Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2014/11524 E. 2014/22579 K. 04.11.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/11524
KARAR NO : 2014/22579
KARAR TARİHİ : 04.11.2014

MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 15. İş Mahkemesi
TARİHİ : 20/03/2014
NUMARASI : 2013/763-2014/154

Davacı, iş kazası sonucu maliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davacı ile davalılardan D.. Ş.. vekillerince temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R

1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle, kanuni gerektirici sebeplere göre, tarafların aşağıdaki bendlerin kapsamı dışındaki sair temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava, iş kazası sonucu sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının bakiye maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece, davalılar K.. O.. ve M.. Ö.. hakkında kusur yokluğundan davanın reddine, davalı şirket yönünden ise 120.915,20 TL maddi ve 40.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
Dosya kapsamındaki kayıt ve belgelerin incelenmesinden; 08.04.2009 tarihli iş kazası sonucu davacının sürekli iş göremezlik oranın % 37 olduğu, SGK Teftiş Kurulu Başkanlığı tarafından olayın iş kazası olduğunun tespit edildiği, dava konusu iş kazası nedeniyle davalı işveren şirket aleyhine Kartal 4. İş Mahkemesi’nin 2009/694 esas 2011/610 karar sayılı dosyası ile 1.000,00 TL maddi tazminat istemli dava açıldığı, bu dosyada alınan 10.01.2011 tarihli bilirkişi kusur raporunda olayın meydana gelmesinde davalı işverenin % 75, davacı işçinin % 25 oranında kusurlu bulunduklarının belirtildiği, 28.03.2011 tarihli hesap bilirkişi raporunda ise % 37 sürekli iş göremezlik oranı ve % 75 kusura isabet eden maddi zarar tutarının 148.218,27 TL olduğunun belirtildiği, Mahkemece hesap raporunda tespit edilen 148.218,27 TL maddi zarardan Kurumca davacıya bağlanan 44.857,94 TL son peşin değerli gelirin tenzili ile bakiye miktar üzerinden davacının fazlaya dair hakları saklı tutularak 1.000,00 TL maddi tazminatın davalı işverenden tahsiline karar verildiği, iş bu kararın davalı vekilince temyizi üzerine Dairemizin 2011/14216 esas ve 06.12.2012 günlü kararı ile davalının temyiz itirazlarının reddi ile hükmün onanmasına karar verilerek kesinleştiği, temyize konu davada davalı işveren ile şirketin müdürü ve şantiye şefi aleyhine bakiye maddi tazminat ile manevi tazminat istemli dava açıldığı, Mahkmece alınan 10.06.2013 tarihli bilirkişi kusur raporunda davalı işveren şirketin % 75, davacı işçnin % 25 oranında kusurlu olduklarının, davalılar şirket müdürü K.. O.. ile şantiye şefi M.. Ö.. hakkında bir ceza davasının bulunmaması ile kesinleşen karardan sonra davaya dahil edilmeleri nedeniyle bu davalılara kusur izafesinin mümkün olmadığının belirtildiği, hükme esas 20.01.2014 tarihli ek hesap raporunda kesinleşen dosyada karara bağlanmayan 147.218,27 TL maddi zarardan Kurumca davacıya bağlanan ilk peşin sermaye değerli gelirin rücu edilebilecek kısmının tenzili ile bakiye 120.915,20 TL maddi zararı bulunduğunun belirtildiği anlaşılmaktadır.
Birden çok kimsenin birlikte neden oldukları zarardan sorumluluklarını düzenleyen 818 sayalı Borçlar Kanunu’nun 50. maddesi ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 60. maddesi(tam dayanışmalı sorumluluk) ya da birden çok kimsenin değişik nedenlerle meydana getirdikleri aynı zarardan sorumluluklarını düzenleyen Borçlar Kanunu’nun 51. maddesi ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 60. maddeleri(eksik dayanışmalı sorumluluk) uyarınca davacı, zararının tümünü müteselsil sorumlulardan biri aleyhine açacağı bir dava ile isteyebileceği gibi, sorumluların hepsi aleyhine açacağı tek bir dava ile de talep edebilir.
İş kazalarından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davalarında zararlandırıcı olaya neden oldukları ileri sürülen kişi veya kişilerin kusur oranlarının kesin olarak tespiti hem maddi hem de manevi tazminat miktarını doğrudan etkilemesi bakımından önem taşımaktadır. Zira maddi tazminat davalarında sigortalının kazanç kaybının hesaplanmasında davacının kendi kusuru oranında tespit olunan kazanç kaybından indirim yapılacağı gibi yine manevi tazminat davalarında hükmedilecek manevi tazminat miktarının takdirinde tarafların kusur durumu mahkemece öncelikle dikkate alınacaktır.
Somut olayda, hükme esas 10.06.2013 tarihli bilirkişi kusur raporunda davalılar şirket müdürü K.. O.. ile şantiye şefi M.. Ö..’in zararlandırıcı olayda sorumlulukları bulunup bulunmadığının yeterince tartışılmadığı anlaşılmakla, kesinleşen davada taraf olmamaları nedeniyle o dosyada alınan kusur raporunun bu davalıları bağlamayacağı da dikkate alınarak, davaya konu iş kazasında ilgililerin kusur oranları bakımından yeniden rapor almak ve çıkacak sonuca göre maddi ve manevi tazminat istemleri hakkında bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
3-Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununda “usuli kazanılmış hak” kavramına ilişkin açık bir hüküm bulunmamaktadır. Bu kurum, davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez, ana ilkelerinden biri haline gelmiştir. Anlam itibariyle, bir davada, mahkemenin yada tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir.
Mahkemenin, Yargıtay’ın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usuli kazanılmış hak doğabileceği gibi, bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usuli kazanılmış hak gerçekleşebilir. Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşturur (04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı YİBK).
Kazanılmış haklar Hukuk Devleti kavramının temelini oluşturan en önemli unsurlardandır. Kazanılmış hakları ortadan kaldırıcı nitelikte sonuçlara yol açan yorumlar Anayasanın 2.maddesinde açıklanan “Türkiye Cumhuriyeti sosyal bir hukuk devletidir” hükmüne aykırılık oluşturacağı gibi toplumsal kararlılığı, hukuksal güvenceyi ortadan kaldırır, belirsizlik ortamına neden olur ve kabul edilemez.
Yargıtay içtihatları ile kabul edilen “usuli kazanılmış hak” olgusunun, bir çok hukuk kuralında olduğu gibi yine Yargıtay içtihatları ile geliştirilmiş istisnaları bulunmaktadır:
Mahkemenin bozmaya uymasından sonra yeni bir içtihadı birleştirme kararı (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı YİBK) ya da geçmişe etkili bir yeni kanun çıkması karşısında, Yargıtay bozma ilamına uyulmuş olmakla oluşan usuli kazanılmış hak hukukça değer taşımayacaktır.
Somut olayda, dava konusu zararlandırıcı olaya ilişkin onanarak kesinleşen Kartal 4. İş Mahkemesi’nin 2009/694 esas 2011/610 karar sayılı dosyasında 28.03.2011 tarihli bilirkişi hesap raporunda tespit edilen sürekli iş göremezlik ve kusur oranına isabet eden 148.218,27 TL maddi zarardan Kurumca davacıya bağlanan 44.857,94 TL son peşin değerli gelirin tenzili ile hesaplanan 103.360,33 TL maddi zarardan hüküm altınan alınan 1.000,00 TL nin mahsubu sonucu 102.360,33 TL fazlaya ilişkin maddi zarar miktarının davacı tarafından temyiz edilmeksizin benimsendiği ve bu durumun davalı yararına usuli kazanılmış hak oluşturduğu dikkate alınarak karar verilmesi gerekirken, bu miktarı aşacak şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular nazara alınmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, tarafların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz edenlere iadesine, 04.11.2014gününde oyçokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY

