Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2015/1262 E. 2015/2335 K. 12.02.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/1262
KARAR NO : 2015/2335
KARAR TARİHİ : 12.02.2015

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde geçen çalışmalarının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalılardan Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R
Dava, davacının davalı işverenlere ait işyerinde 1.12.1993 ile 31.12.2005 tarihleri arasında çalıştığının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, duruşmanın 29.5.2013 günlü oturumunda tefhim edilen kısa karar ile ” Davanın kabulüyle, 2000 yılı öncesi için bilirkişi raporunda yapılan hesaba göre davalılardan …’ın işverenliğinde ve 30/04/2000-31/12/2002 arası ayda 30 gün esası ile davalılardan …’ın işverenliğinde ve 02/01/2003-31/12/2005 arası ayda 30 gün esası ile davalılardan …’ın işverenliğinde geçen ve kuruma bildirilmeyen sigortalı hizmeti bulunduğunun kabul ve tesbitine” karar verilmiş ise de gerekçeli kararda ” Davanın Kısmen Kabulüyle, Davacı … sigorta sicil numaralı …’ün 10/01/1994-31/12/2002 tarihleri arasında ayda 30 gün esası ile davalılardan … sicil numaralı … ünvanlı işyerinde ve 02/014/2003-31/12/2005 tarihleri arasında ayda 30 gün esası ile davalılardan … TC kimlik numaralı …’a ait işyerinde hizmet akdi ile çalıştığının kabul ve tespitine ” karar verildiği anlaşılmaktadır.
Hakimin son oturumda tutanağa yazdırıp tefhim ettiği karar, esas karar olup, sonradan yazılan gerekçeli kararın bu karara aykırı olmaması gerekir. Oysa zaptın 29.5.2013 günlü oturumda tefhim edilen kısa karar ile, gerekçeli kararın aykırı olduğu zaptın ve kararın incelenmesinden açıkca anlaşılmaktadır. Öte yandan konuyla ilgili 10.04.1992 günü ve 1991/7 Esas, 1992/4 karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca bu aykırılığın giderilmesi suretiyle gerçeğe ve hukuka uygun bir karar verilmesi gereği açıktır. Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin yazılı biçimde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazların kabul edilmeli, hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer temyiz itiraz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, 12.02.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.