YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/10312
KARAR NO : 2016/6431
KARAR TARİHİ : 11.04.2016
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
: 2-…
: 3-… Vek.Av. …
Davacı, davalılardan işverenlere ait işyerinde geçen çalışmalarının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalılardan Kurum vekili ve … tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Dava, davacının davalılara ait işyerinde 01.05.1995 – 10.09.2001 ve 01.09.2003 – 15.09.2008 tarihleri arasında geçen sigortalı çalışmalarının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile avacının davalı işveren …’e ait sicil sayılı işyerinde 01/11/1995-31/07/2001 tarihleri arasında hizmet akdi ile ve asgari ücret ile 2041 gün çalıştığının (209 günlük çalışmasının davalı işveren …’e ait sicil sayılı işyerinden 155 günlük çalışmasının … ve …’e ait sicil sayılı işyerinden olmak üzere) 364 günlük çalışmasının davalı …’na bildirildiğinin, 1677 günlük çalışmasının bildirilmediğinin tespitine, davalı … yönünden açılan davanın husumet nedeni ile reddine, fazla talebin reddine” karar verilmiştir.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasa’nın 79/10. ve 5510 sayılı Yasa’nın 86/9. maddeleri bu tip hizmet tespiti davaları için özel bir ispat yöntemi öngörmemiş ise de, davanın niteliği kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerektiği Yargıtay’ın ve giderek Dairemizin yerleşmiş içtihadı gereğidir.
Bu tür davalarda öncelikle davacının çalışmasına ilişkin belgelerin işveren tarafından verilip verilmediği yöntemince araştırılmalıdır. Bu koşul oluşmuşsa işyerinin gerçekten var olup olmadığı kanun kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığı eksiksiz bir şekilde belirlenmeli daha sonra çalışma olgusunun varlığı özel bir duyarlılıkla araştırılmalıdır.
Çalışma olgusu her türlü delille ispat kazanabilirse de çalışmanın konusu niteliği başlangıç ve bitiş tarihleri hususlarında tanık sözleri değerlendirilmeli, dinlenen tanıkların davacı ile aynı dönemlerde işyerinde çalışmış ve işverenin resmi kayıtlara geçmiş bordro tanıkları yada komşu işverenlerin aynı nitelikte işi yapan ve bordrolarına resmi kayıtlarına geçmiş çalışanlardan seçilmesine özen gösterilmelidir. Bu tanıkların ifadeleri ile çalışma olgusu hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmelidir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527, 30.6.1999 gün 1999/21-549-555- 3.11.2004 gün 2004/21- 480-579 sayılı kararları da bu doğrultudadır.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davacıya ait hizmet cetvelinde 1995/1 döneminden 05/12/2012 tarihleri arasında toplam 1512 gün davalılara ait işyeri tarafından muhtelif sicil no ile Kurum’a davacı adına hizmet bildiriminde bulunulduğu, sicil no lu davalı işyerince 01/11/1995-01/12/1995 ve 02.02.1998-01.08.1998 tarihleri arasında davacı adına hizmet bildirildiği, davalı işyerinin 01/02/1995-31/08/2004 tarihleri arasında sicil no ile unlu mamuller satışı faaliyetinden dolayı 506 sayılı Yasa kapsamına alınmış olduğu, Kurum tarafından düzenlenen 26/12/1995 tarihli işyeri tespit tutanağında davacının da çalıştığı tespit olunan işçiler arasında yer aldığının belirtilmiş olduğu, 1995/11 ve 12. ay ücret bordrolarının dosyaya sunulduğu, davacının bu bordrolarda imzasının yer aldığı, davalılara ait işyerine ait ihtilaf konusu dönem bordrolarının getirtildiği, yargılama esnasında yapılan zabıta araştırmasına ilişkin tutanak ile alınan bilirkişi raporunun dosyaya sunulduğu , duruşmalarda davacı ile bordrolu işyeri çalışanı olan tanıkların dinlendiği anlaşılmaktadır.
Somut olayda; Mahkemece davacının 01.01.1999-31/07/2001 tarihine kadar çalıştığının tespitine ilişkin kurulan hüküm isabetli ise de davacının 01/11/1995 tarihinden 01.01.1999 tarihleri arasında da çalıştığına dair duruşmalarda beyanınına başvurulan tanıkların yerleşik Yargıtay içtihatlarında belirtilen tanık niteliğinde olmadığı ve buna göre Mahkemece karar altına alınan şekilde çalışmanın kanıtlanamadığı ortadır.
Yapılacak iş; Mahkemece 01.01.1999-31.01.2001 tarihleri arasında davacının davalıya ait işyerinde çalıştığının tespitine dair kurulan hükmün yerinde olduğu gözetilmek suretiyle davacı tarafından tespiti talep olunan 1995-1999 yıllarına ait hizmet sürelerine ilişkin olarak tanık beyanlarının yetersiz olması nedeniyle ihtilaf konusu dönem içerisinde davalı nezdinde çalışan sigortalılar tanık olarak re’sen saptanarak bunların bilgilerine başvurmak, yetinilmediği veya tanıkların adreslerine herhangi bir sebeple ulaşılamadığı takdirde …, zabıta, maliye, meslek odası aracılığı ve muhtarlık marifetiyle davalı işyerine komşu işyerlerini tespit edip bu işyerlerinin uyuşmazlık konusu dönemde çalıştığı tespit olunan kayıtlı çalışanları, yoksa işyeri sahipleri araştırılarak çalışmanın niteliği ile gerçek bir çalışma olup olmadığı yönünde bunların yöntemince beyanlarını almak ve gerçek çalışma olgusunu somut ve inandırıcı bilgilere dayalı şekilde kanıtladıktan sonra davacının çalışmasının sürekli çalışma olduğu anlaşılırsa sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurum ve davalı işyeri vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz edenlerden …’e iadesine 11/04/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.