Dava bedensel zarar nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Davacı, Kartal 4. İş Mahkemesinin 2009/694 Esas, 2011/610 Karar sayılı dosyasında görülen davada fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 1.000.00.TL.maddi tazminat talebinde bulunmuş, mahkemece yapılan incelemede tavan zarar 103.360.33.TL. olarak belirlenmiş ve taleple bağlı kalınarak 1.000.00.TL. maddi tazminata hükmedilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmemiştir.
Eldeki davada ise davacı yine fazlaya ilişkin haklarını saklı taturak 102.360.33.TL.yi talep etmiş, yargılama sırasındaki alınan bilirkişi raporuna göre ıslah dilekçesiyle talebini 120.915.20.TL. ye artırmış ve mahkeme ıslah dilekçesi dikkate alınarak hüküm kurulmuştur.
Sayın çoğunluk tarafından, ilk davada belirlenen tavan miktarın (103.360.33.TL.) artık davalı yararına usuli kazanılmış hak olduğu gerekçesiyle hüküm bozulmuştur.
Oysa ki, ilk davadaki karar tarihi 17/06/2011 olup, 01/07/2012 tarihinde TBK yürürlüğü girmiştir. Anılan Yasanın 55 inci maddesi ile de, tespit edilen zarardan ancak Kurumca ödenen ilk peşin sermaye değerinin rücu edilebilir kısmının düşüleceği kabul edilmiştir. TBK’nun 55 inci madesindeki bu düzenleme kamu düzenine ilişkin olup, usuli kazanılmış hakkın istisnasını teşkil eder. Nitekim, uygulama ve doktirin görüşü de bu yöndedir.(H.G.K. 17/12/1997 tarih 10-820-1074 sayılı kararı, Prf. Dr. Baki Kuru Hukuk Muhakemeleri Usulü altıncı cilt 5. s.k. 4797) Bedensel zararlardaki tazminatın hüküm tarihine en yakın zamana göre belirlenmesi ilkesi gözetildiğinde ve kamu düzeni ile ilgili TBK 55. maddesi gereği zarardan son peşin sermaye değeri değil, ilk peşin sermaye değerinin rücu edilebilir kısmının düşülmesi sonucu belirlenen tazminata hükmedilmesinde isabetsizlik bulunmadığından bu yöne ilişkin sayın çoğunluğun bozma gerekçesine katılamıyorum.