bu tür davalarda öncelikle davacının çalışmasına ilişkin belgelerin işveren tarafından verilip verilmediği yöntemince araştırılmalıdır. Bu koşul oluşmuşsa işyerinin gerçekten var olup olmadığı kanun kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığı eksiksiz bir şekilde belirlenmeli daha sonra çalışma olgusunun varlığı özel bir duyarlılıkla araştırılmalıdır. Çalışma olgusu her türlü delille ispat kazanabilirse de çalışmanın konusu niteliği başlangıç ve bitiş tarihleri hususlarında tanık sözleri değerlendirilmeli, dinlenen tanıkların davacı ile aynı dönemlerde işyerinde çalışmış ve işverenin resmi kayıtlara geçmiş bordro tanıkları yada komşu işverenlerin aynı nitelikte işi yapan ve bordrolarına resmi kayıtlarına geçmiş çalışanlardan seçilmesine özen gösterilmelidir. Bu tanıkların ifadeleri ile çalışma olgusu hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmelidir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527, 30.6.1999 gün 1999/21-549-555- 3.11.2004 gün 2004/21- 480-579 sayılı kararları da bu doğrultudadır.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, işyerinin içme suyu paketleme işi olduğu, 506 sayılı Yasa kapsamına 24/10/1989 tarihinde alındığı ve 24/02/2001 tarihinde kapsamdan çıkarıldığı, işyerinin … adına kayıtlı olduğu, …’inde 11/07/2001 tarihinde vefat ettiği, sözkonusu işyerinden, davacı adına 1990/1. dönem-10/01/1999 tarihleri arası kısmi olarak toplam 1853 gün bildirim yapıldığı, 1990/1-2001/1. dönemleri arası dönem bordrolarının getirtildiği, bordrolarda genel olarak her dönem 1-2 kişi bildirildiği, bunlardan birininde davacı olduğu, 1999/2. dönemden itibarende bir kişi bildirildiği, davacı Bakanlık müfettişine verdiği ifadede, 1990 yılında çalışmaya başladığını askerlik süresi (Eylül/1999-Şubat/2001) hariç 2004 yılına kadar aralıksız sürdüğünü, 1999 yılından itibaren sigorta işlemlerinin yapılmaması nedeniyle Mayıs/2004 tarihinde ayrıldığını belirttiği, davacı tanıklarından … beyanında su tesisine 200 m uzaklıkta arsası olduğunu, davacının 1990-1999 arası çalıştığını, 1999 yılında askere gittiğini, askerlik dönüşü tekrar başladığını, 2001 yılına kadar çalıştığını, işletmenin de 2001 yılında kapandığını, Tanık …, 1990-1999 arası çalışıp askere gittiğini, askerden geldikten sonra tekrar başlayıp 2004 yılına kadar çalıştığını, 2004 yılındada işletmenin kapatıldığını, diğer tanık … ise, su tesisatı işiyle uğraştığını bu nedenle ara sıra kendisini çağırdıklarını, 2002-2003 yılına kadar gidip geldiğinde davacıyı gördüğünü beyan etmişlersede, beyanlar arasında çelişki bulunduğu, davacı ve babası ile davalılar arasında işyerinin mülkiyeti konusunda bir takım hukuki uyuşmazlıklar (alacak davası, ihtiyati tedbir talebi, tapu iptali ve tescil davası, icra işlemleri ve ecri-misil davası) meydana geldiği ve bu uyuşmazlıkların mahkemelere intikal ettiği anlaşılmaktadır.
Somut olayda, davacının hizmet tespitine yönelik hangi dönemi yada dönemleri talep ettiğinin açıkça anlaşılamadığı, askerlik süresinin araştırılmadığı, her ne kadar işletmenin mülkiyeti ve işletilmesi konusunda taraflar arasında hukuki uyuşmazlık olup, mahkemelere intikal etmişsede bu durum tek başına çalışmanın olmadığını göstermeyeceği gibi bu uyuşmazlıklarında 2002 yılından itibaren mahkemelere intikal ettiği, davacının gösterdiği tanık beyanları arasında çelişki bulunduğu ve bu çelişkilerin giderilemediği, söz konusu işletmenin hangi tarihte faaliyetine son verildiğinin belediye, vergi dairesi gibi kurum ve kuruluşlardan araştırılmadığı, işletmenin bulunduğu çevrede kolluk marifetiyle araştırma yaptırılarak tanıkların tespit edilip dinlenmediği, bu nedenlerle çalışma olgusu hiç bir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak sağlıklı bir biçimde araştırılıp belirlenmeden yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Yapılacak iş, öncelikle davacıyı çağırıp, talebi açıklattırılarak hangi dönemi yada dönemleri talep ettiğini belirlemek, özellikle işletmenin bulunduğu çevrede kolluk marifetiyle araştırma yaptırılarak, uyuşmazlık konusu dönemde faaliyette bulunan komşu işyerlerinin sahipleri ve çalışanları ile yine işletmeye yakın çevrede ikamet eden şahısları tespit edip tanık olarak dinlemek, işletmenin hangi tarihte kapatıldığını ilgili belediye, vergi dairesi gibi kamu kurum ve kuruluşlarından sormak, askerlik süresini araştırmak ve davanın nitelikçe kamu düzenini ilgilendirdiği nazara alınıp araştırma genişletilerek tüm deliller birlikte değerlendirilip sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular nazara alınmaksızın eksik araştırma ve inceleme sonucunda yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 16/09/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.