Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2013/9862 E. 2013/18023 K. 07.10.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/9862
KARAR NO : 2013/18023
KARAR TARİHİ : 07.10.2013

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVACILAR : … vs. vek. Av. …

Davacı murisinin, iş kazası sonucu ölümünden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R

Dava, 22.06.2006 tarihindeki iş kazası sonucu yaşamını yitiren sigortalının haksahibi olan eşinin ve 2 çocuğunun maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemlerine ilişkindir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya kapsamındaki kayıt ve belgelerden; davaya konu zararlandırıcı olayın Kurum tarafından iş kazası olarak kabul edildiği, anılan iş kazasının davacılar murisinin hizmet akdi ile davalı iş veren için çalıştığı esnada kullanımındaki araç ile kazalanması biçiminde olduğu, iş kazasının oluşmunda tarfların kusuruna dair işbu dosyada ayrıca kusur raporu alınmadığı, Mahkemenin aynı olay nedeni ile …….. işveren davalıya açtığı rucuen tazminat davasındaki kusur raporu ile yetinilerek neticeye vardığı,rucuen tazminat davasında alınan kusur raporunun …Dairesinden alınmış ve olayın yalnızca karayolları trafik kanununa uygunluğu bakımından değerlendirildiği bir rapor olduğu anlaşılmıştır.
İş kazalarında olay, İş Hukuku ve sosyal güvenlik ilkeleri çerçevesinde değerlendirilmeye tabi tutulmalıdır. İşverenin iş kazası sonucu meydana gelen zarar nedeniyle hukuki sorumluluğu yasa ve içtihatlarla belirlenmiş olan ayrık haller dışında ilke olarak iş aktinden doğan işçiyi gözetme ( koruma ) borcuna aykırılıktan kaynaklanan kusura dayalı sorumluluktur. İnsan yaşamının kutsallığı çerçevesinde işverenin işçilerin sağlığını ve güvenliğini sağlamak için gerekli olanı yapmak ve bu husustaki şartları sağlamak ve araçları noksansız bulundurmakla yükümlü olduğu İş Kanunu’nun 77. maddesinin açık buyruğudur.
İş kazasından doğan tazminat davalarının özelliği gereği, İş Kanunu’nun 77. maddesinin öngördüğü koşulları göz önünde tutarak ve özellikle işverenin niteliğine göre, işyerinde uygulanması gereken İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğü’nün ilgili maddelerini incelemek suretiyle, işverenin işyerinde alması gerekli önlemlerin neler olduğu, hangi önlemleri aldığı, hangi önlemleri almadığı, alınan önlemlere işçinin uyup uymadığı gibi hususlar ayrıntılı bir biçimde incelenmek suretiyle kusurun aidiyeti ve oranı hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek biçimde belirlenmelidir. (Hukuk Genel Kurulunun 16.06.2004 gün ve 2004/21-365 E.-369 K.sayılı kararı da aynı yöndedir ).Bu belirleme esnasında seçileçek bilirkişilerin konusunda ehil olması yanında iş güvenliği konusunda da ayrıca uzman olması olayın daha isabetli irdelenebilmesi noktasında önem arzeder.
Öte yandan rucuen tazminat davasında işbu davanın davacılarının taraf olmamasına göre orada yani rucuen tazminat davasında alınmış kusur raporu Yargıtay incelemesinden geçerek kesinleşse dahi işbu davanın davacıları için bağlayıcılığı kabul edilemez.Davacıların taraf olmadığı rucuen tazminat davasında alınmış bu kusur raporu ancak hadisenin oluşuna dair kuvvetli delil oluşturur.
Bu açıklamalardan olarak somut olayda, sigortalı …’ın ölümü neticesini doğuran zararlandırıcı olaya dair içinde trafik-iş güvenlik uzmanı da bulunan bilirkişi heyetinden kusur raporu alınmadan,yalnızca davacıların taraf olmadığı rucuen tazminat davasında …Dairesinden alınan rapor ile yetinilerek karar verilmesi hatalı olmuştur.
Yapılacak iş,öncelikle davacılar murisinin yaptığı iş göz önüne alınarak İş Kanunu’nun 77. maddesi ve tüzük hükümleri kapsamında yine konusunda uzman ancak icerisinde trafik-iş güvenlik uzmanı da bulunan bilirkişi heyetine olayı yeniden inceletmek ve böylelikle tarafların kusur durumunu tartışmasız olarak ortaya koymak ve tüm delilleri bir arada tartışıp sonucuna göre bir karar vermekten ibarettir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin eksik inceleme ile hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davacılar vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, bozma nedenine göre davacılar vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, temyiz harcının istek halinde temyiz edenlere iadesine, 07.10.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.