YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/9851
KARAR NO : 2013/15955
KARAR TARİHİ : 16.09.2013
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, iş kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle, kanuni gerektirici nedenlere göre, tarafların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava, iş kazası sonucu sigortalının sürekli iş görmezliği nedeniyle maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece, 22.024,21 TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 05.12.2008 tarihinden itibaren yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ayrıca dava açma haklı saklı kalmak üzere manevi tazminata ilişkin ıslah isteminin reddine karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerin incelenmesinden; SGK Teftiş Kurulu Başkanlığı tarafından olayın iş kazası olduğunun tespit edildiği, davacı işçinin sürekli iş göremezlik oranının % 6.1 olduğu, hükme esas bilirkişi kusur raporunda olayın meydana gelmesinde, davacı işçinin % 25, davalı işverenin % 75 oranında kusurlu bulunduklarının belirtildiği, bilirkişi hesap raporunda toplu iş sözleşmesi esas alınarak yapılan hesaplamada maluliyet ve kusur oranı ile geçici iş göremezlik ödeneğinin tenzil edilmesi ile neticeten 22.024,21 TL maddi zararı bulunduğunun belirtildiği, ıslah harcı ve manevi tazminata ilişkin başvuru harcının yatırılarak davacı vekilinin sunduğu 25.02.2013 tarihli ıslah dilekçesi ile maddi tazminat isteminin bilirkişi raporu doğrultusunda artırıldığı, ayrıca 30.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesinin talep edildiği, davalı iş yerinin özelleştirilmesi nedeniyle davacı sigortalının iş akdinin 30.09.2010 tarihinde sona ermesi ile 4/C statüsünde başka bir kurumda çalışmaya başladığının belirtildiği anlaşılmaktadır.
Islahla dava konusu olmayan bir istemin dava kapsamına alınmasının mümkün değildir. Yargılaması devam eden bir dava içinde ıslah ile ikinci bir davanın açılması olanağı bulunmadığı, bu yöndeki istemlerin davacının ayrıca dava açma hakkı saklı kalmak üzere reddinin gerektiği dairemizin yerleşmiş görüşlerindendir. Öte yandan harca tabi davalarda her dava açılırken davalıdan başvurma harcı ile nispi harca tabi davalarda nispi karar ve ilam harcının dörtte biri peşin olarak alınır. Gerekli harçlar alındıktan sonra dava dilekçesi esas defterine kaydedilir ve dava, dava dilekçesinin esas defterine kayıt edildiği tarihte açılmış sayılır. İnceleme konusu olan bu olayda maddi tazminattan bakiye alacak miktarı ile manevi tazminat istemine ilişkin dilekçenin verilmesini takiben başvurma harcı ve nisbi harcın yatırıldığı anlaşılmaktadır. Bu duruma göre ıslah talebiyle verilen dilekçenin bu haliyle bir ek dava dilekçesi olarak kabulünün gerektiği ortadadır. Hal böyle olunca da davacının ek dava yoluyla manevi tazminat isteminde bulunduğunun kabulü ile manevi tazminat istemi ile ilgili olarak olumlu ya da olumsuz bir karar verilmesi gerekirken, hukuki değerlendirmede yanılgıya düşülerek, ek dava dilekçesinin ıslah dilekçesi kabul edilmek suretiyle manevi tazminat hakkındaki ıslah isteminin reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
3- Maddi tazminat yönünden ise; bilirkişi hesap raporunda davacı sigortalının davalıya ait iş yerinden özelleştirme nedeniyle ayrılış yaptığı tarihe kadar yürürlükte bulunan toplu iş sözleşmesi hükümlerine göre, bu tarihten sonrası için de 4/C statüsünde çalışmaya başladığı iş yerindeki gerçek ücretine göre hesaplama yaptırılarak sonuca gidilmesi gerekirken, yanılgı ile davacının davalıya ait iş yerinden ayrılış yaptığı tarihten sonrası için de toplu iş sözleşmesi hükümleri esas alınarak yapılan hesaplamanın hükme esas alınması doğru olmamıştır.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular dikkate alınmadan hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, tarafların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde taraflara iadesine, 16.09.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.