Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2015/12996 E. 2016/5893 K. 04.04.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/12996
KARAR NO : 2016/5893
KARAR TARİHİ : 04.04.2016

Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde 01.10.2001-15.03.2010 tarihleri arasındaki çalışmalarının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R

1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı kanuni gerektirici nedenlere göre davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava, davacının 01/10/2001-15/03/2010 tarihleri arası eksik bildirilen sürelerin tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, yazılı olduğu şekilde istemin reddine karar verilmiş ise de, bu sonuca eksik araştırma ve inceleme sonucu varılmıştır.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasa’nın 79. ve 5510 sayılı Yasa’nın 86/8. maddeleri gereği bu tip hizmet tespiti davaları için özel bir ispat yöntemi öngörmemiş ise de, davanın niteliği kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerektiği Yargıtay’ın ve giderek Dairemizin yerleşmiş içtihadı gereğidir. Bu tür davalarda öncelikle davacının çalışmasına ilişkin belgelerin işveren tarafından verilip verilmediği yöntemince araştırılmalıdır.Yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları Kurumca tespit edilmeyen sigortalılar, çalışmalarını hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içerisinde mahkemeye başvurarak alacakları ilam ile ispatlayabilirlerse bu çalışmaların Kurumca dikkate alınacağı belirtilmiştir. Bu koşul oluşmuşsa işyerinin gerçekten var olup olmadığı, kanun kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığı eksiksiz bir şekilde belirlenmeli, daha sonra çalışma olgusunun varlığı özel bir duyarlılıkla araştırılmalıdır. Çalışma olgusu her türlü delille ispat edilebilirse de, çalışmanın konusu, niteliği, başlangıç ve bitiş tarihleri hususlarında tanık sözleri değerlendirilmeli, dinlenen tanıkların davacı ile aynı dönemlerde işyerinde çalışmış ve işverenin resmi kayıtlara geçmiş bordro tanıkları yada komşu işverenlerin aynı nitelikte işi yapan ve bordrolarına resmi kayıtlarına geçmiş çalışanlardan seçilmesine özen gösterilmelidir. Bu tanıkların ifadeleri ile çalışma olgusu hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmelidir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527, 30.6.1999 gün 1999/21-549-555- 3.11.2004 gün 2004/21- 480-579 sayılı kararları da bu doğrultudadır.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, davacı adına 16/07/2008-23/03/2010 tarihleri arası davalı işveren tarafından kısmi bildirim yapıldığı, 2001-2010 arası dönem bordrolarının getirtildiği, davacı tarafından gösterilen ve 2004-2009 arası bildirimi olan tanık Metin beyanında, davacının sorumlu müdür olarak çalıştığını, 2005 yılında İzmir’e gönderildiğini yaklaşık bir yıl orada çalıştıktan sonra tekrar Bursa’ya döndüğünü ve tekrar sorumlu müdür olarak çalışmaya başladığını, yine 2005-2006 arası bildirimi olan tanık Mualla beyanında, 2005-2006 yılları arası davacı ile bir yıl süreyle İzmir’de birlikte çalıştıklarını, yine 2008-2009 arası bildirimi olan tanık beyanında, 2008 yılında başladığında davacının şirket müdürü olarak çalıştığını, kendisinin ayrıldığında davacının çalışmasının devam ettiğini, bildirimleri 1-3 ay arası olan diğer tanıklar ise, kısa süreli çalıştıkları için davacıyı tanımadıklarını belirttikleri, taraflar arasında 2008 yılında düzenlenen ve ayda 3-10 gün arası soru formu hazırlama ve görüşme yapılması konusunda ve 11 ay süreli iş sözleşmesinin bulunduğu, davalı işverene ait işyerinin 25/06/1999 tarihinde kanun kapsamına alındığı anlaşılmaktadır.
Somut olayda, çalışmayı doğrulayan kısmi bordro tanıklarının beyanları dikkate alınmadan, dosyadaki dönem bordrolarından uyuşmazlık konusu dönemi kapsayacak şekilde bildirimi olan şahısları tespit edip beyanlarını almadan yazılı şekilde sonuca gidilmesi hatalı olmuştur.
Yapılacak iş; öncelikle dosyadaki dönem bordrolarından bordro tanıklarını resen tespit edip dinlemek, taraflar arasında 2008 yılında düzenlenen sözleşme dışında başka sözleşme bulunup bulunmadığını araştırmak varsa dosyaya ibrazını sağlamak, fiili çalışmayı doğrulayan kısmi bordro tanıklarının beyanları ile taraflar arasındaki sözleşmede gözönünde tutularak davanın nitelikçe kamu düzenini ilgilendirdiği nazara alınıp araştırma genişletilerek tüm deliller birlikte değerlendirilip sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine 04/04/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.