Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2014/20112 E. 2014/22887 K. 06.11.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/20112
KARAR NO : 2014/22887
KARAR TARİHİ : 06.11.2014

MAHKEMESİ : Antalya 3. İş Mahkemesi
TARİHİ : 23/08/2013
NUMARASI : 2009/980-2013/329

Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde 1997-2004 yılları arasında çalıştığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.

K A R A R

Dava, davacının 1997/Ocak-31.12.2004 tarihleri arasında davalı K.. marangoz sıfatı ile geçen ve Kuruma eksik bildirilen sigortalı çalışmalarının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın hükümde yazılı gerekçe ile reddine karar verilmiş ise de bu sonuca eksik araştırma ve inceleme ile gidilmiştir.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasa’nın 79/10. ve 5510 sayılı Yasa’nın 86/9. maddeleri bu tip hizmet tespiti davaları için özel bir ispat yöntemi öngörmemiş ise de, davanın niteliği kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerektiği Yargıtay’ın ve giderek Dairemizin yerleşmiş içtihadı gereğidir.
Bu tür davalarda öncelikle davacının çalışmasına ilişkin belgelerin işveren tarafından verilip verilmediği yöntemince araştırılmalıdır. Bu koşul oluşmuşsa işyerinin gerçekten var olup olmadığı kanun kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığı eksiksiz bir şekilde belirlenmeli daha sonra çalışma olgusunun varlığı özel bir duyarlılıkla araştırılmalıdır. Çalışma Olusu her türlü delille ispat edilebilirsede çalışmanın konusu niteliği başlangıç ve bitiş tarihleri hususlarında tanık sözleri değerlendirilmeli, dinlenen tanıkların davacı ile aynı dönemlerde işyerinde çalışmış ve işverenin resmi kayıtlara geçmiş bordro tanıkları yada komşu işverenlerin aynı nitelikte işi yapan ve bordrolarına resmi kayıtlarına geçmiş çalışanlardan seçilmesine özen gösterilmelidir. Bu tanıkların ifadeleri ile çalışma olgusu hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmelidir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527, 30.6.1999 gün 1999/21-549-555- 3.11.2004 gün 2004/21- 480-579 sayılı kararları da bu doğrultudadır.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davacı adına davalı 103.. sicil nolu kooperatifce düzenlenen ve işe alınma tarihi boş olan işe giriş bildirgesinin Kurum kayıtlarına 24.3.1999 tarihinde intikal ettirildiği,davacının tespite konu dönemde 1997/1-2-3 ve 1998/1-2 dönemde 1101.. sicil nolu dava dışı işyerinde, 1999/1.dönemde 18 gün, 2.dönemde 48 gün ,3.dönemde 78 gün ,2000/1.dönemde 47 gün,2000/2.dönemde 52 gün,2000/3.dönemde 40 gün,2001 /1 .dönemde 36 gün, 2001/2.dönemde 47 gün, 2001/3.dönemde 47 gün, 2002/1.dönemde 36 gün sigortalı çalışmasının bulunduğu, 2002/2.dönemde sigortalı çalışmasının bulunmadığı, 2002/3.dönemde 40 gün, 2003/1.dönemde 35 gün, 2003/2.dönemde 40 gün, 2003/3.dönemde 32 gün, 2004/1.dönemde 40 gün, 2004/5.dönemde 5 gün, 2004/6.dönemde 10 gün, 2004/7 de 8 gün, 2004/8 de 5 gün, 2004/9 ayda 5 gün, 2004/10.ayda 5 gün, 2004/11 .dönemde 1 gün davalı 1030778 sicil nolu davalı işyerinde sigortalı çalışmalarının bulunduğu ve 1.11.2004 tarihinde davalı işyerinden de çıkışının mevcut olduğu, bordro tanıklarının dinlenmediği, Savcılık soruşması sırasında 11.5.2005 tarihinde beyanda bulunan işveren vekili L.. Ö..’nun davacının 1997 yılından bu yana davalı kooperatifte marangoz olarak çalıştığını, davacının 31.12.2004 tarihli polis ifade tutanağında ise 1997 yılından bu yana davalı kooperatifte marangoz olarak çalıştığını beyan ettiği, dinlenen tanıkların davacının çalışma sürelerine ilişkin olarak net beyanda bulunmadıkları, 1997/1-2004/12 arası tüm dönem bordrolarının celbedildiği, davacının 1999/1-2-3, 2000/1-2-3, 2001/1-2-3, 2002/1-2-3, 2003/1-2-3, 2004/1-2 ve 2011/4-12.ay hariç bütün aylarda yer aldığı anlaşılmaktadır.
Davacının çalışmalarının geçtiğini ileri sürdüğü işyeri Kooperatif olup denetime tabi bir işyeridir. Bu nedenle, davalı işyerinde davacının çalışmalarının resmi kayıtlara dayanması ve ücretlerin yazılı belge ile ödenmesi esastır.
Yapılacak iş, davalı Kooperatife ait ihtilaflı döneme ilişkin tüm kayıtları getirtmek, ücret ödeme belgelerini istemek, davacının işyeri özlük dosyasının eksiksiz ve onaylı bir örneğini davalı Kooperatiften istemek, davacının çalışmasının resmi kayıtlara geçmeyen dönemlerde, çalıştığını ve ücretini aldığını gösterir belgelerin ibraz edilememesi halinde bunun nedenini araştırmak ve haklı ve izah edilebilir bir nedene dayanıyor ise bu takdirde tanık sözlerine itibar etmek, tespiti istenen dönemde çalışması bulunan bordro tanıklarının adresini Sosyal Güvenlik Kurumu ve zabıta marifetiyle araştırıp, tespit ederek bu tanıkları dinlemek, bordrolarda adı geçen kişilerin adreslerinin tespit edilememesi veya bunların tanıklığıyla yetinilmediği taktirde, SGK ilgili il müdürlüğünden, gerekirse zabıta, vergi dairesi ve meslek odası aracılığı ve muhtarlık marifetiyle işyerine o tarihte komşu olan diğer işyerlerinde uyuşmazlık konusu dönemde çalıştığı tespit edilen kayıtlı komşu iş yeri çalışanlarının; yoksa işyeri sahipleri araştırılıp tespit edilerek çalışmanın niteliği ile gerçek bir çalışma olup olmadığı yönünde yöntemince beyanlarını almak, tanık beyanları arasındaki çelişkiyi gidermek , savcılık soruşturması sırasında ifade veren kişilerin beyanlarını almak ,davacının soyadı değişikliğine ilişkin mahkeme kararını ve diğer evrakları getirtmek ve davacının işe giriş ve çıkış sürelerini net belirlemek ve gerçek çalışma olgusunu somut ve inandırıcı bilgilere dayalı şekilde 506 sayılı Yasanın 2, 6, 9 ve 79/10 maddeleri gereğince ortaya koyduktan sonra sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 06/11/2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.