Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2013/9850 E. 2013/16866 K. 23.09.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/9850
KARAR NO : 2013/16866
KARAR TARİHİ : 23.09.2013

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, iş kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, bozmaya uyarak ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davacı ile davalılardan … vekillerince temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R

Dava, iş kazasına uğrayan davacının maddi zararının giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemenin davacının % 35 kusurlu olduğu esas alınarak hesaplanan 192.118,22 TL maddi tazminatın 24.06.2001 tarihinden itibaren yasal faizi ile davalılardan …’dan alınarak davacıya ödenmesine dair kurulan hükmü davalı …’in temyizi üzerine Dairemizin 26.04.2011 tarih 2010/3396 Esas, 2011/3960 Karar sayılı ilamıyla “Davacı … 13.10.1978 doğumlu olup kaza tarihinde 23 yaşındadır. Davalı …’ya ait “tavuk çiftliği” işyerinde ilk olarak 02.11.1998 tarihinde işe girmiştir. İşyerinde çavuş (ustabaşı) olarak çalışan, meslek lisesi mezunu ve tecrübeli bir işçi olan davacı, yeterli dikkat ve özeni göstermeyerek 350 cm – 300 cm ebadındaki kapı kanadının düşmesini engellemek amacıyla yasladığı kalası, kaza yerinde bulunan diğer çalışanları bu konuda uyardığı halde yerinden alarak iş kazasına neden olmuştur. Davacı, yaşı, eğitimi, meslek tecrübesi ve kazanın oluş şekline göre kendisinden beklenen özeni göstermeyerek ağır kusuru ile kazanın meydana gelmesine neden olduğundan, hükme esas alınan 14.07.2008 tarihli bilirkişi raporunda belirlenenden daha fazla kusurlu olduğu gibi kusurun aidiyeti ve dağılımına dair 13.04.2005 ve 14.07.2008 tarihli bilirkişi kurulu raporları arasında da açık çelişki bulunmaktadır. Mahkemece 13.04.2005 ve 14.07.2008 tarihli bilirkişi raporları arasında açık çelişki bulunduğundan, konusunda uzman kişilerden oluşturulacak bilirkişi kurulundan bu çelişkiyi gideren, davacının yaşı, meslek tecrübesi ve eğitim durumu da gözetilerek oluşa uygun kusur raporu alınmadan 14.07.2008 tarihli bilirkişi raporunun uzlaştırıcı olduğu kabul edilerek bu raporda belirlenen kusur oranlarının hükme esas alınması isabetsiz olmuştur.
Yapılacak iş, bilirkişi raporları arasındaki çelişkiyi gidermek amacıyla işçi sağlığı ve iş güvenliği konularında uzman bilirkişilerden, İş Kanunu’nun 77. maddesi ve Yönetmelik hükümleri göz önünde tutularak yöntemince rapor alınmak suretiyle olayda işverenin ve işçinin kusur oranlarını saptamak ve alınan raporu mevcut delillerle birlikte değerlendirmek ve çıkacak sonuca göre karar vermektir.

Kabule göre de, bilirkişi tarafından belirlenen maddi tazminat miktarı 396.418,36 TL olup bu miktardan davacıya bağlanan gelirin peşin sermaye değeri olan 203.977,02 TL ile davacıya ödenen 2.530,26 TL geçici işgöremezlik ödeneği ve 323,12 TL sosyal yardım zammının düşülmesi sonucunda hüküm altına alınması gereken sonuç maddi tazminat 189.587,96 TL olduğu halde, geçici işgöremezlik ödeneği maddi zarardan düşülmeyerek sonuçta 192.118,22 TL maddi tazminatın hüküm altına alınması da hatalı olmuştur. ” gerekçesiyle bozulmuştur.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak kusur ve ek kusur raporları alınmış, ilgili raporlarda da bozma ilamında belirlenen hususlar yeterince irdelenmeden davacıya bozulan hükme esas bilirkişi raporunda olduğu gibi % 35 oranında kusur izafe edilmiş ve bu kusur oranı hükme esas alınarak 192.118,22 TL maddi tazminatın olay tarihinden itibaren yasal faizi ile davalı …’den alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
Usuli kazanılmış hak kavramı, davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez ana ilkelerinden biri haline gelmiştir. Anlam itibariyle, bir davada mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir.
Usuli kazanılmış hakkın hukuki sonuç doğurabilmesi için; bir davada ya taraflar ya mahkeme ya da Yargıtay tarafından açık biçimde yapılmış olan ve istisnalar arasında sayılmayan bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan bir hakkın varlığından söz edilebilmesi gerekir. (…nun 12.07.2006 T., 2006/4-519 E, 2006/527 K, 03.12.2008 T.. 2008/10-730 E., 2008/732 K.)
Usuli kazanılmış hak ilkesi kamu düzeniyle ilgilidir. (09.05.1960 T., 21/9; 04.02.1959 gün 13/5 sayılı İçtihadı Birleştirme kararı)
Taraflardan yalnız birinin hükmü temyiz etmesi halinde Yargıtay’ın temyiz eden tarafın yararına olarak verdiği bozma kararına uyan yerel mahkeme artık, temyiz eden tarafın önceki bozulan karara oranla daha aleyhine bir hüküm veremez. Buna da “aleyhe hüküm verme yasağı” denir. Aksi halde usul hükümleri ile hedef tutulan istikrar zedelenir ve mahkeme kararlarına karşı güven sarsılır.
Somut olayda ise yukarıda belirtilen Bozma ilamında gerekçesi de açıkça yazılmak suretiyle davaya konu iş kazasında davacının % 35 oranından daha fazla kusurlu olduğu belirtildiği ve Mahkemece Bozma ilamına uyulmasına karar verildiğine göre bu husus artık davalı … yararına usuli kazanılmış hak oluşturmuştur.
Yapılacak iş, Mahkemece bu ilkeler doğrultusunda dosyada daha önce rapor alınmış olanlar dışında işçi sağlığı ve iş güvenliği konularında uzman bilirkişi heyetinden İş Kanunu’nun 77. maddesi ve Yönetmelik hükümleri göz önünde bulundurularak yöntemince rapor alınmak suretiyle olayda işverenin ve işçinin kusur oranlarını saptamak ve alınan raporu mevcut delillerle birlikte değerlendirmek ve çıkacak sonuca göre karar vermektir.
Öte yandan bozma kapsamı dışında kalan davalılar … A.Ş. ve TMSF hakkında açılan davanın reddiyle lehlerine hükmedilen maktu vekalet ücreti kesinleşmiş ve dacavı yarararına usuli kazanılmış hak oluşturmuştur, önceki kararla verilen ret vekâlet ücretinin de bozma dışı kaldığı göz ardı edilerek uyulan bozma ilamı sonrasında maddi tazminatın reddi nedeniyle yeni tarife hükümleri gereğince nispi ret vekâlet ücreti takdir olunması hatalı olmuştur.

Mahkemece yukarıda açıklanan maddi ve hukuksal olgular dikkate alınmadan yazılı şekilde hüküm kurması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davacı ile davalı …’in bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul olunmalı ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacı ile davalılardan …’ya iadesine, 23/09/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.