Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2014/16180 E. 2014/20452 K. 20.10.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/16180
KARAR NO : 2014/20452
KARAR TARİHİ : 20.10.2014

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, murisinin iş kazası sonucu ölümünden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davacılar ve davalılardan … Basınçlı Döküm San. A.Ş. vekilleri ile … ve … tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici nedenlere ve temyiz nedenlerine göre davalı şirket … Basınçlı Dök.San.A.Ş vekili ile dahili davalılar … ve …’in tüm, davacılar vekilinin ise aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava, 02.07.2008 tarihindeki iş kazasında vefat eden sigortalının hak sahiplerinin maddi ve manevi zararlarının karşılanması istemlerine ilişkindir.
Mahkemece, davacı eş … için 4.664,79.-TL, davacı çocuk … için 500.-TL destekten yoksun kalma tazminatının ile davacı eş … için 30.000.-TL, davacı çocuk … için 20.000.-TL. manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı taraflara verilmesine karar verilmiştir.
Dosya kapsamından 18.12.2013 tarihli kararda sair yönlerden bir hata bulunmamakla birlikte maddi tazminatın reddi üzerinden karalaştırılan vekalet ücretinin belirlenmesinde hataya düşüldüğü anlaşılmaktadır.
Şöyle ki Mahkemenin de kabulü olduğu üzere bir davada iki kez ıslah imkanı olmadığı gibi yine bozma sonrası davanın ıslah edilmesi imkanı da yoktur. Böylesi bir talep olduğunda yani bir davada ikinci kez ıslah yoluna gidildiğinde veya bozma sonrası davanın davacı yanca ıslah edilmesi durumunda bu ıslaha değer verilemeyecek ve karar yerinde bu husus Mahkemece tartışılarak red sebebi hükümde açıklanacaktır. Somut olayda da zaten böyle yapılmıştır. Fakat ikinci ıslah ile yada bozma sonrası yapılan ıslah ile artırılan talebin reddine dair karar esastan bir red kararı olmayıp böylesi bir istemin usulen mümkün
olmaması anlamını taşıyan bir reddir. O halde böylesi bir talebin reddi halinde artık davanın esastan reddi halinde kararlaştırılan nisbi vekalet ücretine değil maktu vekalet ücretine hükmedilmelidir. Mahkemece karar yerinde bu hususun göz ardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
O halde, davacılar vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesinin yeniden yargılamayı gerektirmediği anlaşıldığından hüküm bozulmamalı HMK 370/2. maddesi uyarınca düzeltilerek onanmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda yapılan açıklama gereğince; 18.12.2013 tarihli hükmün reddine karar verilen maddi tazminat miktarına göre davalılar yararına vekalet ücretinin kararlaştırıldığı yedinci maddesinde yazılı olan “…5.060,87 TL nispi vekalet” ibaresinin silinerek yerine “1.320,00TL maktu vekalet” ibaresinin yazılmasına. Hükmün düzeltilmiş bu hali ile ONANMASINA, aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz edenlere yükletilmesine, 20/10/2014 gününde oy birliğiyle karar verildi.