YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/22349
KARAR NO : 2014/26196
KARAR TARİHİ : 04.12.2014
MAHKEMESİ : Ankara 8. İş Mahkemesi
TARİHİ : 17/06/2014
NUMARASI : 2014/446-2014/1344
Davacı, Alman R. Sigorta sistemine girdiği tarihin Türkiye hizmet başlangıcı olarak tespitine, kurum işleminin iptali ile yaşlılık aylığı alma koşullarının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre davalı Kurum vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
2- Dava, davacının Alman R, Sigorta sistemine girdiği 08/06/1976 tarihinin Türkiye hizmet başlangıcı olarak tespiti, davacının ne kadar prim ödediğinin tespiti, davalının temerrüde düştüğünün tespiti, kurum işleminin iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulü ile Türk Alman Sosyal Güvenlik Sözleşmesinin 29/4 maddesi uyarınca 08/06/1976 tarihinin davacının Türkiye sigortalılık başlangıcı sayılması gerektiğinin tespitine, davacının 506 S.Y.nın geçici 81.maddesi uyarınca 3600 prim gün sayısı üzerinden borçlanabileceğinin tespitine, davacının borçlanma istemini reddeden kurum işleminin iptaline, karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davacının Türkiye’de 12/09/1997-30/09/2000 ve 01/01/2002-04/11/2002 tarihleri arasında 1401 gün 1479 sayılı Yasa kapsamında isteğe bağlı sigortalılığının bulunduğu, 05/11/2002-06/11/2002 tarihleri arasında 2 gün 506 sayılı yasa kapsamında sigortalı olduğu, 01/12/2002-30/04/2008 tarihleri arasında 506 sayılı yasa kapasmında isteğe bağlı sigortalı olarak prim ödemesi yaptığı, davacının yurtdışı borçlanması ile çakışması nedeniyle 01/12/2002-31/12/2004 tarihleri arasındaki sigortalılık süresinin iptal edildiği, bunun dışında 01/01/2005-30/04/2008 tarihleri araısında 1200 gün isteğe bağlı sigortalılığının bulunduğu, Almanya’da 08/06/1976-31/12/2013 tarihleri arasında sigorta kapsamında bulunduğu, 24/08/2005 tarihinde başvuru yaparak 06/02/2003-31/12/2004 tarihleri arasındaki 685 günlük süreyi borçlanarak bedelini 31/05/2007 tarihinde Kuruma ödediği, Kurumun borçlanması SSK kapsamında sigortalılık süresi olarak kabul ettiği, davacının 13/08/2008 – 36/03/2009 tarihlerinde tahsis talebinde bulunduğu, Kurum tarafından 13/08/2008 tarihli talebine verilen cevapta 12/09/1997-31/07/2005 tarihleri arasında 3270 gün sigortalılığının bulunduğunun ve 15 yıl 58 yaş 3600 gün şartını yerine getirmediğinden tahsis talebinin reddedildiğinin bildirildiği, Kurum tarafından 26/03/2009 tarihli talebine verilen cevapta 12/09/1997-31/07/2005 tarihleri arasında 3600 gün sigortalılığının bulunduğunun ve 15 yıl 58 yaş 3600 gün şartını yerine getirmesi gerektiğinin ancak 15 yıl ve 58 yaş şartını yerine getirmediğinden tahsis talebinin reddedildiğinin bildirildiği anlaşılmaktadır.
Somut olayda, davacı talep sonucunda Kurum işleminin iptali ile ne kadar prim ödediğinin tespitine karar verilmesini talep etmiş olup davacının talep sonucundan iptalini istediği Kurum işleminin hangisi olduğu anlaşılmamaktadır. Kurum tarafından isteğe bağlı sigortalılığının bir kısmının iptaline yönelik bir işlem bulunduğu gibi iki ayrı tahsis talebinin de reddine ilişkin iki ayrı işlem bulunduğu anlaşılmaktadır. Ayrıca mahkeme tarafından davacının 506 S.Y.nın geçici 81. maddesi uyarınca 3600 prim gün sayısı üzerinden borçlanabileceğinin tespitine, davacının borçlanma istemini reddeden kurum işleminin iptaline karar verilmiş ise de Kurum tarafından davacının borçlanma işleminin kabul edildiği ve davacının 685 günlük süre üzerinden borçlanma işleminin tamamlandığı anlaşılmaktadır.
Bu nedenle, davacının Kurum işleminin iptaline yönelik talebinin neye yönelik olduğu açıklattırılmadan sonuca gidilmesi hatalı olmuştur.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 04/12/2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.