YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/14596
KARAR NO : 2014/22519
KARAR TARİHİ : 03.11.2014
MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 21. İş Mahkemesi
TARİHİ : 22/05/2014
NUMARASI : 2013/1402-2014/297
Davacı, davalı Kurum tarafından gönderilen ödeme emirlerinin zamanaşımına uğraması nedeniyle iptaline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre davalı Sosyal Güvenlik Kurumu’nun aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava,ödeme emrinin iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davacının ticaret sicil bilgilerinden, dava dışı …-Nak Gıda ve Nak. San. ve Tic. Ltd. Şti. ‘de Kartal 4. Noterliği’nin 06/05/1998 tarihli hisse devir sözleşmesiyle hisse aldığı ve şirket ortağı olduğu, Kartal 7. Noterliğinin 15/10/2004 tarihli hisse devir senedi ile de şirketteki tüm hisselerini devrederek şirket ortaklığından ayrıldığı, davacının en son 330/600 hisse sahibi olduğu, davacının şirketi temsil ve ilzama yetkili kişi olmadığı, davalı Kurum tarafından dava dışı şirkete yapılan takip işlemlerinin semeresiz kaldığı, dava konusu borçların 2002/12 ve 2004/5,7,8 ve 11. ay dönemlerine ait prim ve işsizlik sigortası primi borçlarından oluştuğu, 2012/49977 ve 2012/499.. numaralı takip dosyalarından takip edilen Kurum alacakları ile ilgili davacıya gönderilen ödeme emrinin 27/09/2013 tarihinde tebliğ edildiği, davanın ise 03/102013 tarihinde süresi içerisinde açıldığı anlaşılmaktadır.
Davanın yasal dayanağı 506 sayılı Yasa’nın 80/5, 80/12 ve 6183 sayılı Yasa’nın 58. maddeleri ile İİK’nun 72. maddesidir. 506 sayılı Yasa’nın 80/5.maddesine göre “Kurumun, süresi içinde ödenmeyen prim ve diğer alacaklarının tahsilinde, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 51 inci, 102 nci ve 106 ncı maddeleri hariç diğer maddeleri uygulanır. Kurum, 6183 sayılı Yasa’nın uygulanmasında Maliye Bakanlığı, diğer kamu kurum ve kuruluşları ve mercilere verilen yetkileri kullanır. 506 sayılı Yasa’nın 80/12. maddesinde, sigorta primlerini haklı bir neden olmaksızın yasal süresi içinde ödemeyen özel hukuk tüzel kişilerinin üst düzey yönetici ve yetkililerin Kurum’a karşı işverenleri ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olacakları öngörülmüştür. 6183 sayılı Yasa’nın 58/1. maddesine göre ise, “ Kendisine ödeme emri tebliğ olunan şahıs, böyle bir borcu olmadığı veya kısmen ödediği veya zamanaşımına uğradığı hakkında tebliğ tarihinden itibaren 7 gün içinde alacaklı tahsil dairesine ait itiraz işlerine bakan vergi itiraz komisyonu (İş Mahkemesi) nezdinde itirazda bulunabilir.
Yerleşmiş Yargıtay uygulamaları ile öğretide kabul edildiği üzere “üst düzey yönetici” kavramından anlaşılan şirketin mali ve idari konularında tek başına emir ve tasarruf yetkisine sahip özel şekilde kendisine yetki verilen kişidir. Türk Ticaret Kanunu’nun 317. maddesine göre anonim şirketlerde şirketi yönetmek ve temsil etmek yönetim kuruluna aittir. Anonim şirkette primlerin ödenmesinde müteselsilen sorumlu üst yönetici ve yetkiliden söz edebilmek için primlerin tahakkuk ve ödenmesinde yetkili üst düzey yönetici olması, yönetim kurulu başkanı, başkan yardımcısı gibi ünvan taşıması veya temsil ve ilzam yetkisine sahip yönetim kurulu üyesi olması gerekir. Ödeme emrinin iptali istemine ilişkin olarak anılan maddeye dayalı olarak açılacak dava “menfi tespit” niteliğinde olup, ”böyle bir borcu olmadığı” veya “kısmen ödendiği” veya “zamanaşımına uğradığı” iddiaları dışında başka bir itiraz nedeni ileri sürülemeyecektir.
Kamu alacağına ilişkin olarak anılan madde kapsamında öngörülen menfi tespit davası dışında, yeni ve ayrı bir menfi tespit davası açılmasına anılan kanun hükümleri cevaz vermemektedir. Zira, tahsil edilmesi istenen alacak, kamu alacağı niteliğinde imtiyazlı olup sürüncemede kalması önlenerek, hızla tahsili sağlanmak istenmektedir. 6183 sayılı Kanunda, İcra ve İflas Kanununun 72. maddesine koşut bir hükme yer verilmemiş bulunması karşısında, Yasada öngörülen 7 günlük itiraz süresini geçiren kamu alacağı borçlusu, aynı konuda yeni bir menfi tespit, istirdat davası açamayacaktır (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 26.04.2006 gün ve 2006/21-198 Esas, 249 Karar sayılı Kararı).
6183 sayılı Kanun ile menfi tespit davasına, “Üçüncü şahıslardaki menkul malların, alacak ve hakların haczini” düzenleyen 6183 sayılı Kanunun 5479 sayılı Kanun ile değişik 79. maddesinde üçüncü şahıslar yönünden yer verilmiş ise de, bu olanak, kamu alacağı borçluları yönünden tanınmamıştır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 03.10.2007 gün ve 2007/21-623 Esas, 2007/717 Karar sayılı kararı da aynı yöndedir.
Somut olayda, dava konusu borçların 5510 sayılı Kanunun 88. ve 6183 sayılı Kanun’un 35/2 ve 35/3. maddelerinin yürürlüğe girdiği 01/07/2008 ve 04/06/2008 tarihinden önceki döneme ilişkin olduğu, 506 sayılı Kanunun ilgili maddelerinin olaya uygulanması gerektiği, davacının dava dışı şirketin 330/600 hisseyle ortağı olduğu ancak davacının temsil ve ilzam yetkisinin bulunmadığı, 5918 Sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 06/07/2004 tarihi ve bundan sonraya ilişkin prim ve gecikme zamları yönünden Borçlar Kanunu madde 125’de öngörülen 10 yıllık zamanaşımı süresinin geçerli olduğu, bu nedenle 2002/12 ve 2004/5 dönemler için 5 yıllık zamanaşımı süresinin öngörüldüğü, 2004/7, 8, 11. aylara ait Prim, İSP borçlarının zamanaşımına uğramayacağı, ayrıca davacının Kartal 7. Noterliği’nin 15/10/2004 tarihli hisse devir sözleşmesiyle şirketteki hissesini devrederek şirket ortaklığından ayrıldığı ve davacının 2004/11. ayına ilişkin prim ve İSP borçlarından da sorumluluğunun bulunmadığı; mahkemece ödeme emrinin iptaline karar verilirken 2004/7, 8, 11. aylara ait borçların ayrık tutulmaksızın ödeme emrinin tamamen iptaline karar verildiği anlaşılmaktadır.
Mahkemece yapılacak iş; Kurum alacaklarında zamanaşımının borcun muaccel olduğu tarihe göre belirleneceği gözönünde tutularak; 2012/49977 ve 2012/49978 numaralı takip dosyasındaki 2002/12 ve 2004/5 aylara ilişkin Prim ve İSP borçlarından 5 yıllık zamanaşımının dolduğu şimdiki gibi kabul edilerek; 5918 Sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 06/07/2004 tarihi ve bundan sonraya ilişkin prim ve gecikme zamları yönünden Borçlar Kanunu madde 125’de öngörülen 10 yıllık zamanaşımı süresinin geçerli olduğunu gözönönde bulundurmak; 10 yıllık zamanaşımına tabi olan 2004/7, 8 ve11. aylara ait Prim ve İSP borçlarından, davacının Kartal 7. Noterliği’nin 15/10/2004 tarihli hisse devir sözleşmesiyle şirketteki hissesini devrederek şirket ortaklığından ayrıldığı gözönünde bulundurularak 2004/11. ayın prim ve İSP borçlarından sorumluluğunun bulunmadığı ancak 2004/7 ve 8. aylara ilişkin prim ve İSP borçlarından sorumluluğunun devam ettiğinin kabulünden ibarettir.
Mahkemece bu hususlar göz önünde tutulmaksızın eksik inceleme sonucu verilen karar usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 03.11.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.